Güldüğüne bakmayın onun derin yaraları var

spot_img


Kortların en gürültülü, en enerjik ve en sahici şampiyonlarından biri o… 1.82’lik boyu, sağ bileğindeki kaplan dövmesi ve topa her vurduğunda tribünleri sarsan çığlıklarıyla tenis dünyasının gördüğü en kendine has figürlerin başında geliyor Aryna Sabalenka… Ancak onu sadece güçlü servisleri veya sert forehand’leriyle tanımlamak, renkli dünyasına büyük haksızlık olur. O, tenis dünyasının hem en neşeli ‘kankası’ hem de o neşenin ardında derin trajediler ve isyanlar barındıran güçlü bir kadını… Hikayesi, 5 Mayıs 1998’de Belarus‘un başkenti Minsk’te başladı. Sporcu bir aileye doğmuştu; babası Sergey Sabalenka eski bir hokey kalecisiydi, annesi Yulia ise ev hanımı… Babasının spor geçmişi, Aryna’nın genlerindeki o rekabetçi ve asla pes etmeyen ruhun en büyük kaynağı oldu. Peki, bu küçük kız çocuğunun tenisle yolu nasıl kesişti? Cevap, tamamen tesadüf… 6 yaşındayken, babası onunla Minsk’te gezinirken yol kenarında açık tenis kortlarını gördü.

Arabayı sağa çekti ve “Hadi gel, bir deneyelim” dedi. Aryna o gün eline aldığı raketi bir daha hiç bırakmadı: “Tenise tesadüfen başladım ama o gün kortta hissettiğim o topa vurma hissi, hayatımın geri kalanını belirledi.” Aryna’nın kortta kükreyen tarzı ve sağ kolundaki o meşhur kaplan dövmesi de bu hırslı çocukluğun ve Belarus kortlarında verilen sert mücadelenin birer nişanesi olarak kazındı tenine… Tenis turnuvaları, doğası gereği sporcular için oldukça yalnız ve stresli yerlerdir. Ancak Sabalenka, bu soğuk ve gergin atmosferi kırmayı başaran nadir karakterlerden biri. Onun bu neşeli dünyasının en büyük ortağı ise erkekler tenisinde tarihin en iyisi Novak Djokovic… İkilinin arasındaki dostluk, sıradan bir meslektaş ilişkisinin çok ötesinde, tam anlamıyla bir ‘kankalık’ hikayesi… İkili, sosyal medyanın en sevilen, en çok izlenen tenis videolarının başrollerinde.

KORTUN ARKASINDAKİ SIRDAŞLIK

Turnuvaların antrenman kortlarında karşılaştıklarında birbirlerine laf atmadan geçmeyen, soyunma odası koridorlarında çılgın dans videoları çeken bu ikili, tenisin sert yüzünü yumuşatıyor. Aryna, Novak’ın o meşhur taklit yeteneğine ayak uydurabilen, esprilerini göğsünde yumuşatıp daha sert bir espriyle geri dönen tek kadın tenisçi. İkilinin birlikte çektiği, birbirlerinin şapkalarını çaldıkları, antrenman yaparken arka planda garip dans figürleri sergiledikleri videolar, milyonlarca izlenmeye ulaşıyor. Bu eğlence sadece sosyal medya klipleriyle de sınırlı kalmadı; onları kortta beraber oynarken izlemek de tenisseverler için her zaman büyük bir şölene dönüştü. Büyük Grand Slam turnuvaları öncesi düzenlenen hayır ve gösteri maçlarında (özellikle Avustralya Açık ve ABD Açık öncesi yapılan etkinliklerde) karışık çiftler ya da birbirlerine karşı oynadıkları maçlar, tenisten ziyade bir komedi şovunu andırıyor. Novak’ın Sabalenka’nın o meşhur servis çığlıklarını taklit ettiği, Sabalenka’nın ise “Senden daha sert vuruyorum Nole!” diyerek Djokovic’e meydan okuduğu o anlar, kortta devleşen iki süperstarın aslında çocuksu bir neşeyle oyuna nasıl aşık olduklarını tüm dünyaya gösteriyor. Novak’ın, “Turun en pozitif enerjisi” dediği Sabalenka da onun her zaman akıl hocası ve en zor anlarında onu güldürmeyi başaran bir sırdaş olarak tanımlıyor.

ÜST ÜSTE KAYIPLAR YAŞADI

Hayat, Sabalenka için her zaman kahkahalardan ibaret kalmadı. İlk büyük darbe, 2019 yılında babası Sergey’i 43 yaşındayken ani bir şekilde kaybetmesi oldu. Babası sadece onun yol göstericisi değil, hayatının merkezindeki insandı. Uzun süre kortta kazandığı her zaferden sonra gökyüzüne bakıp ağlamasının sebebi, babasına verdiği “Grand Slam kazanma” sözünü tutma çabasıydı. 2024 Avustralya Açık’ta ilk grand slam şampiyonluğunu kazanmayı başardı. Tam bu acıyı sarmış, kortta yeniden ayağa kalkmışken 2024 Mart’ta Miami Turnuvası sırasında sevgilisi, eski hokey oyuncusu Konstantin Koltsov’un Miami’de bir otel balkonundan düşerek hayatını kaybetti. Sabalenka, hayatının en büyük şoklarından birini yaşarken kameralar karşısına geçmek, o acıyla kortta raket sallamak zorunda kaldı. Bunun da ötesinde, ülkesi Belarus’un içinde bulunduğu jeopolitik durum ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle uğradığı siyasi baskılar, soyunma odasında bazı meslektaşlarının ona sırtını dönmesi ve basın toplantılarında tenis yerine sürekli siyaset konuşulmak zorunda kalınması, Aryna’yı duygusal olarak tüketti.

EŞİTLİK İSYANI: YETER ARTIK!

Sabalenka’yı tenisten soğutan bir diğer büyük etken ise kadın tenisçilerin maruz kaldığı ekonomik adaletsizlikler oldu. Dünyanın her yerinde oyunun kurallarını erkekler belirliyor. Aryna da, kadın tenisçilerin erkeklerle aynı emeği vermesine, aynı antrenmanları yapmasına ve kortta aynı fiziksel acıları çekmesine rağmen neden hala birçok turnuvada erkeklerin gerisinde para ödülü aldığını yüksek sesle sorgulayan bir lider haline geldi: “Biz de kortta saatlerce savaşıyoruz, kortları dolduruyoruz. Erkeklerin kazandığı paraların yanında aldıklarımız bazen emeğimize saygısızlık gibi hissettiriyor. Bu spora ömrümüzü veriyoruz ama karşılığı her zaman eşit olmuyor.” Bu isyan, kortta amacını, çektiği acıların bu adaletsizliğe değip değmediğini sorgulamasına yol açtı.

UMARIM KENDİMİ TOPARLAYABİLİRİM

Tüm bu birikmişlik, Roland Garros çeyrek finalindeki o dramatik mağlubiyetle bir patlama noktasına ulaştı. Korttaki büyük hayal kırıklığının ardından basının karşısına geçtiğinde maskesini indirdi: “Şu an tenisi bırakmak, her şeyi arkamda bırakıp gitmek istiyorum. Umarım zihinsel olarak kendimi toparlayabilirim.” Kortların o gülen yüzü, hayatının en büyük yol ayrımında; raketi sonsuza dek bırakmakla, yeniden kükremek arasında incecik bir çizgide yürüyor. Umudumuz yarın başlayacak Wimledon’da onun savaşçı kimliğine geri kazanması, sonrası çorap söküğü gibi gelecektir.


Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img