Ukrayna ve İran savaşından çok önce 44 günlük 2020’deki Karabağ Savaşı küresel güvenlik mimarisinde köklü dönüşümlere yol açarak savaş ve savunma endüstrisinin paradigmasını değiştirdi. Türk SİHA’larının devrimsel etkisi artık her alanda hissediliyor. Savaşların yeni grameri artık ucuz dronlar, asimetrik tehditler ve yıkımlardan kimsenin azade olamayışıyla tanımlanıyor.
Bir bakıma kaos ve yıkım sadece cephedeki askerler, radar merkezleri, jet hangarları, mühimmat depoları, kritik haberleşme merkezleri ve silah fabrikaları ile sınırlı değil. Savaşlarda artık her şey ve herkes birer hedef. Askeri uzmanlar bunu ‘yıkımın demokratikleşmesi’ diye tanımlıyor.
Haliyle kimse dokunulmaz ve ulaşılmaz değil artık. Devlet başkanları evlerinden apar topar alınabiliyor. Veya İran’da görüldüğü üzere dini liderler en korunaklı saraylarında suikasta maruz kalabiliyor. Çocuklardan kadınlara, bilim adamlarından turistlere kadar herkes yeni teknolojinin menzilinde yer alıyor.
***
Zira düşük maliyetli, seri üretimli insansız hava araçları (İHA’lar) cephede hem belirleyici hem de karar verici bir faktöre dönüşerek modern savaşların ekonomi-doktrinini temelden değiştiriyor. Yüksek maliyetli, üretimi sınırlı ve uzun zaman alan konvansiyonel silah sistemleri sadece birkaç bin dolara mal olan, hızla üretilebilen ve kapasite açısından hayli öldürücü ve işlevsel durumdaki İHA’lar tarafından kolayca etkisiz hale getiriliyor.
Ukrayna ve İran savaşlarında sıkışan Rusya ile ABD gibi iki süper, savaş doktrinlerini ‘düşük maliyetli tehditlere düşük maliyetli yöntemlerle karşı koymak’ şeklinde değiştirmek zorunda kaldı.
Türkiye’nin liderlik ettiği bu teknolojik devrimde İHA’lar artık yeni askeri gücün parametresi haline geldi. İHA’lar sayesinde orta ölçekli ülkelerin askeri potansiyeli arttı. Zira son yıllardaki savaşlarda görüldüğü üzere on milyonlarca dolara mal olan tank, uçak ve hava savunma sistemleri birkaç bin dolarlık dronelar tarafından devre dışı bırakıldı.
***
Bu tablo en üstün orduları bile güç yapılarıyla tedarik zincirlerini yeniden dizayna zorluyor. İHA’larla zayıf ülkeler bile savaşlarda artık caydırıcı bir aktöre dönüşebiliyor.
Önce Kızıldeniz şimdi de Hürmüz Boğazı krizi ile birlikte İHA’ların dünya enerji nakli ve ticaretinin hayat damarı konumundaki güzergâhları nasıl işlevsiz hale getirdiğini tecrübe ettik.
Dolayısıyla yeni savaşlarda şiddet eşiği düşerken süper güçlerin şiddet tekeli de el değiştiriyor. Ucuz maliyet ve hızlı üretim ağı ile simgelenen yeni savaş teknolojisi, küresel güvenlik doktrinlerini altüst ediyor.
Zayıf aktörlerin İHA’lar sayesinde elde ettiği asimetrik operasyonel avantajlar, çatışmaların eşiğini düşürerek kronikleşen sorunların kısa sürede çözülmesine katkı sunuyor. Savaşların değişen bu ekosistemi ve paradigması diplomatik çözümler başta olmak üzere diğer bütün alanlarda da uzlaşı iklimini zorunlu kılıyor.


















