Seyitgazi’deki Küllüoba Höyüğü’nde bulunan yaklaşık 5 bin yıllık karbonize Küllüoba ekmeği, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi’nde kalıcı olarak sergilenmeye başladı. Tarihi eser, Türkiye’de bir müzede sergilenen ilk ekmek olma özelliğini taşıyor.
Eskişehir Eti Arkeoloji Müzesi’nde, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin katılımıyla “Küllerinden Doğan Ekmek: Restorasyondan Kalıcı Sergiye Küllüoba Ekmeği” konferansı ve ekmek teşhiri açılışı gerçekleştirildi. Programda konuşan Küllüoba Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Murat Türkteki ile Eskişehir Müze Müdürlüğü Restoratörü Hande Kılıç Yalçın, Seyitgazi ilçesindeki Küllüoba Höyüğü kazılarında bir evin eşik altına bilinçli olarak bırakılmış halde bulunan, yaklaşık 5 bin yıllık karbonize Küllüoba ekmeğinin keşif süreci, bilimsel analizleri ve restorasyon çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Konferansın ardından Türkiye’de bir müzede sergilenen ilk ekmek olma özelliğini taşıyan Küllüoba ekmeği, kalıcı vitrininde ziyarete açıldı.
EKMEĞİN ÖNEMİ KRİTİK
Küllüoba Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Türkteki , Küllüoba’da bulunan ekmeğin 2024 yılında lansmanla ilk defa sergilediklerini hatırlatarak, “Ardından ekmeğimiz, kalıcı sergi için hazırlanmak üzere restorasyon sürecine girdi ve bugün sizlerle yeniden ve kalıcı olarak buluşacak.Tabii ekmek çok önemli bir değer. Özellikle tarım toplumu için en önemli besin kaynağı. Ekmeğin diğer besinlerden ayrışan özelliği, ona atfedilen kutsallığı, bunu hatırlamak gerekir. Örneğin Mısır’da işçilere ekmek verilirdi emeklerinin karşılığı olarak. Yine Roma döneminde ekmek ve oyun birliktedir. Halkın bir şekilde idare edilebilmesi için de ekmek gereklidir. Ekmek o kadar önemlidir, o kadar kritiktir ki Fransız İhtilali’nin sebeplerinden bir tanesidir. Sovyet Devrimi’nin sebeplerinden bir tanesi ekmek kıtlığıdır” diye konuştu.
HİKAYESİNİ YAŞATACAĞIZ
Küllüoba’nın Seyitgazi’de, Yukarı Sakarya Ovası’nın batı kesiminde bir Tunç Çağı yerleşimi olduğunu aktaran Türkteki, “1996’dan beri hocam Prof. Dr. Turan Efe’nin başlatmış olduğu kazıları devam ettiriyoruz. Ekmeği bulduğumuz alana yoğunlaşmak istiyorum. 2022’den beri bu alanda çalışıyoruz. Höyüğün batı kesiminde birbirine bitişik evleri görüyorsunuz. Bu gördüğünüz alanlar yapıların doldurulmasıyla meydana gelmiş olan bir plan sistemini gösteriyor. Kırmızı toprağın yapıların içerisine doldurulması, aynı zamanda yapıların 3 metre yükseklikte duvar yüksekliğine ulaşması günümüze kadar ulaşmasını sağlıyor. Tabii bütün bunların sonunda çok zaman önce Küllüobalılar gittiler,. Ancak ekmeklerini ve tariflerini ve anlamlarını bize bıraktılar. Sonsuzluk için mayalanmış olarak. Biz de bu ekmeğin hikayesini de, kendisini de yaşatmaya çalıştık ve çalışıyoruz” dedi.
ÖZGÜN YAPIYI KORUDUK
Eskişehir Müze Müdürlüğü Restoratörü Yalçın ise, 5 bin yıllık ekmeğin koruma ve restorasyon sürecini anlatarak, “Külüoba ekmeği müzemize getirildiğinde bunun sıradan bir koruma çalışması olmayacağını tahmin ediyorduk. Oldukça kırılgan bir organik buluntuyla karşı karşıyaydık. Heyecanlıydık ve heyecanımıza aynı zamanda ekmeğin özgün yapısını koruma sorumluluğu da eşlik ediyordu. Ve dolayısıyla aklımızda pek çok soru vardı aslında. Bunlardan bazıları bu koruma sürecinde nasıl bir strateji izleyeceğimiz, ekmeğin nasıl bir çevresel koşulda korunması gerektiği, dünyada böyle bir çalışma yapılıp yapılmadığıydı. Yürüttüğümüz tüm bu koruma süreci aslında bilimsel verilere yanıt arayarak şekillendi” ifadelerini kullandı.
Kaynak : HABER MERKEZİ


















