Türk diplomasi ve savunma tarihi açısından benzersiz günlerden geçiyoruz. Başkent, “Zirve içinde Zirve”olarak adlandırabileceğimiz bir dizi toplantıya ev sahipliği yapıyor. Bugün, “Türk-Amerikan İlişkilerinde Yeni Ufuklar Zirvesine” tanık olacağız. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ı ağırlayacak. 17 yıl aradan sonra bir Amerikan Başkanı, Ankara’ya gelecek. İki ülke, geride bıraktığımız yıllarda “Derin ABD!” tarafından içi boşaltılan “stratejik ortaklık” kavramına yeni bir anlam ve yeniden önem kazandıracak. Unutmayalım! Trump, NATO‘nun Avrupalı müttefiklerine bir hayli kırgın hatta kızgın. Açıkça ifade ettiği üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hatırına zirveye katılma kararı aldı. Yine Erdoğan’ın “lider diplomasisi” sayesinde NATO Oturumuna katılımını, öncelikle Türkiye’ye resmi ziyarete dönüştürdü.

Yarın gerçekleşecek NATO Ankara Zirvesi’nde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük görev düşüyor. Daha doğrusu, Avrupa’nın önde gelen ülkeleri, NATO’nun geleceğine dair tereddüt oluşmaması için Erdoğan’dan, Başkan Trump’ı ikna etmesini, tabiri caizse frenlemesini bekliyor.
Erdoğan’ın, NATO liderlerine “özel yapım tabanca” hediye etmesi planlanıyor. Uluslararası ilişkilerde ve kültürel protokollerde devlet adamlarına tabanca verilmesi “güç, ittifak, bağlılık ve karşılıklı saygıyı”sembolize ediyor. Haliyle, Külliye kurmay ekibinin keskin aklının ürünü olduğu anlaşılan bu hediye seçimi, günün mana ehemmiyetine denk düşüyor.
***
Burada, Başkan Trump’ın, Türkiye programına ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Zira, “Erdoğan ile Trump arasındaki doğrusal temas trafiği” ile son dönemde Ankara için kritik ehemmiyet arz eden iki mesele çözüldü. Öncelikle, milli beka ölçeğindeki Suriye- YPG sorunu çözüm yoluna girdi. Suriye’nin siyasi egemenliği ve toprak bütünlüğü güvenceye alınırken, Türkiye’nin de güvenlik endişeleri büyük ölçüde giderildi.
Özellikli çizgide ilerleyen Erdoğan-Trump diyaloğu sayesinde, Türkiye’nin başını ağrıtan Halkbank dosyası da neredeyse sıfır maliyetle kapatılabildi.
Şimdi sırada, KAAN savaş uçakları için ABD’den tedarik edilecek F-110 motorları var. Esasen bu da geçici bir formül. Türkiye, milli motorunu geliştirme aşamasından seri üretime geçinceye kadar F-16’larda kullanılan bu motorların, KAAN’a uyarlanması mümkün. Nitekim, KAAN’ın ilk prototipinde başarılı netice de alındı.
Bunun yanı sıra, Türk Hava Kuvvetleri adına üretilen F-35 uçaklarının teslimi de tartışmasız gereklilik. Ve nihayet Ankara’nın; ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası’nın (CAATSA) kapsama alanı dışına çıkarılmasına dair irade beyanı da yeni dönemin habercisi olacak.
Böylece, “Gazze Barış Planına, Rusya-Ukrayna Anlaşma Arayışına ve Ortadoğu’da Bölgesel Sahiplenme Projesine” fırsat penceresi açılabilecek. “Karadeniz’de barışçıl statükonun korunması, Avrupa’nın güvenlik mimarisinin inşası ve Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarının adil paylaşımı” başlıkları da Türkiye’nin merkezi konumunu pekiştirecek.
***
Bu vesileyle iki hususa daha değinmek istiyorum.
Birincisi, “Lider Eşleri Diplomasisi.” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın Çankaya Köşkü’nde düzenlediği program gerek insani gerekse kültürel ve sanatsal yönüyle çok etkileyici. Zirve marjında ülkemize gelen devlet ve hükümet başkanlarının eşleriyle “Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik: Gelecek Nesli Korumak” temalı yuvarlak masa toplantısı düşünülmesi, başlı başına evrensel mesaj taşıyor. Hanımefendi, konuklarına Türk mutfağının en seçkin gastronomik lezzetlerini de ikram edecek. Yemek masalarına Türk nakış sanatını ve kültürünü yansıtan özel dokuma örtüler serilecek. Lider eşleri; Mezopotamya, Anadolu, Osmanlı ve Türk devletlerinin görsel hafızasını taşıyan kumaşlar, dokumalar ve el işçiliği koleksiyonlarını da yakından inceleme fırsatı bulacak.
İkincisi… Medya organizasyonundaki performans. NATO, G-20, BM, IMF-Dünya Bankası, AB Zirveleri izlemiş bir gazeteci olarak Külliye’de Millet Kütüphanesinde kurulan Uluslararası Medya Merkezi’nin takdire şayan olduğunu vurgulamak bizim için bir görev. Çalışma ortamıyla, basın toplantısı odalarıyla, yayın noktalarıyla, Türk misafirperverliğinin örnekleriyle, yemek servisiyle benzersiz bir standart oluşturulmuş. Yabancı basından edindiğim izlenim, NATO Zirvelerinin bundan böyle sadece Türkiye’de düzenlemesi yönündeydi. Bu vesileyle İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibine teşekkür edelim. İnşallah önümüzdeki iki gün de bu başarı sürer ve Zirve, Türkiye’nin menfaatleri için hayırlara vesile olur.

















