‘Çok sık’ televizyon izlediğini belirten kişilerin, hafıza ve Alzheimer hastalığının erken evreleriyle ilişkili bölgeler başta olmak üzere çeşitli beyin bölgelerinde hacim kaybı yaşadığı görüldü. Ayrıca planlama, dikkat, karar verme ve görsel işlemleme gibi işlevlerden sorumlu frontal ve oksipital lobların da daha küçük olduğu tespit edildi.
MR görüntülerinde ayrıca ‘beyaz cevher hiperintensiteleri’ olarak adlandırılan parlak alanların daha fazla olduğu görüldü. Bu bulgular, beynin küçük damarlarında hasara işaret edebiliyor ve yaşlanma, inme riski, bilişsel gerileme ile demansla ilişkilendiriliyor.
SEBEP HAREKETSİZLİK DEĞİL
Araştırmacılar; fiziksel aktivite düzeyi, diyabet, vücut kitle indeksi gibi faktörleri de hesaba kattı. Buna rağmen televizyon izleme ile beyin değişiklikleri arasındaki ilişki devam etti.
Bu durum, söz konusu bağlantının yalnızca daha az egzersiz yapmaktan veya diğer sağlık risklerinden kaynaklanmadığını gösteriyor.
Bununla birlikte araştırmanın bazı sınırlamaları da var. Örneğin televizyon izleme alışkanlıklarına dair bilgiler, katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor ve çalışmanın başlangıcında MR çekilmediği için araştırmacılar her bireyin beynindeki değişimi doğrudan takip edemedi.
OTURARAK YAPILAN HER FAALİYET AYNI DEĞİL
Araştırma, hareketsiz yaşamın tek tip bir davranış olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.
Kitap okumak, çalışmak, üretmek, sosyalleşmek ve televizyon izlemek fiziksel olarak benzer şekilde oturarak yapılan etkinlikler olsa da, beyni farklı düzeylerde çalıştırıyor olabilir.
Araştırmada televizyon izlemenin olumsuz etkileri özellikle erkeklerde daha belirgin görüldü. Ancak araştırmacılar bunun nedeninin henüz bilinmediğini ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı.


















