Baba filminin izinde: Sicilya – Turizm Haberleri

spot_img


İtalya‘nın ruhunu gerçekten kavramak istiyorsanız, ünlü Alman yazar Goethe’nin de dediği gibi, söze Sicilya ile başlamak gerekir. Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya köklü tarihi, hâlâ aktif olan Etna Yanardağı ve benzersiz kültürel dokusuyla büyüleyici. Özellikle sinema tarihine damga vuran The Godfather (Baba) filminin izini sürmek, bu adayı keşfetmek için harika bir motivasyon. Filmin merkezinde Corleone kasabası adı geçse de, çekimlerin büyük bir kısmı adanın doğusundaki büyüleyici dağ kasabalarında gerçekleştirilmiş.

GEÇMİŞE AÇILAN SAHNE

Sicilya’da beni en çok etkileyen yerlerden biri Savoca oldu. Taş evleri, sessiz sokakları, tepeden Akdeniz’e uzanan manzarası ve zamanın biraz yavaşladığı hissiyle, adanın o masalsı ruhunu en güçlü hissettiğim kasabalardan biriydi. Özellikle The Godfather filminin izlerini taşıyan Savoca, turistik bir duraktan çok, Sicilya’nın geçmişine açılan küçük ve büyüleyici bir sahne gibi… Al Pacino’nun canlandırdığı Michael Corleone’nin müstakbel eşinin babasından kızını istediği Bar Vitelli, hâlâ tüm orijinalliğiyle ziyaretçilerini ağırlıyor. Kafede oturup mekânın meşhur limonlu buzlaçlarını (granita) tatmalısınız. Ayrıca filmin başında ayin düzenlenen tarihi manastır da yine bu kasabada.

FİLM SETİNDEYMİŞ GİBİ

Savoca ile birlikte The Godfather filminin çekim mekanlarına ev sahipliği yapan bir diğer pitoresk ortaçağ kasabası Forza d’Agro. Daracık sokakları ve taş evleriyle adeta bir film setindeymiş hissiyatı yaratıyor. Sicilya’nın gözbebeği olan Taormina ise, rengarenk çiçeklerle süslenmiş balkonları ve tarihi binalarıyla ünlü. Şehrin en önemli simgesi olan antik tiyatro, muhteşem deniz manzarası ve Etna Yanardağı’na bakan konumuyla büyüleyici. Filmin ruhunu yaşadıktan sonra bu şık kasabada dinlenebilirsiniz.

UNESCO LİSTESİNDE

Akdeniz’in en büyük adası olan Sicilya, antik Yunan ve Roma kalıntılarından Norman mirasına, Etna’nın volkanik coğrafyasından UNESCO listesindeki kentlere kadar başlı başına bir kültür rotası. Palermo, Siracusa, Agrigento ve Noto mutlaka görülmesi gereken duraklar arasında. Sicilya yaz aylarında deniz için ideal olsa da eylül-ekim ayları daha sakin… Ayrıca antik kentleri rahatça keşfetmek için çok daha keyifli. Adanın büyük olması nedeniyle tek bir şehirde konaklamak yerine doğu ve batı Sicilya’yı ayrı rotalar halinde planlamak, adanın gerçek karakterini keşfetmenin en iyi yolu.

NE YENİR?

Sicilya mutfağı, Akdeniz, Arap ve İspanyol kültürlerinin harmanlandığı zengin bir lezzet şölenidir.

Cannoli: İçi tatlandırılmış ricotta peyniri veya krema dolgulu, dışı çıtır çıtır hamurdan yapılan Sicilya’nın en ünlü tatlısıdır.

Limonlu Buzlaç (Granita): Özellikle sıcak Sicilya günlerinde Savoca’daki kafelerde içebileceğiniz, ferahlatıcı ve geleneksel bir lezzettir.

Arancini: Dışı galeta unuyla kızartılmış, içi pirinç, bezelye, mozzarella ve etli sos ile doldurulmuş devasa Sicilya kroketleridir.

Deniz ürünleri ve taze makarnalar: Ada olmanın avantajıyla taze balıklar ve Akdeniz usulü deniz mahsullü makarnalar mutfağın baş tacıdır.

BURALARI GÖRMEDEN DÖNME!

Etna Yanardağı: Avrupa’nın en yüksek ve en aktif yanardağı. Çevresindeki lav kalıntıları ve eşsiz doğa manzaraları, doğa tutkunları için mutlaka görülmesi gereken bir rota.

Corleone Kasabası: Kitapta ve filmde mafya ailesinin soyadına ilham olan bu kasaba, gerçekte de adanın iç kesimlerindeki dağlık yapısıyla dikkat çekiyor. Adanın tarihi ve sosyolojisini anlamak adına ziyaret edilebilir.

Arşimet’in Şehri Siraküza (Syracuse): Tarihi kalıntıları, Ortigia Adası’ndaki büyüleyici sokakları ve antik tiyatrosuyla adanın antik dönem izlerini taşıyan en önemli merkezlerinden biri.


Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img