Meşhur sözdür… “Ne kadar geriye bakarsan, ileriyi görebilme şansın o kadar artar.”
Dünü dünde bırakmak, düne takılıp kalmamak lazım… Ama…
Dün olup bitenleri, dün yaşananları da unutmamak şart.
Yarın… 27 Mayıs.
Demokrasi ormanına kötü fidanın dikildiği 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin yıldönümü.
O darbe ki… Sonraki darbenin, muhtıraların ve darbe girişimlerinin anası.
O darbe ki… Demokrasi treninin raydan çıkarılması.
O darbe ki… Devletin, halkın elinden alınması.
O darbe ki… Sistemin ayarıyla, kimyasıyla, DNA’sıyla oynanması.
Dünü unutmayalım.
***
GÜNÜN SORUSU
Adnan Menderes… Bir devre adını veren ve 65 yıl önce idam edilen Başbakan.

Adı gönüllerde… Havaalanında… Üniversitede… Parklarda… Caddelerde… Okullarda… Bulvarlarda… Mahallelerde yaşıyor.
Ya darbeciler… Ya kukla mahkemede idam cezasını veren hâkimler…
İsimlerini hatırlayan kaç kişi var acaba?
***
ACI AMA GERÇEK
Gencecik Türk demokrasisinin sırtına saplanan ilk hançer… 27 Mayıs 1960 darbesi… Bedeli o kadar ağır oldu ki.
Ülkenin yetişmiş kadroları… Siyasetçileri… Bürokratları… Akademisyenleri… Tarladaki taze ekin gibi biçildiler.
Siyaset ve siyasetçi düşmanlığı, genç neslin beynine öylesine yerleşti ki… Bugün hâlâ devam ediyor.
Ve… Siyasete bulaşan kan… Lekesi hiç silinmedi.
Aradan geçen süre yarım asrın üzerinde… Kötü fidan ürünü darbeci ruh ise aramızda dolaşmaya devam ediyor.
Dünü unutma.
“Ordu göreve” pankartlarıyla yürüyen sözde aydınları unutma.
15 Temmuz hain darbe girişimini unutma.
Acı ama gerçek… Bugün bile yağmur duasına çıkar gibi darbe duasına çıkanlar var.
***
TELEKULAK 1960
Türk siyasi hayatının ilk telekulak olayının 1960 darbesinden önce yaşandığını… Biliyor muydunuz?
Korsan dinleme… Devletin zirvesinin telefonları dinleniyor… Aylarca.
Kimler mi? Cumhurbaşkanı Celal Bayar da dinleniyor… Başbakan Adnan Menderes de.

Darbeden sonra… Dinleme kayıtları resmi bir yazıyla darbecilerin kurduğu komisyona teslim ediliyor.
Evet… Devletin resmi yazısı… İmzalı… Mühürlü… Türkiye Cumhuriyeti PTT İşletme Umum Müdürlüğü… No: 18160.
Bayar ve Menderes hangi tarihlerde, kimlerle konuşmuşlar… İzmir, Manisa, Uşak’la… Diğer illerle yapılan konuşmalar.
Konuşmanın günü… Saati… Dakikası… Neler konuşulduğu… Hepsi banda alınmış.
PTT’de… Bayar ve Menderes’in telefon konuşmalarını dinlemek için gruplar bile kurulmuş… 4 grup.
Her grupta 3 kişi var… Devlet memuru.
Yeter mi? Daha fazla ayrıntı ister misiniz? Buyurun… Birinci grup… Meliha Özdemir (Grup Şefi)… Nezahat Erdoğdu… Ve Kezban Bingöl.
***
KİRLENEN SÖZLÜK
Darbeden sonra Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Demokrat Parti milletvekilleri için söylenen sözlerden birkaçı:
Büyükbaş… Hırsız… Kuyruk… Düşük… Güruh… Sürü… Daha pek çok aşağılayıcı söz… Hakaret.
Devletin radyosu, “Hırsızlar Kervanı” diye dizi yaptı… Günlerce.
Bu sözler… Hakaretler… İşte o dönemde Türk siyaset sözlüğüne girdi… Kurumsallaştı.
Bugün… Hâlâ devam ettiğini söylemeye gerek var mı?
***
İKİ KİTAP
Orhan Erkanlı… 27 Mayıs 1960 darbesinin lider kadrosundan.
Darbe yönetiminin (Milli Birlik Komitesi) 38 üyesinden biri.

Yıllar sonra anılarını yazdı:
Anılar… Sorular… Sorumlular.
Sayfa 298… Orhan Erkanlı diyor ki:
“Bir halt ettik… Başımıza iş açtık.”

Diğer kitap… Kenan Evren’in Anıları.
12 Eylül 1980 darbesinin lideri Kenan Evren, darbe öncesi Genelkurmay’ın merdivenlerini aşındıranları… “Paşam… Darbe yapın” diye gaz verenleri uzun uzun anlatıyor.
Çoğunun adını da vererek… Siyasi parti yöneticisi… Profesör… Gazeteci… İş insanı.
***
ŞAKA GİBİ
Güler misiniz, ağlar mısınız?.. İçinde hem dram hem de komedi olan bir olay.
Gerçeğin ta kendisi.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra… Menderes ve arkadaşları Yassıada’da.
İstanbul… İçkili bir lokanta… Lokantada üç yakın arkadaş:
Ali Külünk… Mustafa Güler… Hakkı Morgül.
Üçü de Demokrat Partili… Fanatik Adnan Menderes taraftarı.
Bir kadeh… İki kadeh… Kafayı buluyorlar.
Dertleniyorlar… Konuşuyorlar:
– Elimize kazmayı, küreği alsak… Sarayburnu’na gitsek… Denizin altından tünel açmaya başlasak… Yassıada’ya kadar kazsak… Ve Adnan Menderes’i alıp kaçırsak.
Hani ne derler? Yerin kulağı var.
Yan masadan… Sıcağı sıcağına… Sıkıyönetime… Polise ihbar.
Ve… Gece yarısı… Üçünün de evi basılır.
Tekme… Tokat… Hakaret… Kelepçe… Gözaltı.
Tam 70 gün… Yazı ile yetmiş gün… İstanbul’da hapis yattılar.
Meraklılara not:
1. Adını yazdığımız üç kişinin hayatta olan çocukları var… Torun deseniz çok… Arayan bulabilir.
2. Orhan Keçeli… Allah sağlıklı ömür versin… Bu olayın ayrıntılarını çok iyi bilir… Hatta, yazıdaki üç kişinin ailelerini de tanır… İsteyen sorabilir.
***
DİKTATÖR(!) VE BAŞSAVCI
Yassıada mahkemesi… Yüksek Adalet Divanı… Başsavcı Altay Ömer Egesel, üstüne basa basa, “Adnan Menderes diktatördür” diyor.
Mahkeme kararından bir cümle… Kelimesi kelimesine:

“Sanık Adnan Menderes, Celal Bayar’la Anayasa’yı ihlal ve dikta rejimini kurmak hususunda asli faillerdir.”
Menderes’e “Diktatör” diye Başsavcı Egesel, Menderes’in genel başkanlık yaptığı Demokrat Parti’den milletvekili olmak istemişti.
Adaylık başvurusu yapmıştı.
Önseçime bile katılmıştı… Ama kaybetmişti.
Önseçimi kazansaydı… Balıkesir’den Demokrat Parti milletvekili olarak Meclis’e girecekti.


















