
Döndü; çünkü Emre, Kılıçdaroğlu’na destek verenleri düşman ilan ederek adeta meydan okuyordu:
“Dahili ve harici bedhahlara sesleniyorum: Elinizden geleni ardınıza koymayın. Bırakın partiyi teslim almayı, merdivenlerine yaklaşamayacaksınız. Atatürk’ün partisine çökemeyeceksiniz.”
Herhalde vesayet günleri alışkanlığı, yoksa mahkeme kararına böyle meydan okunur mu?
Bu açık açık şaibe korkusunun CHP yönetimini sardığının işareti. Aslında bu noktada bile iktidarla normalleşmeyi beceremeyen Özel, parti içi normalleşmeyi sağlayabilir, hakaretlere tepki verebilirdi. Ama sustu.
O sustu ama Kemal Kılıçdaroğlu susmadı ve gündeme bomba gibi düşen bir çıkış yaptı. Zehir zemberek yapılan açıklama, bir savaşın ilanıydı.
Önce “fonlanan sözde akademisyenlere, iftira ve manipülasyonla mesleklerini kirleten bazı gazetecilere” seslendi:
“Beni direklere asacaklara, silahla vuracaklara, beni yakacaklara, taşlatacaklara, bir adım attırmayacaklara ve lamalara söylüyorum: Sizden korkan sizden namerttir.”












