ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika hedefi olarak yapmaya çalıştığı şeyin oldukça büyük bir fark yarattığını düşündüğünü söyleyen Fidan, şunları kaydetti: “Öncelikle, Gazze’de ateşkes sağlanması konusunda yapmaya çalıştığı şey, bizim de desteklediğimiz bir şey. Biz de işbirliği yapıyoruz. Ukrayna’da yapmaya çalıştığı şey, Rusya ile Ukrayna arasında, dolayısıyla Avrupa ile Rusya arasında bir savaşı durdurmak. Bu, bizim gerçekten değer verdiğimiz bir şey. Suriye‘ye gelince, bakış açılarımızın büyük ölçüde örtüştüğünü düşünüyorum. Trump yönetimi, yeni Suriye yönetiminin kendi sorunlarını çözmesini ve uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olmasını istiyor.” Fidan, Şam hükümetinin uluslararası ve bölgesel topluluğun taleplerine oldukça iyi yanıt verdiğini düşündüğünü vurgulayarak, “Bölge ülkeleri ve uluslararası topluluk, Suriye’nin kendi yaralarını sarmaya yardımcı olmak için işbirliği yapıyor. Bildiğiniz gibi, son 14 yıldır tüm dünya ve bölge iki sorunla karşı karşıya, bunlardan biri kitlesel göç. Milyonlarca mülteci Suriye’den çıkıyor. Diğeri terör örgütleri.” ifadelerini kullandı.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Washington ziyaretini hatırlatan Fidan, “DEAŞ’a karşı Uluslararası Koalisyon’un bir parçası olmasını sağlayan Şartı imzaladı. Bence bu, yeni hükümetin kurumsal açıdan DEAŞ’a karşı Koalisyon’un bir parçası olması açısından çok anlamlı bir şey. Bu önemli. Bence çok işbirlikçiler ve olumlu yanıtlar veriyorlar. Ancak SDG ile ilgili sorun söz konusu olduğunda, Amerikalılar ve Şam arasında bazen anlaşmazlıklar oluyor. Ve bence biz, Amerikalılar ve Suriyeliler, bu sorunu sorunsuz bir şekilde çözmek için kapsamlı görüşmeler yapıyoruz.” dedi.
“BİZİM SORUNUMUZ İSRAİL İLE DEĞİL, BÖLGEDEKİ İSRAİL POLİTİKALARIYLA”
Gazze Barış Planı’nın ilk olarak Gazze sorununu çözmek için ortaya atıldığını ve şimdi Barış Kurulu’nun, tüm sürecin bir uzantısı olduğunu belirten Fidan, şu değerlendirmede bulundu: “Geçen yıl 25 Eylül’de New York’ta BM Genel Kurulu toplantısı başlatıldığında, 8 Müslüman ülke lideri Başkan Trump ile bir araya gelerek Gazze’deki soykırımı çözmenin bir yolunu aradı. Bence asıl başlangıç ve 20 maddelik Gazze Barış Planı’nın doğduğu yer orasıydı. O günden bu yana, görüş alışverişinde bulunmak, kurumlar oluşturmak, anlaşmalara varmak gibi sürekli bir süreç devam ediyor. Şimdi, ateşkesin ilk aşamasını tamamladık ve Barış Kurulu’nun Gazze gündemini gerçekten ilerletebileceğimiz bir platform olduğunu düşünüyoruz.”
Fidan, askeri açıdan bakıldığında, Hamas’ın hiçbir zaman İsrail için caydırıcı bir faktör olmadığını vurgulayarak, “Çünkü Amerikan ordusunun desteğiyle İsrail’in askeri gücü ile Hamas’ın askeri gücü arasında hiçbir denge yok. Hamas işgale direniyor olsa da, caydırıcı değil. En iyi ihtimalle İsrail için rahatsız edici bir faktör olabilir ancak caydırıcı bir faktör olamaz. Hamas güvenlik güçleri, tüm Gazze’yi yönetmek ve yerel güvenlik ve polislik hizmetlerini sağlamak için yeterince iyiydi. Ancak İsrail’i caydırmak söz konusu olduğunda, İsrail her zaman istediği zaman askeri operasyon düzenleyebilecek bir konumdaydı ve hala da öyle.” diye konuştu.


















