Fenerbahçe taktiksel ve mücadele olarak güçlü rakibine karşı mükemmele yakın bir futbol sergiledi. Üstelik ikinci yarıda da galibiyeti kaçıran taraftı. Roma’yı incelediğimiz zaman formda ve zorlu bir takım. Pas trafikleri oturmuş ve önemli de oyunculara sahipler. Fenerbahçe topun arkasına geçip alan daraltarak, ilk yarı daha çok savunmada kaldı. Topu rakibe bıraktı. Ama çok iyi kapandılar… Yalnız Cristante’nin kurtarılamayacak şutuyla skor dezavantajına düşüldü. İkinci yarının başında çok iyi bir organizasyon sonucu, Brown kalite bir gole imza attı. Ondan sonra yine aynı oyun anlayışı devam ederken, rakip oyunu karşı alana yıkıyor ama iyi yerleşimli savunma karşısında üretemiyor, bu arada da ilk yarının aksine Fenerbahçe’nin zaman zaman yaptığı her çıkış tehlikeli oluyordu. Vedat kaçırdı, Oğuz kaçırdı, bir top da direkten döndü… Sonuçta da puanlar paylaşıldı. Gelelim genel gözlemlerime; İsmail Kartal‘ın kadro tercihi ve taktik planı çok doğruydu… Rakibin önceden düşündüğü gol planlarına hiç izin verilmedi. Kartal’ı kutlamak lazım. Brown, Kante ve Bartuğ müthiş oynadılar. İsmail Yüksek ise olağanüstüydü. Kartal’a da herhalde ‘Ben kulübenin oyuncusu değilim’ mesajını da net bir şekilde verdi. Bu maçta en çok üzüldüğüm Vedat’ın kaçırdığı çok net ikinci gol pozisyonuydu. Tabii ki ‘Ah Vedat ah’ diyorum. Bu maç bir kez daha gösterdi ki günümüz futbolunda yürüyen yıldızlara asla yer yok.












