
BANA ARKADAŞINI SÖYLE SANA KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM
Arkadaşların sadece zaman geçirilen insanlar değil, kişiliğimizi etkileyen güçlü aynalar olduğunu söyleyen Aydın, şöyle dedi: “Arkadaşlarımız, kim olduğumuzun aynasıdır. Onlarla kurduğumuz ilişkiler, hangi değerlere önem verdiğimizi, nelere güldüğümüzü, nelere üzüldüğümüzü gösterir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde arkadaş grupları, kimliğin şekillenmesinde büyük rol oynar. Örneğin, sanata düşkün, bir arkadaş grubunun içinde yer alan bir genç, bu çevrenin etkisiyle kendini ifade etme yolları geliştirerek sanatsal etkinliklere yönelecektir.”

SANALLAR GERÇEK ARKADAŞLIĞIN YERİNİ TUTMUYOR
Sanal arkadaşlıkların, yüz yüze ilişkilerin yerini tam anlamıyla dolduramadığını belirten Aydın, şunlara dikkat çekti: “Dijital ortamda kurulan ilişkilerde beden dili, göz teması, dokunma gibi bağ kurmayı derinleştiren unsurlar eksik kalıyor. Sosyal medyada sıkça mesajlaşılan kişilerle yüz yüze geldiğinizde konuşmalar aynı doğallıkta olmayabilir. Çünkü dijital ortamda iletişim daha kontrollüdür, anlık tepkiler sınırlıdır. Sanal ortamlardaki ilişkilerde kişiler bazen sadece ‘görünmek istedikleri gibi’ davranabilir. Bu da gerçek bağın oluşmasını engeller.”

FARKLI KÜLTÜRLER HOŞGÖRÜYÜ ARTIRIR
Farklı kültürlerden ya da yaşam tarzlarından gelen arkadaşların, düşünce dünyamızı genişlettiğini belirten Aydın, “Her insan, kendi yaşadığını ‘doğru’ ya da ‘normal’ olarak kabul etme eğilimindedir. Ancak farklılıklarla karşılaştıkça, alternatif yaşam biçimlerini, başka bakış açılarını keşfederiz. Bu da empati yeteneğimizi artırır, hoşgörüyü besler. Hiç seyahat etmeyen biri, başka bir ülkeden gelen arkadaşı sayesinde o kültürün yemeklerini, müziklerini, bayram geleneklerini öğrenebilir. Bu çeşitlilik, kişinin hem dünyaya bakışını hem de kendine olan anlayışını derinleştirir” dedi.


















