
Bu söz, sadece politik bir söylem değildir. Aynı zamanda ahlaki bir duruştur.
Bugün, her bireyin olup biteni görebildiği, duyabildiği ve anlayabildiği bir çağda, gerçek artık gizlenemez. Milletler uyanıyor.
Ancak, küresel farkındalık artmış ve kamu vicdanı yükselmiş olsa da, bazı güçlü devletler hâlâ dünyanın uyuduğunu zannetmektedir. Bu durum kabul edilemez.
“BU ZULÜM DURDURULMALI”
Akar, İsrail’in Filistin’e yönelik soykırım saldırılarına da değindi:
Filistin’de yaşanan soykırım karşısında dünya sessiz kalamaz. Bir kez daha ve yüksek sesle diyoruz ki: Bu zulüm durdurulmalı. Ve aynı inançla tekrarlıyoruz:
“Dünya beşten büyüktür.”
Eğer gerçekten demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanıyorsak, kendimize şu soruyu sormalıyız:
Bu değerlere en çok ihtiyaç duyulduğu anlarda da gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz?
Bugün, dünya genelinde insanlık değerlerinin aşındığını görüyoruz. Eşitsizlik, yoksulluk, iklim krizi, savaşlar, enerji ve gıda güvensizliği—bunlar soyut kavramlar değil, milyonlarca insanın her gün yaşadığı somut gerçeklerdir.
Ve tüm bu sorunların kalbinde şu hakikat yatar:
Her insan, onurlu bir yaşamı hak eder. Bu bir ayrıcalık değil; en temel insan hakkıdır.
“KARADENİZ, DÜNYANIN EN BARIŞÇIL DENİZLERİNDEN BİRİ OLSUN”
“Krizlerin bedeli de, kalkınmanın meyvesi de paylaşılır. Ne biri tek başına önlenebilir, ne diğeri tek başına yaşanabilir.” ifadelerini kullanan Akar, Karadeniz’in güvenliğine ise şu sözlerle değindi:
Uluslar, sınırlar ve toplumlar arasında sürekli iletişim ve iş birliği içinde olmalıyız. Ancak bu şekilde insan onurunun her yerde korunmasını sağlayabiliriz.


















