
COP31’de 3’üncü önceliğin gıda güvenliği olduğunu kaydeden Bakan Kurum, diğer öncelikleri de yeşil sanayileşmeye geçiş sürecinin hızlandırılması, temiz ve güvenli enerjiye geçiş, Akdeniz’den Afrika’ya ve Pasifik’e uzanan hatta dirençliliği sağlamak, İklim Eylemi Uygulama Mekanizması ile finansmanı harekete geçirmek, İklime Dirençli Şehirler ve 9’uncu öncelik olarak da okyanuslar ve denizleri sıraladı. Başta Akdeniz ve Pasifik olmak üzere hassas deniz ekosistemlerinde iklim direncini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.
‘GÜÇLÜ BİR GÖNÜLLÜ KARBON PİYASASI OLUŞTURACAĞIZ’
Kurum, Avrupa Birliği’nin küresel iklim eyleminde yön verici bir aktör olduğunu belirterek, “AB’nin adımlarının yanı sıra; Türkiye’nin AB üyelik sürecinde çevre ve iklim alanında attığı adımlar da taraflar arasındaki diyaloğun somut zeminini oluşturmaktadır. AB uyum çalışmaları kapsamında Türkiye’de atık yönetimi alanında geri dönüşüm oranı son dönemde yüzde 30’dan 36’ya yükselmiş; depozito yönetim sistemi 81 ilde bu yıl tam anlamıyla başlayacaktır. İklim politikaları açısından Türkiye, Kasım 2024’te Paris Anlaşması ile uyumlu Uzun Vadeli İklim Stratejisini kabul etmiş; uygulanan düzenlemelerle ozon tabakasını incelten maddelere ilişkin mevzuat uyumu da güçlendirilmiştir. İklim Kanunu’muz yürürlükte, bununla birlikte birçok alanda politika gücü ortaya konacak; yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim artacak, sanayicimizin dünyadaki rekabet gücü katlanacak, böylece hem doğamız hem de üretimimiz korunacak Emisyon Ticaret Sistemi’nin ve Türkiye Yeşil Taksonomisi’nin kurulmasıyla; güçlü bir gönüllü karbon piyasası oluşturacağız. Diğer tüm düzenlemelerimizle birlikte Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu dönüşüm sürecini güçlendirecek, ortak vizyonumuza katkı sunacağız” diye konuştu.

‘COP31 SÜRECİNDE GÜÇLÜ BİR AVRUPA ORTAKLIĞI KAÇINILMAZDIR’
COP31 sürecinde önem verdikleri bir diğer hususun Avustralya ile yakın iş birliği olduğunu belirten Kurum, “Bu iş birliği, çok taraflılığın sorgulandığı bir dönemde başlı başına güçlü bir mesajdır. Türkiye ve Avustralya arasındaki güçlü koordinasyonla birlikte ilerliyoruz. Tabi burada şunu açıkça ifade etmek isterim; Türkiye çok zor bir süreçte COP 31 ev sahipliğini üstlenmiştir. Yanı başımızda devam eden savaşa rağmen ülkemiz bir huzur adası olmaya; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde barış için mücadeleye devam etmektedir. Bu ateş çemberi içinde şunu biliyoruz ki; savaşın etkisiyle tüm dünyayı etkileyen tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler, yoğun enerji talepleri, her gün yeni bir türünü yaşadığımız afetler ile risklerin ve belirsizliklerin gölgesinde COP31 sürecinde güçlü bir Avrupa ortaklığı kaçınılmazdır. Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile ilişkilerimizi temiz enerji, yeşil dönüşüm ve iklim iş birliği konuları başta olmak üzere tüm alanlarda yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Avrupa’yı dünyanın ilk karbon nötr kıtası yapma konusundaki vizyonunuza katkı sunacağımızı da ifade etmek istiyorum. Antalya’da gerçekleşecek COP31, iklim eyleminin uygulamaya geçmesi için güven kazandırma noktasında önemli bir fırsattır” dedi.


















