Baş ağrınız yok diye rahatlamayın… Baş dönmesinin arkasında sandığınızdan çok daha farklı bir migren türü olabilir.
Migren denince çoğumuzun aklına zonklayan baş ağrısı, karanlık bir oda ve gözleri rahatsız eden ışık gelir. Oysa migren bazen çok farklı bir maske takar. Başınız hiç ağrımaz ama dünya dönmeye başlar. Yürürken sendelediğinizi hissedersiniz, bilgisayar ekranına bakamazsınız, arabanızı park ettikten sonra bile hâlâ hareket ediyormuş gibi hissedersiniz. İşte buna vestibüler migren deniyor.
Ne yazık ki bu tablo çoğu zaman kulak hastalığı, boyun problemi, anksiyete ya da “kristaller oynamış” diye yorumlanıyor. Hastalar aylarca, hatta yıllarca doktor doktor dolaşıyor. Oysa sorun çoğu zaman kulağın değil, beynin denge merkezlerinin aşırı hassas çalışmasıdır.

BAŞ AĞRISI OLMAYABİLİR
Vestibüler migrenin en şaşırtıcı özelliği budur. Baş ağrısı hiç olmayabilir. Hastalığın en belirgin bulgusu baş dönmesi ve denge bozukluğudur. Bu nedenle tanı çoğu zaman gecikir.
Hastalar baş dönmesini; gemide sallanıyormuş gibi hissetmek, zeminin kayması, odanın dönmesi veya yürürken dengesini kaybetmek şeklinde tarif eder. Buna ışık ve ses hassasiyeti, bulantı, hareketle kötüleşme ve zihinsel yorgunluk da eşlik edebilir.
HİÇ DE NADİR DEĞİL
Araştırmalar toplumun yaklaşık yüzde 3’ünde vestibüler migren bulunduğunu gösteriyor. Gerçek sıklığın ise bunun da üzerinde olduğu düşünülüyor. Uzmanlar bu nedenle vestibüler migreni “hiç duymadığınız en yaygın hastalıklardan biri” olarak tanımlıyor.
En çarpıcı nokta ise hastaların büyük bölümüne doğru tanının konulamaması. Pek çok kişi KBB, nöroloji, acil servis ve farklı branşlar arasında uzun süre dolaştıktan sonra doğru teşhise ulaşabiliyor.

SUÇLU KULAK DEĞİL, BEYİN
Bugün migren artık yalnızca bir baş ağrısı hastalığı olarak görülmüyor. Aslında beynin duyusal bilgileri işleme biçimindeki geçici bir bozukluk olarak değerlendiriliyor.
Migren atağı sırasında sinir sistemi olağan uyarıları bile abartılı şekilde algılıyor. Işık daha parlak, ses daha yüksek, hareket ise çok daha rahatsız edici hale geliyor. Eğer bu aşırı hassasiyet beynin denge merkezlerini etkilerse ortaya vestibüler migren çıkıyor.
EN BÜYÜK ÜÇ TETİKLEYİCİ
Vestibüler migrenin en önemli tetikleyicileri oldukça tanıdık:
● Kronik stres
● Yetersiz veya kalitesiz uyku
● Vücutta inflamasyonu artıran enfeksiyonlar ve alerjik süreçler
Bunlara yoğun çalışma temposu, uzun yolculuklar, hormonal değişiklikler ve aşırı duyusal yüklenme de eklenebiliyor.
Yani beyniniz de bazen “Artık yeter!” diyerek denge sisteminin sigortasını attırabiliyor.

KİMLER RİSK ALTINDA?
Migren öyküsü bulunanlarda risk daha yüksektir. Ancak yıllardır baş ağrısı çekmeyen kişilerde bile vestibüler migren ortaya çıkabilir.
Kadınlarda daha sık görülür. Anksiyete, depresyon, geçirilmiş kafa travması ve genç yaş da riski artıran faktörler arasında yer alır.
TEDAVİSİ VAR MI?
Evet. Ancak tek bir mucize ilaç yok.
Tedavinin temelini düzenli uyku, stres kontrolü, sağlıklı beslenme ve kişiye özel koruyucu ilaçlar oluşturur. Bazı hastalarda magnezyum, riboflavin (B2 vitamini) ve koenzim Q10 gibi desteklerden de yararlanılabiliyor.
Son yıllarda migren tedavisi için geliştirilen CGRP inhibitörü ilaçların vestibüler migrende de umut verici sonuçlar vermeye başladığını gösteren çalışmalar bulunuyor. Ancak hangi tedavinin hangi hastaya uygun olduğuna mutlaka nöroloji uzmanı karar vermelidir.

OSMAN HOCA NE DİYOR?
Uzun süren veya tekrarlayan baş dönmesini sadece “kulak kristalleri”, “boyun tutulması” ya da “strestendir” diye geçiştirmeyin.
Özellikle baş dönmesine ışık hassasiyeti, ses hassasiyeti, bulantı veya hareketle kötüleşme eşlik ediyorsa vestibüler migren mutlaka akla gelmelidir.
Ve yazının en önemli cümlesi şu olsun:
Migren her zaman baş ağrısı yapmaz. Bazen sadece dünyanızı döndürür.
Bir de küçük bir tebessümle bitirelim…
Başınız dönüyorsa hemen aşka bağlamayın; bazen romantizm değil, vestibüler migren iş başındadır!


















