
Deutsche Bank analistlerine göre 2025’te öne çıkan yapay zeka teknolojileri, 2026’da altyapı sınırlamaları ile artan siyasi ve toplumsal tepkiler nedeniyle zorlu bir döneme girecek. Analistler, yapay zekada “balayı sürecinin sona erdiğini” belirtirken, tabloyu hayal kırıklığı, kopukluk ve güvensizlik kavramlarıyla tanımlıyor.
BEKLENTİ–GERÇEKLİK FARKI BÜYÜYOR
Yapay zekanın dönüştürücü potansiyeline rağmen, pilot projeler üretime geçtikçe vaat edilenlerle ortaya çıkan sonuçlar arasındaki fark daha net görülüyor. Analistler, kurumların yapay zekanın her zaman doğru, ucuz ve pratik çözümler sunmadığı gerçeğiyle yüzleştiğini vurguluyor. Kodlama alanındaki hızlı ilerlemeye karşın, kârlı sonuçların beklenenden yavaş geldiği; yapay zekanın etkisinin ise “devrimden çok sınırlı bir iyileştirme” düzeyinde kaldığı ifade ediliyor.
PİYASALAR İÇİN RİSK UYARISI
Yapay zekaya yönelik iyimserliğin küresel ekonomide önemli bir dayanak haline geldiğine dikkat çeken analistler, bu beklentilerde olası bir geri çekilmenin ani bir piyasa düzeltmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Böyle bir senaryonun, yalnızca yapay zeka şirketlerini değil, tüm finansal piyasaları etkileyebileceği belirtiliyor.
Deutsche Bank ayrıca, sektöre akan yüksek sermayeye rağmen artan enerji ihtiyacı, yetenek açığı ve altyapı sorunlarının şirketleri kırılgan hale getirdiğini aktarıyor. 2026’nın özellikle bağımsız yapay zeka geliştiricileri için kritik bir yıl olacağı; yatırımcıların daha uygulanabilir ve sürdürülebilir iş modelleri talep edeceği öngörülüyor. Artan siyasi, hukuki ve sosyal baskıların da sektördeki belirsizliği derinleştirmesi bekleniyor.


















