Beyaz petrole 6 milyar dolar yatırım

spot_img



Beyaz petrole 6 milyar dolar yatırım

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) gündeminde yer alan maddelerden biri de “Türkiye’de jeotermal enerji kaynakları, kullanım alanları ve potansiyeli” konusu oldu.

Sektörün çatı kuruluşu Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği’nin (JESDER) Başkanı Ufuk Şentürk, 1984 yılında Denizli’de 15 megavat ile başlayan jeotermal elektrik üretimi serüveninin bugün bin 770 megavatı aşan kurulu güç, 71 lisanslı santral ve güçlü bir yerli sanayi altyapısıyla Türkiye’nin en istikrarlı yenilenebilir enerji kaynaklarından biri haline geldiğini anlattı.

Bu büyümenin temelinde, Türkiye’nin batısında yoğunlaşan jeolojik avantajlar ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yıllar içinde keşfedilen sahalar bulunduğunu söyleyen Şentürk, “Elektrik üretimine uygun jeotermal saha sayısı 2000’li yıllardan bu yana 16’dan 39’a, toplam saha sayısı ise 450’ye yükseldi. Bu sahaların 239’u MTA tarafından keşfedildi. Jeotermalde asıl ivme, 2010’lu yılların başında Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması’nin yürürlüğe girmesiyle yakalandı. Yüksek sermaye ve sondaj maliyetlerinin yarattığı finansal baskı, bu mekanizma sayesinde büyük ölçüde ortadan kalktı. YEKDEM, jeotermali yatırımcı açısından öngörülebilir ve finans sağlanabilir bir kaynak haline getirdi” dedi.

ELEKTRİK ÜRETİMİNDEKİ PAYI YÜZDE 4

2025 Aralık verilerine göre jeotermalin toplam kurulu güç içindeki payının yaklaşık yüzde 2, toplam elektrik üretimindeki payının ise ortalama yüzde 4 olduğunu kaydeden Şentürk, “Bu oranlar, rüzgâr ve güneşe kıyasla sınırlı görünse de jeotermali farklı kılan unsur arz güvenliği. Jeotermal santraller, mevsim ve gün farkı olmaksızın 24 saat kesintisiz üretim yapabiliyor. Mevcut kurulu güç dikkate alındığında, sondaj hariç jeotermal santrallere yapılan toplam yatırım tutarı yaklaşık 6 milyar dolar seviyesinde.

Bugün bu yatırımların yüzde 70’e yakını yerli ekipman ve hizmet ile gerçekleştiriliyor. Bu da Türkiye ekonomisine yaklaşık 4,2 milyar dolarlık doğrudan katkı anlamına geliyor. Doğru teşvikler ve Ar-Ge destekleriyle jeotermal ekipman üretiminde yüzde 100 yerli oran orta vadede ulaşılabilir bir hedef. MTA 40 bin megavat görünür ısı potansiyeli belirlemiş durumda fakat bu potansiyelin yapılacak çalışmalarla birlikte 65 bin dolaylarında olduğu belirtiliyor” dedi.

CARİ AÇIĞA 2 MİLYAR DOLARLIK KATKI

Jeotermal santraller olmasaydı, bugün üretilen elektrik ve ısının önemli bir kısmının doğalgaz santrallerinden karşılanacağını anlatan Şentürk, “Bu senaryoda yıllık yaklaşık 2 milyar dolarlık ek doğalgaz ithalatı, 1,6 milyon ton ilave karbon emisyonu kaçınılmaz olacaktı. Jeotermal, bu yönüyle hem cari açığın azaltılmasına hem de iklim hedeflerine doğrudan katkı sağlıyor.

Jeotermalin asıl çarpan etkisi, elektrik dışı kullanım alanlarında ortaya çıkıyor. Bugün Türkiye’de konut ısıtmasında yaklaşık 170 bin konut eşdeğeri, seracılık ve diğer termal uygulamalarda yaklaşık 2 bin 417 megavat ısı kapasite jeotermal kaynaklardan karşılanıyor. Özellikle Aydın gibi yüksek potansiyelli illerde, gerekli dağıtım altyapısı sağlandığında şehir ölçeğinde jeotermal ısıtmanın mümkün olduğu ifade ediliyor” diye konuştu.

ORGANİK GÜBRE ÇALIŞMASI

Jeotermal akışkandan elde edilen silikanın organik gübreye dönüştürülmesi konusunda Türkiye’de pilot uygulamalar bulunduğunu anlatan Şentürk, ancak bu alanların ticarileşmesi için detaylı kaynak haritalaması ve maliyet analizlerine ihtiyaç bulunduğunu söyledi.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img