TBMM‘de dün tarihi anlardan birine daha tanık olduk. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun son toplantısını yerinde ve dikkatle izledik. 7 bölümden ve 60 sayfadan oluşan raporun, siyasi parti temsilcileri tarafından nasıl değerlendirildiğini dinlerken, oylama sonucunu da merak ediyorduk. Neden? Çünkü, “uzlaşma içeren”, “ortaklaşma” üzerinden tanımlanan komisyon raporu, ilginç tartışma ve eleştirilere de konu edildi. Doğrusu bu kadarı şaşırtıcı idi. Ama en etkileyici kısım müzakerelerin sonunda yaşandı. Komisyonda fiilen çalışan 50 milletvekilinin oylama sırasındaki tutumu, gelecek adına umut verdi. 47 kabul, 2 ret, 1 çekimser. Çekimser oy Türkan Elçi’den geldi. Ki demokrat kimliği ile bilinen eşi Tahir Elçi’yi terör ortamında yitirmişti ve asli faillerin peşinde idi.
Kardeşliğe, barışa, yüksek demokratik standartlara kalkan eller, yarım asırlık terör ve/veya etnik sorunun TBMM çatısı altında açık ve şeffaf biçimde ele alınması ve nihai çözümün millete mal edilmesi açısından unutulmazdı. Komisyona öncülük eden Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da dikkati çektiği gibi…
Fikri bazda birbirine benzeyen iki cümlenin olmadığı günlerden, ezici kabul oyuna ulaşılmıştı.
Toplantı bitiminde Sn. Kurtulmuş’a, “Bu kadar benzemez siyasi tutum içinden bir uzlaşma metni ve nitelikli çoğunluğu çıkarmayı nasıl başardınız?” diye sordum. Numan Bey, mütevazı tarzıyla cevapladı:
“Siyaset bunun için var!”
***
Kim ne derse desin… Komisyondan uzlaşmayla çerçeve rapor çıkması büyük başarı! Raporun dili, şarta ve zamana bağlı atıfları elbette ihtiyatlı… Fakat Gazi Meclis’in çatısı altında “Terörsüz Türkiye” yolunda söylenmedik söz kalmadı, sözü olup da söyleyemeyen kimse bırakılmadı.
Rapora ve içeriğine dair yazılacak, takip edilecek pek çok başlık söz konusu. Hatta son gün çıkışlarının, karşı argümanların, bana göre korsan bildiri gibi okunan metinlerin hepsi, komisyon raporunun ekleri arasında yer alacak. Böylece rapor, uzun yıllar istifade edilecek bir başvuru dokümanı olarak güncelliğini koruyacak.
Bu vesileyle…
Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge ideali için gövdesini siper eden, siyasi istikbalini dahi feda etmekten çekinmeyen devlet adamlıkları için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, MHP lideri Devlet Bahçeli’ye şükran borçluyuz. Aynı şekilde MİT Başkanı İbrahim Kalın ve isimsiz kahramanları zikretmeden geçemeyiz!
Önümüzdeki günlerde yeni bir dil inşası ve toplum psikolojisinin yönetimi her bakımdan belirleyici olacak. Bu nedenle Sn. Kurtulmuş’un şu ifadesini hep göz önünde bulundurmak gerekecek:
“Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde, toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna işaret etmektedir!”
Benim tabirimle…
Süreç, “selden kütük kapma fırsatçılığını, etnik temelli yerel yönetim arayışlarını, kurucu halklar iddiasını gündemden çıkarıyor!” “Bu, benim de devletim, ben bu devletin sahibiyim. Meşru taleplerimi demokratik yollardan, toplumsal rıza üreterek hayata geçirmeye çalışacağım” anlayışını teminat altına alıyor.
Rapora yansımasa da “Daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasa duyulan ihtiyaç canlılığını koruyor!”
Ve nihayet…
“Kürdün onurunun, Türkün gururunun korunması” vurgusuna da açıklık getirmek gerekiyor.
Kanımca, “Onur, hak ve incinmezlik” ile “Gurur ait olma, başarı ve özsaygı duygusuyla” ilişkili.
Bu durumda Kürt kimliği için “incinmişliğin onarımı”, Türk kimliği için “mutlak aidiyet ve güçlü olma duygusunun” pekiştirilmesi kalıcı reçete olarak işlem görecek.
Şehitlerimizi rahmet ve dua ile gazilerimizi minnetle anıyorum.


















