Trabzon’da kaybederken tok görünenlerin yerine açlar oturmalıydı masaya. Açlık Oyunları oynayacaktı İzmir’de. Okan Buruk, İlkay, Boey ve Asprilla’ya forma verirken en uçta Barış’ın golcülüğünden daha çok, yapacağı prese ve stoperleri topsuz koşularıyla bozmasını umuyordu.
Haftalardır ‘kornerleri neden atıyor?’ diye sorduğum Barış, bu kez yapılan ortadan gelen topu filelere yolladığında ilk çeyrek olmamıştı. İlkay önderliğinde orta sahaya gelen sakinliği bozacak adamlar Asprilla ve Sane’nin driblingleriydi. Başarılı da oldular, İlkay’ın şutuyla tabela 2-0 olduktan sonra Sallai iki pozisyonu değerlendirse Galatasaray soyunma odasına kafası rahat gidecekti.
İlk yarıda 3 hücum geliştirebilen, yüzde 68 pas yüzdesiyle oyun kurmakta zorlanan Göztepe, ikinci yarıya fırtına gibi başladı. Yoğun pres Galatasaray’ı türbülansa sokarken 15 dakikalık dilimde ev sahibi farkı bire indirdi, 3 net pozisyonu Uğurcan kurtardı ve bir de akıllara ziyan bir gol kaçırdılar… Oyunu soğutması gerekirken Sane’nin basit top kayıplarıyla maç ortada havası varken günün ikinci korner golünde Lemina çıktı sahneye ve orada tabelayı öldürdü. Evinde sadece Trabzon’a kaybetmiş, etkili tribünleri önünde 13 maçta sadece 7 gol kalesinde gören Göztepe’yi 3 golle geçen Galatasaray, sadece ev sahibi taraftarları değil başkalarından medet umanları da üzdü dün akşam. Buruk ve takımı kendi maçlarına baksınlar, önde olan değil arkadakinin telaşıdır yetişmek… Maçın adamı ilk yarıda 1-0 iken karşı karşıya kurtaran, ikinci yarıda da 3 pozisyonu engelleyen Uğurcan ve iyi futbolunu golle süsleyen Lemina…

















