İçinizdeki öfkeyi yönetemezseniz bedelini bir kişi değil toplum öder

spot_img


“Canım istedi” diyerek işlenen bir suç… Bu cümle yalnızca bir bireyin değil, toplumun ruh sağlığının da aynası. Dürtü ile davranış arasındaki mesafenin kısaldığı, empatinin zayıfladığı, şiddetin sıradanlaştığı bir dönemde yaşıyoruz. İnsan, içindeki karanlığı yönetmeyi ne zaman öğrenir ve biz bunu çocuklarımıza gerçekten öğretiyor muyuz?

Bu hafta yine bir haber düştü ekranlara. Bir adam, tanımadığı bir kadını bıçakladı. Gerekçe olarak da şunu söyledi: Canım istedi. İnsan bu cümleyi duyunca donup kalıyor. Çünkü burada bir kavga, geçmiş, hesaplaşma yok. Sadece dürtü var. Bir insanın “canı istedi” diye başka bir insanın hayatına kast edebilmesi, sadece bireysel bir sorun değildir. Bu, toplumun ruh sağlığıyla ilgili ciddi bir alarmdır. Bir yetişkinin “canım istedi” demesi aslında çocukluk cümlesidir. Çocuk oyuncak, çikolata ister, sinirlenince vurur. Ama yetişkinlik dediğimiz şey, istemekle yapmak arasına mesafe koyabilmektir. Bir insanın zihninde dürtü oluşur. Bu normaldir. Hepimizin zihninden zaman zaman öfke, saldırganlık, bağırma isteği geçer. Ama bizi insan yapan şey, o dürtüyü yönetebilme kapasitesidir. Eğer bir yetişkin, içinden geçen her isteği eyleme dönüştürüyorsa, orada ciddi bir psikolojik fren kaybı vardır. Bu bireysel bir patoloji olabilir. Ama aynı zamanda kültürel bir zayıflık da olabilir.


DÜRTÜ KONTROLÜ NEDEN ÖNEMLİDİR?

Beynimizde iki sistem vardır. Biri hızlı ve dürtüseldir. Diğeri yavaş ve değerlendiricidir. İlki “şimdi yap” der. İkincisi “dur, düşün” der. Sağlıklı bir toplumda ikinci sistem güçlüdür. Bir insan sinirlendiğinde hemen yumruk atmaz. Bir insan reddedildiğinde hemen zarar vermez. Bir insan içinden bir şiddet isteği geçtiğinde onu filtreden geçirir. Bu filtre çocuklukta gelişir. Eğer bir çocuk sınır görmeden büyürse, öfke regülasyonu öğrenmezse, empati eğitimi almazsa, büyüdüğünde dürtüleriyle baş başa kalır. Ve dürtü eğitimsizse, tehlikelidir.


EGO KIRILAN DUYGUNUN MASKESİDİR

Birçok erkek çocuk şu mesajlarla büyüyor: Ağlama, zayıf görünme, korkma, geri adım atma, istediğini al. Bu mesajlar duygusal körlük yaratır. Bir erkek çocuk üzüldüğünde ağlayamazsa, o üzüntü öfkeye dönüşür. Öfke bastırılırsa, patlamaya dönüşür. Toplum ruh sağlığı açısından baktığımızda, erkeklerin duygusal eğitim almaması ciddi bir risk faktörüdür. Duyguyu tanımayan insan, dürtüyü yönetemez. Birine zarar vermek, bazı zihinlerde güç hissi yaratır. Özellikle iç dünyasında değersizlik, yetersizlik ve görünmezlik yaşayan bireyler için zarar verme davranışı, sahte bir güç üretir. Birini korkutmak, birini yaralamak, birini sindirmek… Bunlar geçici bir “varım” hissi verir. Ama o güç gerçek değildir. O güç, kırılan bir egonun maskesidir. Toplum olarak kırılgan egolar yetiştiriyorsak, bunun sonuçları sokakta çıkar. En korkutucu şey şu: Alışıyoruz. Her gün bir haber. Her gün bir şiddet vakası. Bir süre sonra beyin kendini korumak için duyarsızlaşır. “Yine mi, bu ülkede normal, yapacak bir şey yok. İşte tam burada toplum ruh sağlığı yara alır. Şiddet sıradanlaştığında artar. Sıradanlaşan kötülük büyür. Canı istedi bıçakladı. Bu ifade tehlikelidir. Çünkü istemekle öldürmek arasında masum bir bağ kurar. Oysa istemek bir duygu, şiddet bir suçtur.


RUH SAĞLIĞI EVDE BAŞLAR

Bir adam “canım istedi” diyorsa, aslında şunu söylüyor olabilir: İçimdeki karanlığı tanımadım, onu yönetmeyi öğrenmedim, kimse bana durmayı öğretmedi.” Bu mesele bir kadın meselesi değil. Bu mesele insanlık meselesi. Toplum ruh sağlığı dediğimiz şey, sadece hastanelerle ilgili değildir. Bu, evde başlar. Çocuğuna duygusunu soran anneyle başlar. Oğluna ağlamanın ayıp olmadığını söyleyen babayla başlar. Sınır koyabilen ama aşağılamayan ebeveynle başlar. Şiddeti sadece kınamak yetmez. Şiddeti anlamak ve önlemek gerekir. “Canım istedi” cümlesi bir alarmdır. Bu alarmı duymak zorundayız. Çünkü insan hayatı, hiçbir dürtüden küçük değildir.


TRAVMA KADER DEĞİLDİR

Dil, bilinçaltını şekillendirir. Eğer şiddet eylemleri sıradan bir cümleyle aktarılırsa, zihin onu sıradanlaştırır. Toplum ruh sağlığını korumak için medya dili de sorumluluk taşır. Şiddet tek bir alana ait değildir. Bu bir ruh sağlığı, eğitim, hukuk, kültür sorunudur. Sadece “akıl hastasıdır” deyip geçemeyiz. Çünkü birçok şiddet faili klinik olarak psikotik değildir. Onlar sıradan insanlardır. Ama iç dünyaları düzensizdir ve düzensiz iç dünya, kontrolsüz davranış üretir. Bazı zihinlerde kadınların özgürce var olması tehdit gibi algılanabiliyor. Bu tehdit gerçekte dışsal değil, içseldir. Kendi yetersizliğiyle yüzleşemeyen zihin, dışarıda bir düşman üretir. Toplum ruh sağlığı açısından bakıldığında, güç dengesizliği olan her ortamda şiddet riski artar. Şiddet çoğu zaman kuşaktan kuşağa aktarılır. Şiddet gören çocuk, şiddeti normal sanır. Aşağılanan çocuk, aşağılamayı öğrenir. Duygusu bastırılan çocuk, bastırmayı öğretir. Bu zincir kırılmadıkça devam eder. Ama önemli bir nokta var: Travma kader değildir. Bir insan travma yaşamış olabilir. Bu, başkasına zarar verme hakkı vermez.


EN BÜYÜK KIRILMA: EMPATİ EKSİKLİĞİ

Bir insan tanımadığı birine zarar verebiliyorsa, orada empati kopmuştur. Empati demek, karşımdaki kişinin de benim gibi korkabileceğini, acıyabileceğini, hayalleri olduğunu bilmek demektir. Empati çocuklukta öğrenilir. Çocuk yere düştüğünde “canı yandı” denirse, o çocuk başkasının canını önemsemeyi öğrenir. Ama çocuk şiddet görürse, aşağılanırsa, duyguları yok sayılarak büyürse: O zaman empati gelişmez. Empati gelişmeyince insan, karşısındakini insan olarak değil, obje olarak görür. Objeleşen insanın canı önemsizleşir. İşte tehlike burada başlar.


ŞİDDET DİLİNİ NORMALLEŞTİRME

Dürtü ile davranış arasına mesafe koymayı öğretmeliyiz. Hepimizin içinde saldırgan bir parça vardır. Bu biyolojiktir. Ama medeniyet, o parçayı tanımak ve yönetmektir. Eğer bir toplum, kendi karanlığıyla yüzleşmiyorsa, o karanlık bir gün kontrolsüz biçimde dışarı taşar.


Duygusal eğitim müfredata girmeli

Erkek çocuklara empati öğretilmeli

Öfke yönetimi eğitimi yaygınlaşmalı

Ruh sağlığı hizmetleri erişilebilir olmalı

Şiddet dili normalleştirilmemeli



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img