İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, 36. NATO Zirvesi kapsamında 23 Haziran 2026 tarihinde, gazete ve televizyon kanallarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. NATO Zirvesi ile ilgili değerlendirme toplantısında bulunan Duran, şu bilgileri verdi:
NATO’NUN TARİHSEL GELİŞİMİ VE DEĞİŞEN GÜVENLİK MİMARİSİ
NATO, 1949’dan bu yana ayakta kalan en uzun ömürlü ve en kurumsal güvenlik ittifaklarından biridir. Tarihte belirli tehditlere karşı birçok ittifak kurulmuş, fakat tehdit değişince ya dağılmış ya da etkisini kaybetmiştir.
NATO’nun farkı, tehdit değiştikçe kendisini yenileyebilmesinde yatmaktadır. Soğuk Savaş‘ta Sovyet tehdidine karşı caydırıcılık sağlayan NATO, Soğuk Savaş sonrasında ise Balkanlar, terörizm ve barışı koruma görevleriyle yeni roller üstlenmiştir.
Eskiden güvenlik daha çok sınır, ordu, tank, uçak, gemi ve cephe hattı üzerinden düşünülüyordu. Bugün güvenlik; siber alanı, enerji hatlarını, kritik altyapıları, tedarik zincirlerini, kamuoyu algısını, dezenformasyonu ve toplumsal dayanıklılığı da kapsıyor.
Bugün yeniden konvansiyonel savaş, siber tehdit, hibrit saldırılar ve nükleer riskler karşısında kendisini dönüştürmektedir. Dolayısıyla, NATO’nun gücü yalnızca askerî kapasitesinden değil, her tarihsel kırılmada kendisini yeniden üretebilmesinden kaynaklanmaktadır.
TÜRKİYE’NİN NATO’DAKİ YERİ
“Türkiye NATO’da çevreden merkeze geçmektedir”: Türkiye, NATO’ya katıldığı 1952 yılında daha çok İttifak’ın güneydoğu kanadında bir cephe ülkesi olarak konumlanırken bugün bu rolün değiştiğini, Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz. Türkiye artık sadece NATO sınırlarını koruyan bir ülke değil, NATO’yu ilgilendiren hemen hemen her konuda merkezi konumda bulunan bir müttefiktir.
“Türkiye NATO’nun 360 derece güvenlik anlayışının merkezindedir”: Günümüzde NATO’nun yalnızca doğudan gelen tehditlere odaklanması bir eksiklik olacaktır. Zira tehditler artık tek yönden gelmemektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Gazze’deki soykırım ve ABD-İran gerilimi, NATO’nun birden fazla cephede karşı karşıya en önemli krizlerdir.
“Türkiye krizlerde gerilimi azaltan aktördür”: Türkiye’nin yaklaşımı, gerilimi artırmamak, çatışmayı derinleştirmemek, diplomasiye alan açmak şeklindedir. Bu yönüyle, Türkiye hem caydırıcılığa sahip hem de diplomasi kanallarını açık tutabilen bir ülke olarak öne çıkmaktadır.
“Güvenli Liman Türkiye”: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; krizlerin çözümünde kararlılıkla inisiyatif alan, diplomasi masalarının kurulmasına öncülük eden, bölgesel ve küresel barış için çaba göstererek güvenlikten insani yardıma kadar birçok alanda sorumluluk üstlenen küresel ölçekte etkin bir aktör haline gelmiştir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, güvenli liman olarak ön plana çıkmakta, bir “Türkiye ekseni” inşa etmektedir.
NATO Kara Komutanlığı İzmir’de, NATO Süratli İntikal Edebilir Kolordusu Karargâhı ise İstanbul’da bulunmaktadır.
TCG Anadolu önderliğindeki Türk Deniz Görev Kuvveti, 2026’da Baltık’a uzanan NATO tatbikatı Steadfast Dart-26’ya iştirak etmiştir.
Hava Polisliği kapsamında Estonya (2026), Romanya (2027) ve Litvanya’da (2028) taahhütler bulunmaktadır.
ANKARA ZİRVESİ’NİN ÖNEMİ
Önümüzdeki yıl NATO üyeliğinin 75. yıldönümünü kutlamaya hazırlanan Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek 36. NATO Zirvesi, ittifakın geleceği açısından da küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından da kritik öneme sahiptir.
“NATO Ankara Zirvesi Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılacak”: 2026 Ankara Zirvesi yalnızca bir ev sahipliği meselesi değil. Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne. Zirve, Türkiye’nin askerî katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılacaktır.
Ankara’nın Zirve’ye ev sahipliği sembolik açıdan da güçlüdür: NATO’nun güvenlik haritası yalnızca Batı Avrupa merkezli değil, Güney ve Doğu Avrupa, Karadeniz ve Orta Doğu bağlantılı düşünülmelidir.
“Külfet paylaşımı Zirve’nin temel gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır”: Değişen güvenlik mimarisi, NATO Müttefiklerini savunma harcamalarını yeniden değerlendirmeye itmektedir. Bu çerçevede Ankara, yüzde 3,5 + 1,5 hedefine 2030 sonunda ulaşmayı hedeflemektedir. NATO 3.0 söylemi olarak ifade edilen yeni konsept; daha yetenekli ve külfeti adil paylaşan bir İttifakı öngörmektedir. Türkiye bu yaklaşımı başlangıçtan itibaren desteklemektedir.
“Türkiye’nin yerli ve millî savunma sanayisi NATO için de güç çarpanıdır”: Türk Savunma sanayisi, Türkiye’nin stratejik otonomisini artıran ve NATO’nun toplam kapasitesine katkı sunan bir unsurdur. Türkiye’nin bu alanlardaki kapasitesi, NATO için de önem taşımaktadır, zira NATO’nun gelecekte yalnızca asker sayısına değil, üretim kapasitesine, teknolojik esnekliğe ve tedarik güvenliğine ihtiyacı olacak.
Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, yalnızca millî güvenliğimiz için değil, NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için de stratejik bir güç çarpanıdır.
Türkiye, bu nedenle Bir NATO müttefikinin savunma kapasitesine getirilen her türlü kısıtlamayı, aslında İttifak’ın toplam caydırıcılığına getirilen bir kısıtlama olarak görmektedir.
“Savunma Sanayi Forumu ilk kez Zirve’nin resmi programının bir parçası haline gelecek”: Son 3-4 yılda Zirve’nin bir yan etkinliği şeklinde tasarlanan Forum, ilk kez Ankara Zirvesi’nde resmi programının bir parçası haline getirildi.
“İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı düzenlenecek”: 2004 yılında İstanbul’daki NATO Zirvesi’nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında, dışişleri bakanları düzeyinde özel bir oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacaktır.
“Türkiye, 2026 yılında uluslararası pek çok etkinliğe ev sahipliği yapacak”: 28-29 Haziran’da İstanbul’da NATO Parlamenterler Zirvesi, Sonbaharda Ankara’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Devlet Başkanları Toplantısı, Ekim ve Kasım aylarındaysa Antalya’da 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP-31) ev sahipliği yapacak.
ANKARA ZİRVESİNE DAİR TEKNİK VE SAYISAL VERİLER
Ülkemiz; NATO üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra davetli çok sayıda lidere, 100’e yakın bakana, çok sayıda üst düzey diplomata, uluslararası kuruluş temsilcilerine ve binlerce yabancı misafire ev sahipliği yapacak.
Dünyanın dört bir yanından, 3 bine yakın gazeteci, televizyon ekibi, foto muhabiri, dijital medya temsilcisi ve uluslararası yayın kuruluşu zirveyi takip etmek için akreditasyon başvurusunda bulunmuştur.
Zirve kapsamında 48.841’i Emniyet, 7.447’si Jandarma personeli olmak toplam 56.288 güvenlik personeli görevlendirilecektir. Ayrıca suç ve suçlularla mücadele amacıyla siber ortamda 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütmek üzere 639 personel görevlendirilecektir.
Zirve kapsamında Ankara, Esenboğa ve Mürted olmak üzere 3 havalimanı ile katılımcılara hizmet verilecek.
NATO zirveleri, ev sahibi ülkeden bağımsız olarak NATO Sekretaryası tarafından belirlenen standart bir şablon çerçevesinde düzenlenmektedir.
Liderler arasındaki toplantı tamamen kapalı oturum şeklinde gerçekleştirilmektedir ve NATO düzeyinde gizlilik derecesine sahip bir formatta yürütülmektedir.
Toplantı yalnızca başlangıç aşamasında basına kısa süreli olarak açılır. Canlı yayınlanan bu bölümde genellikle 1-2 dakikalık bir havuz görüntüsü alınır. Bu bölümde NATO Genel Sekreteri, İttifak adına kısa bir açıklama yaparak zirvenin gündemine, tartışılacak başlıklara ve mevcut duruma ilişkin çerçeveyi ortaya koyar.
CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN FAALİYETLERİ
Medya ve Yayın Faaliyetleri: İletişim Başkanlığı, 36. NATO Zirvesi kapsamında medya ve yayın faaliyetlerini, akreditasyon süreçlerini, tanıtım faaliyetlerini, kriz iletişimini ve kamu diplomasisi uygulamalarını yürütmek üzere bir NATO görev gücü oluşturmuştur.
İletişim Başkanlığı, yayıncı kuruluş TRT personeli dahil zirve alanlarında 500; yan etkinlikler ve kriz iletişimi kapsamında 350 olmak üzere toplamda 850 personel ile görev yapacaktır.
Yayıncı kuruluş TRT, Başkanlığımız koordinasyonu ve sorumluluğunda görev yapacak olup; zirveyi 80 kamera ile 26 farklı noktadan tüm dünyaya yayınlayacaktır.
Zirveye, ulusal ve uluslararası 3.000’e yakın basın mensubu akreditasyon başvurusu yapmıştır.
Medya merkezinde basın mensupları için Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinde yaklaşık 1.600 çalışma alanı, 54’ü sabit olmak üzere 100’e yakın canlı yayın noktası, röportaj alanları, stüdyolar, basın mikserleri, yönlendirme tabelaları, 40 montaj odası, duyuru ve yayın ekranları (IPTV) ile buna ait tüm planlama ve altyapı çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Genel Müdürlüğü ile iş birliği halinde yürütülmektedir.
Basın Akreditasyonu: Basın Akreditasyonu, NATO tarafından yapılacak olup yabancı basın mensupları belirlenen 7 otelde konaklayacak, 45 otobüs ile ulaşımları sağlanacak, Başkanlığımızda kurulacak akreditasyon merkezinden kartlarını teslim alacaklardır.
Tanıtım Kampanyası: Zirvenin tüm outdoor kampanyası, tasarımları ve yerleştirilme planları hazırlanmıştır. Ankara’da zirve haftası boyunca, şehir genelinde toplam 4.434 adet açık hava iletişim noktasında (billboard, dijital ekran, vb.), dört ayrı konseptte tanıtım yapılacaktır. Bu konseptler, NATO zirvesine yönelik mesajlar, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı, savunma sanayi ürünleri ve GoTürkiye (turizm tanıtım) kampanyası olacaktır.
Kamu Diplomasisi Faaliyetleri:
5 Temmuz’da gastro-diplomasi çalışmaları bağlamında basın mensupları için akşam yemeği tertip edilecektir.
İttifak üyesi ülke başkentlerinde, yuvarlak masa toplantıları, paneller, seminerler ve basın mensupları ile bir araya gelinen toplantılar düzenlenmektedir. Bu kapsamda Mart ayından bu yana 10 farklı başkentte NATO konulu etkinlik düzenlenmiştir. Etkinlik serisi 24 Haziran’da Budapeşte’de, 25 Haziran’da Sofya’da ve 1 Temmuz’da Vilnius’ta gerçekleştirilecek programlarla; toplamda 13 ülke ile tamamlanacaktır.
7-8 Temmuz’da Ankara Palas’ta Münih Güvenlik Konferansı ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) iş birliğinde “NATO Allies in Ankara” programı düzenlenecektir.
Kitap Çalışmaları: Zirve’ye katılım sağlayacak liderlere hediye edilmek; medya mensupları, diplomatlar ve üst düzey sivil-askeri devlet yetkililerine dağıtılmak üzere 3 yeni kitap hazırlanmaktadır: Türkiye’s Strategic Role in NATO, NATO Resilience in the Age of Rising Threats ve Sayın Cumhurbaşkanımızın önceki zirvelerde yaptığı NATO konuşmalarını içeren bir kitap.
Kriz İletişimi Görev Gücü: NATO Zirvesi süresince ortaya çıkabilecek iletişim temelli riskler ve hibrit tehditler için oluşturulacak olan görev gücü ile krizlerin erken tespiti, müdahalesi ve hızlı bilgi paylaşımı için İletişim Başkanlığı koordinasyonunda Dışişleri, İçişleri, Millî Savunma Bakanlıkları ile Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı başta olmak üzere kurumlar arası eşgüdüm sağlanacaktır.


















