Elinizde tuttuğunuz tatil eki için normalde Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapan şehirleri öne çıkarmaya çalışıyorum. Bu hafta sıra Van’daydı ancak Van ile ilgili detayları geçtiğimiz yıl yazdığım için bu hafta festival duraklarından çıkıp rotamızı başka bir kültür durağına, Tunceli‘ye çeviriyoruz…
Tunceli denince aklınıza ne geliyor? Munzur Vadisi, Ovacık yaylaları, Pülümür çayı, Alevi inanç kültürü için ziyaretgâhlar… Bunların hepsi tamam ama Tunceli bu kez, müzesiyle tüm ilgi oklarını topluyor. Nitekim geçtiğimiz yıllarda Avrupa Yılın Müzesi ve Luigi Micheletti ödüllerinde finale kalarak adından söz ettiren Tunceli Müzesi, başarı zincirine bir yenisini daha ekledi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yakın zaman önce duyurduğu üzere müze, eğitim ve ziyaretçi deneyimiyle öne çıkan 2026 DASA Ödülü’ne aday gösterildi. Eylül ayında İspanya’nın Alicante kentinde sonuçları açıklanacak bu küresel başarı, rotayı Doğu Anadolu’nun bu saklı cennetine çevirmek için en güncel ve en rafine bahanemiz.

ETNOGRAFİK ZENGİNLİK
Eski bir askeri kışlanın, bölgenin inanç ritüellerini, arkeolojik köklerini ve etnografik zenginliğini yaşatan ödüllü bir kültür vahasına dönüşümünü yerinde görmek ardından Munzur’un buz gibi sularına kendini bırakmak isteyenler için rehberimiz hazır. Yolculuğun ilk durağı, tabi ki, şehre bu haklı gururu yaşatan müze binası olmalı. Avlulu Alman mimarisi kışla binasının restorasyonu büyüleyici. İçeride bölgenin alevi-bektaşi kültürüne ait ritüeller, koç ve koyun biçimli tarihi mezar taşları ile neolitik dönem buluntuları sergileniyor.
Sadece bir müze değil bir deneyim merkezi. Sergilenen eserlerin yanı sıra anlatım dili interaktif yaklaşımı ve ziyaretçiyi merkeze alan yaklaşımı Avrupa Müze Akademisi’nin dikkatini çeken özelliklerden…

ŞEHRİN SEMBOLÜ
Tunceli’nin sembol yerlerinden şüphesiz Munzur Vadisi Milli Parkı… Tunceli ve Ovacık arasında uzanan bu devasa vadi, dik kayalıkları, endemik bitki türleri ve yaban hayatıyla tam bir doğa harikası. Vadinin sonundaki Munzur Gözeleri, kayaların arasından fışkıran buz gibi sularıyla hem görsel bir şölen hem de yöre halkı için kutsal bir ziyaretgâh. Kutsal demişken, Tunceli’nin Anadolu’nun en önemli inanç merkezlerinden bazılarına ev sahipliği yaptığını da unutmayalım. Örneğin Alevi inancının önemli sembollerinden biri olarak kabul edilen Ana Fatma Ziyaretgâhı yıl boyunca çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Bereket timsali olan bu mekân, Tunceli’nin kültürel kimliğinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

SULARIN ORTASINDAKİ TARİH: PERTEK KALESİ
Tunceli’nin kartpostallık manzaralarından biri Pertek’te karşılıyor ziyaretçileri. Keban Baraj Gölü’nün yapımıyla bir ada üzerinde yalnız kalan Pertek Kalesi, bölgenin en fotojenik noktası. Kaleye ulaşmak için yapacağınız kısa bir tekne yolculuğu sırasında arşivlik fotoğraflar çekmek mümkün. Özellikle gün batımında kalenin suya vuran silueti, seyahat ekinin baş köşe fotoğrafı olmaya aday. Mercan Vadisi ve çevresindeki yaylalar da doğaseverlerin ve kampçıların gözdesi.
ALTERNATİF ROTALAR: PÜLÜMÜR VADİSİ KUTU DERESİ
Rafting ve doğa sporlarına meraklıysanız Pülümür Çayı boyunca uzanan kanyonlar tam size göre. Yol üstündeki Ağlayan Kayalar’da bir fotoğraf molası verip, Kutu Deresi’nde nehir kenarındaki ahşap çardaklarda çay içerek yerel halkın sosyalleşme kültürüne tanıklık edebilirsiniz.

NE YİYELİM?
Tunceli mutfağı, dağların sunduğu şifalı otlar, kaliteli hayvancılık ve hamur işlerinin enfes bir birleşimi. Burada akla gelen ilk lezzet Babuko. Sert, kıtır dış kabuğu ve içinin yumuşak dokusuyla Dersim Kömbesi de (Pargaç) çay saatlerinin vazgeçilmezi. Baharda dağların yüksek kesimlerinden toplanan çiriş otunun (gulik) bulgur ve soğanla kavrulmasıyla yapılan Gulik Aşı, mutlaka denemeniz gereken bir lezzet.
ALMADAN DÖNMEYİN
Pülümür Vadisi’nin endemik çiçeklerinden süzülen meşhur Pülümür Balı, Ovacık’ın meşhur kuru fasulyesi ve tabii ki kokusuyla baş döndüren Şavak Tulum Peyniri seyahat çantanızın demirbaşları olmalı.



















