“BEKLEMENİN HİÇBİR ANLAMI YOK”
Terörsüz Türkiye sürecinde topun artık Meclis’te olduğunu ifade eden Bahçeli, sabotajlara karşı sürecin hızlı ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Burada siyaset üzerine düşeni yaptı. Şimdi artık sıra Meclis’te atılacak somut adımlarda. Hasta ve yaşlı hükümlüler konusu olsun, diğer konular olsun süreyi uzatmadan gerekli kanunlar çıkarılmalı. Uzadığı takdirde bu sürece karşı iç ve dış yapılar boş durmayacak. Beklemenin hiçbir anlamı yok. Kimlik siyasetiyle, mezhepsel ayrışmalarla bir yere varmak mümkün değildir. Bunun kazananı yoktur. Sancılı, kırılganlığı artıracak açıklamalardan kaçınmak esastır. Sabır ve sağduyu ile yürütülmesi gerektir.
Terörsüz Türkiye süreci yalnızca bir güvenlik meselesi değildir. Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek çok boyutlu bir kırılma anıdır. PKK meselesine dar bir çerçeveden değil, tarihi bir perspektiften bakmak mecburiyetindeyiz. Terör sorunu sadece iç dinamiklerle açıklanamaz.
Çevremizdeki bölgesel ve küresel oyuncuların etkisini görmeden yapılacak her analiz eksik kalacaktır. Bu mesele çözüldüğünde sadece güvenlik alanında değil; ekonomiden diplomasiye, toplumsal huzurdan devlet kapasitesine kadar geniş bir alanda rahatlama yaşanacaktır. Süreç, TBMM çatısı altında hukuki ve demokratik adımlarla ilerlemelidir.”
“Terörle mücadele yalnızca askeri bir konu değildir” diyen MHP Genel Başkanı Bahçeli şunları söyledi: “Terörle mücadele aynı zamanda tarihsel ve jeopolitik bir iddianın konusudur. Türkiye, Doğu ile Batı arasında denge kuran çok yönlü bir akıl geliştirmeli. Bu akıl ve irade, Türkiye’yi uzun vadede bir kutup başı haline getirecek kudrete sahiptir.”
“SURİYE VE LÜBNAN BİRLİKTE HAREKET EDEBİLİR
“Orta Doğu’daki savaşı ele alan Bahçeli, İran’a saldırıları ‘Gerekçesiz’ şeklinde yorumladı. MHP lideri, bu konuda şu değerlendirmede bulundu:
Bahçeli, bu konuda şu değerlendirmede bulundu: “ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları gerekçesizdir. Bölgemizde yaşanan her gerilim, yeni kırılmaların ve yeni cepheleşmelerin önünü açmaktadır. Bu denklemde Suriye ve Lübnan birlikte hareket edebilir. Bu, Ortadoğu’da yeni bir jeopolitik hat oluşturabilir. Türkiye bu süreçte geniş perspektifli bir güvenlik ve dış politika yaklaşımıyla hareket etmelidir.


















