Kokusuyla evi saran yaz meyvesi! Şeftaliyi doğru seçmenin yolları

spot_img


Bazı meyveler vardır, sadece yenmez; yaşanır. Şeftali de tam olarak böyledir. Bir ısırık aldığınız anda çocukluğunuzun bahçesine, anneannenizin mutfağına, gölgesinde oturduğunuz dut ağacının altına ya da denizden çıkıp tuzlu ellerinizle yediğiniz o ilk yaz meyvesine götürür sizi.

Benim için şeftali, yazın en zarif meyvesidir. Ne karpuz kadar gösterişlidir ne de kiraz kadar nazlı… Ama kokusuyla bütün evi doldurur. Bir kaseye koyarsınız, daha yemeden yaz kokmaya başlar.

Aslında şeftalinin hikâyesi sandığımızdan çok daha eskiye dayanıyor. Yaklaşık dört bin yıl önce Çin’de yetiştirilmeye başlanan bu güzel meyve, o dönemde ölümsüzlüğün ve uzun yaşamın simgesi kabul ediliyormuş.

Çin resimlerinde ve efsanelerinde sıkça karşımıza çıkan şeftali, daha sonra İpek Yolu sayesinde önce İran’a, ardından Anadolu’ya ve Avrupa’ya ulaşmış.

Hatta Latince bilimsel adı olan Prunus persica, ‘Pers meyvesi’ anlamına geliyor. Uzun yıllar Avrupa, şeftalinin İran kökenli olduğunu düşünmüş.

Oysa gerçek yolculuğu Çin’den başlamış. Anadolu ise bu yolculuğun en bereketli duraklarından biri olmuş.

Bugün Türkiye, dünyanın önemli şeftali üreticileri arasında yer alıyor. Öyle güzel şeftalilerimiz var ki her bölgenin aroması birbirinden farklı.

Bursa’nın meşhur şeftalisi sulu yapısıyla yıllardır ününü koruyor. ‘Bursa şeftalisi’ denildiğinde akla ilk gelen şey, mis gibi kokusu ve bol suyudur.

Çanakkale’nin Ezine ve Bayramiç ilçelerinde yetişen şeftaliler ise Kaz Dağları’nın temiz havası ve zengin mineralli toprağı sayesinde yoğun aromalarıyla öne çıkar. İzmir’in Kemalpaşa ve Menemen ovalarında yetişen şeftaliler, Ege güneşinin verdiği tatlılıkla sofralara gelir. Mersin ve Adana’da hasat daha erken başlar; böylece yazın ilk şeftalileri bu bereketli topraklardan çıkar.

Pazarda şeftali seçerken de birkaç küçük ayrıntıya dikkat etmek gerekir. Öncelikle koklayın… Gerçekten olgunlaşmış bir şeftali uzaktan bile kendini belli eder. Kokusu yoksa tadı da çoğu zaman beklediğiniz kadar yoğun olmaz.

Rengine aldanmayın; kırmızı olması her zaman tatlı olduğu anlamına gelmez. Hafifçe bastırdığınızda çok sert değil ama elinizin altında nazikçe esniyorsa tam kıvamındadır. Ezilmiş, kararmış ya da buruşmaya başlamış olanları ise almamakta fayda var.

Bir de şu konu var… Şeftaliyi buzdolabına koymak.

Ben mümkün olduğunca hemen koymuyorum. Eğer çok olgun değilse birkaç gün oda sıcaklığında bekletiyorum. Çünkü soğuk, şeftalinin aromasını biraz bastırabiliyor. Tam olgunlaştığında ise buzdolabına alıp serin serin yemeye bayılıyorum.


Şeftali nasıl seçilir?

Şeftali seçmek aslında biraz sabır, biraz da burun işidir. En güzel şeftaliyi bulmak için önce gözünüzü değil, burnunuzu kullanın.

Olgun bir şeftali daha kasanın içindeyken mis gibi kokusunu etrafa yayar. Eğer hiçbir kokusu yoksa, büyük ihtimalle dalından erken koparılmıştır ve aroması tam gelişmemiştir.


Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img