Fatma Özcan, yaptığı açıklamada 6 Şubat 2023’te meydana gelen ve “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremde evinin hasar aldığını, ailesiyle birlikte dışarıda kaldıklarını, iki gün arabada uyuduklarını ve daha sonra kız kardeşinin köy evine sığındıklarını anlattı.

Deprem sonrası yaşanan acıları gördükçe kendilerini düşünemediklerini belirten Özcan, “Biz de depremzedeydik ancak şu an kendimizi düşünecek durumda değildik. Evler yıkılmış, insanlar enkaz altında kalmıştı. Evsiz sokakta kalan binlerce insan vardı. 15 yılı aşkın bir süredir birlik ve dernek üyesi olmam nedeniyle telefonum susmuyor, onlarca insan yardım talebi için arıyordu.” dedi.
Hayırsever dostlarından aldığı yardımları depremzedelere ulaştırmak için büyük çaba harcadığını ifade eden Özcan, “Kimi arasam ne istesem on katını, bazen yüz katını ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırıyordu. İlk bir hafta telefonlarım hiç susmadı hiç uyumadan gece gündüz depremzedelere gidecek yardımları organize ettim. Bir haftanın sonunda bir istasyonda benzin bulmuş ve almıştım. Artık ekibi toplama ve yardımları dört bir elden dağıtma zamanıydı. İlkin bu işe üç kişi başladık bir anda yüzlerce insan ekibe dahil oldu.” diye konuştu.

Özcan, Biz Burdayız ekibiyle birlikte deprem bölgesindeki binlerce insana battaniye, soba, ısıtıcı, gıda, giysi, hijyen ürünü ve diğer ihtiyaç malzemelerini dağıttıklarını söyledi.
Depremzedelerin yalnız olmadığını hissettirmek için gönül elçisi olduklarını vurgulayan Özcan, “Biz burdayız dedik ve onların yanında olduk. Onların acısını paylaştık, onlara moral verdik. Onlarla ağladık, onlarla güldük. Onlara umut olduk. Onlar da bize hayatın anlamını öğrettiler.” ifadelerini kullandı.

Özcan, depremzedelere yardım etmenin kendisine büyük bir mutluluk verdiğini dile getirerek, “Bu süreçte çok şey öğrendim. Hayatın ne kadar kırılgan olduğunu, her şeyin bir anda kaybolabileceğini, gerçekten önemli olanın sevgi olduğunu gördüm. Depremzedelerin gözlerinde bir umut ışığı olmanın hissini unutamam. Onlara yardım etmek benim için bir onurdu.” şeklinde konuştu.
Özcan, deprem sonrası Gaziantep başta olmak üzere Hatay, Nurdağı, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya, İskenderun’a kamyon kamyon yardımlar gönderdiklerini belirtti.
Depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalıştıklarını ifade eden Özcan, “Nereye gitsek, kime temas etsek ‘Hakkımızdan fazlasını vermeyin.’ sözünü duyduk. Bu durum bizi daha da yüreklendirdi, heveslendirdi.” dedi.

Özcan, depremzedelerle kurdukları gönül bağının kendisine büyük bir mutluluk verdiğini dile getirerek, “Depremi yaşamış biri olarak birinin beni telefonla araması dahi inanılmaz moral veriyor, psikolojik olarak kendimi iyi hissettiriyordu. Hele ki tüm hayatı enkaz altında kalmış, her türlü yardıma muhtaç birine ulaşmak o kişi için çok önemliydi.” diye konuştu.
Özcan, deprem bölgesinde tanıştığı ve hayat hikâyelerine tanık olduğu insanlardan bazılarının örneklerini vererek, onların yaşadıkları zorlukları ve gösterdikleri fedakârlıkları anlattı.
Özcan, Nurdağı’nda yaşlı bir amcanın evinin yıkıldığını, gelini ve oğlunun enkaz altında kalarak öldüğünü, kendisinin ise torunlarıyla açıkta kaldığını öğrendiklerini belirterek, “Vakit kaybetmeden Nurdağı’nın yolunu tuttuk. Dağın başında bir amca iki torunu ile birlikte kendi imkânlarıyla yapmış olduğu derme çatma bir naylon çadırda yaşıyordu. Hava soğuk, yerler çamur, çadır ise yağan yağmurdan su alıyordu. Aileye bir çadır kurduk bir koli erzak bıraktık. Arkadaşlara bir koli daha bırakmalarını söyleyince, Ahmet amca elime sarıldı gözyaşları içinde ‘Bu koliyi de şu yukarıdaki köye götürün. Bizim her şeyimiz var kızım.’ dedi. Oğlunu, gelinini kaybetmek bile onun naifliğinden hiçbir şey almamıştı.” şeklinde konuştu.
Özcan, Samandağ’da Elen Hanım adlı bir ev hanımının eşi iş insanı olan ve depremde kendilerine ait üç katlı evleri yıkılan bir aileyle tanıştıklarını aktararak, “Elen Hanım’la ilk tanıştığımızda götürmüş olduğumuz yardım kolisini almak istemedi. Elen Hanımla bir anlaşma yaptık. Ona götürdüğümüz kolilerden ihtiyacı kadarını alacak, geri kalanını mahalleye dağıtacaktı. Bu durum muhteşem bir iş birliğini ortaya çıkardı ve tüm mahalleye yetişmemize vesile oldu. Bu kadar tok gönüllü, asil yürekli bir kadın tanımamıştım. Elen hanımın, bir gece bana o kadar güzel bir mesaj yolladı ki… Konu tam da Biz Burdayız ekibinin kurulma amacıydı. Mesajın sonunda ‘İyi ki varsınız.’ diyor ve ekliyordu ‘Tam çaresiz olduğumu, tüm dünyanın bana ve aileme yüz çevirdiğini düşündüğüm anda çıkageldiniz. Kendime inancımı kaybettiğim anda insanlara yardım edebileceğimi gösterdiniz.’ demesi beni çok duygulandırmıştı.” ifadelerini kullandı.

Özcan, depremzedelere yardım etmenin kendisi için bir borç olduğunu vurgulayarak, “Yardım faaliyetlerinin bu kadar uzun sürebileceğini baştan kestiremezdik. Biz birkaç ay yardım eder bitiririz diyorduk ama ekibe her yeni giren kişi ekibin kalitesini arttırdı. Ekibe kuvvet kattı. Şimdi bu iyilik hareketinin depremin izleri silindikten sonra da devam etmesini istiyoruz. Yüze yakın çocuğa burs olanağı sağladık. Binlerce aileye ev eşyası yardımı yaptık. Onlarca çadır kente yardım götürdük ve moral etkinlikleri düzenledik. Gıdadan tutun da kıyafete kadar birçok eşyayı ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık, ulaştırmaya da devam etmeyi istiyoruz. Tüm bunları Gaziantep’in güzel yürekli insanları başta olmak üzere birçok dernek ve Türkiye’nin dört bir yanından yüreği güzel insanların desteğiyle yaptık.” dedi.
Öte yandan Özcan, kurduğu ekibi ile halen deprem bölgesine yardımlar yapmaya devam ediyor.


















