Yaklaşık 1 milyon öğrenci ile velilerinin heyecanla beklediği 2026 Liselere Geçiş Sınavı (LGS), 10 Temmuz Cuma günü açıklanıyor. Kimileri hayalini kurduğu liseye yerleşmenin sevincini yaşarken, kimileri istediği puanı alamadığı için hayal kırıklığı yaşayabilir. Oysa uzmanlar, LGS’nin çocukların geleceğini belirleyen bir kader sınavı gibi görülmesinin hem pedagojik hem de istatistiksel olarak doğru olmadığını söylüyor. Türkiye’de liseye geçen öğrencilerin yalnızca yaklaşık yüzde 20’si LGS’yle öğrenci alan okullara yerleşiyor. Yaklaşık yüzde 80’i ise adrese dayalı yerel yerleştirme sistemiyle eğitimine devam ediyor. Buna rağmen birçok aile “İyi lise olmazsa iyi üniversite de olmaz” düşüncesiyle hareket ediyor. Oysaki veriler bunu tam tersini söylüyor. 2025 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına göre üniversiteye yerleşen devlet lisesi öğrencilerinin büyük bölümü adrese dayalı yerel liselerden mezun oldu.
VERİLER NE DİYOR?
Eğitim Uzmanı Salim Ünsal’ın hazırladığı çalışmaya göre geçen yıl devlet liselerinden lisans programlarına yerleşen 316 bin 281 öğrencinin 193 bin 960’ı, yani yüzde 61.3’ü yerel yerleştirmeyle öğrenci alan liselerden mezun oldu. 122 bin 321’i, yani yüzde 38.7’si ise LGS’yle öğrenci alan liselerden mezun. Başka bir ifadeyle, üniversiteye yerleşen her 10 öğrenciden 6’sı yerel liselerden çıktı. Bu tablo, “Sınavla öğrenci alan liseye gidemezsem başarılı olamam” algısının gerçeği tam olarak yansıtmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.
PEK ÇOK ALANDA FARK ATTILAR
Yerel yerleştirmeyle öğrenci alan liseler pek çok alanda üniversiteye daha fazla öğrenci gönderdi. İletişim bilimlerinde üniversiteye yerleşen öğrencilerin yüzde 79.7’si, turizm ve tanıtım bilimlerinde yüzde 79.3’ü, dil ve edebiyat bilimlerinde yüzde 78.1’i yerel liselerden mezun oldu. İktisat ve ticaret bilimlerinde yerel liselerin payı yüzde 73.2, sosyal ve kültürel bilimlerde yüzde 72.6, sanat ve tasarım bilimlerinde yüzde 70.1, eğitim ve pedagoji bilimlerinde yüzde 66.6, hukuk ve yönetim bilimlerinde ise yüzde 64.5 olarak hesaplandı. Veriler, üniversite başarısının yalnızca LGS ile öğrenci alan okullara bağlı olmadığını, öğrencinin akademik gelişimi, çalışma disiplini ve lise yıllarında gösterdiği performansın belirleyici olduğunu ortaya koydu.

ÖNLİSANSTA AÇIK ARA ÖNDELER
İş dünyasının tabiri caizse mumla aradığı ara elaman ihtiyacını karşılayan önlisans programlarında ise tablo tamamen değişiyor. 2025 YKS‘de önlisans programlarına yerleşen devlet lisesi öğrencilerinin 70 bin 659’u yerel liselerden, 18 bin 950’si ise LGS ile öğrenci alan liselerden geldi. Teknik hizmetler, sağlık hizmetleri, kamu hizmetleri ve işletme alanlarında yerel liselerin açık ara önde olması, bu okulların öğrencilerini mesleğe ve istihdama hazırlama konusunda önemli bir işlev üstlendiğini gösteriyor.
İKİNCİ TRAVMAYI YAŞATMAYIN
SABAH’A konuşan Eğitim Uzmanı Salim Ünsal, LGS’nin çocukların hayatındaki ilk büyük başarısızlık hikâyesine dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Ünsal “Liselere alınan öğrencilerin yüzde 20’si merkezi sınavla, yüzde 80’i yerel yerleştirmeyle eğitim görüyor. Buna rağmen öğrencilerin neredeyse tamamı kendisini bu sınava girmek ve kazanmak zorundaymış gibi hissediyor. Henüz 13 yaşındaki çocuklara taşıyamayacakları kadar ağır anlamlar yükleniyor. İlk mağlubiyet duygusuyla bu yaşta tanışmaları benlik algısını ve özgüvenlerini zedeleyebiliyor” dedi. Ünsal, 13 Temmuz’da başlayacak tercih döneminde velilere de şu uyarılarda bulundu: “Veliler çocuklarının yüzdelik dilimini gerçekçi biçimde değerlendirmeli. Yerleşme ihtimali olmayan okulları yazdırıp ikinci bir hayal kırıklığı yaşatmak yerine, yerel liselerle ilgili önyargılarından kurtulmaları gerekiyor. Üniversite sonuçları gösteriyor ki başarılı bir gelecek için tek yol merkezi sınavla öğrenci alan liseler değil.”

















