TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Saldırıları ile Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu; yetkililer ve uzmanlardan sonra bu kez öğrenci ve öğretmenleri dinledi. 12. sınıf öğrencisi Muhammed Emrecan Öztürk, “Biz gençler, ‘dijital yerliler’ olarak teknolojinin tam içinde doğduk ve büyüdük” derken yetişkinlerin ise “Bu dünyaya sonradan dâhil olan dijital göçmenler” olduğunu söyledi. Öztürk, öğrencilerin sorun yaşadığında “kimliği ortaya çıkar” endişesiyle şikâyet edemediğini söyledi.
‘İSPİYONCU’ DENMESİN DİYE
12. sınıf öğrencisi Elif Berra Kuyumcu da gençler arasında şiddeti havalı gösteren ‘hangimizin arkadaşı daha belalı’ gibi tehlikeli akımlar dolaştığına dikkat çekti. Kuyumcu, “Yaş engelleri bulunsa bile VPN tarzı uygulamalar üzerinden bu ortamlara çok kolay bir şekilde erişilebiliyor. Gençler çoğu zaman ‘ispiyoncu’ durumuna düşmekten korktukları ya da aile baskısından çekindikleri için bu sıkıntıları sineye çekiyor” dedi. 10. sınıf öğrencisi Batuhan Er ise genellikle sosyal medya üzerinden paylaşımlar yapılarak akran zorbalığı uygulandığını, buna maruz kalanların yalnızlaştığını ifade etti. 11. sınıf öğrencisi Sude Çil de oyunların zararları sadece oyuna özenmekle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin derslerde uyuyabildiğini söyledi.
EZİLDİKLERİ İÇİN EZİYORLAR
Toplantıya katılan öğrenciler “Neden akran zorbalığı var?” sorusuna şu yanıtları verdi:
– Kendini göstermek ya da yetebilme hissini karşı tarafa hissettirmek istiyor.
– Ezildiği için başkalarını ezerek hırsını bundan çıkarmaya çalışıyor.
– Zorbalığı yapan kişi, arkadaşını hedef tahtası olarak görüyor.
‘SESSİZ, SAKİN’ ÇOCUKLAR
Altındağ Süleymanşah Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Özlem Önem, Kahramanmaraş’taki olayla aynı tarihlerde kendi okullarında da facianın eşiğinden döndüklerini anlattı. Önem, 3 öğrencinin okuldan 3 öğretmeni sosyal medya üzerinden ‘öldürmekle’ tehdit ettiğini, yerinde müdahale ile öğrencilerin okulda gözaltına alındığını söyledi.
Önem, çocukların bir ay ev hapsinde tutulduğuna dikkat çekerek öğretmenlerin uzun süre okula korku içinde, yollarını değiştirerek gittiklerini kaydetti. Önem, tehditte bulunan çocukların okulda “sessiz, sakin, efendi” olarak gördükleri öğrenciler arasında yer aldığının da altını çizdi.
SIKINTILI ÇOCUKLARIN AİLELERİ GELMİYOR
Altındağ Ertuğrul Gazi Ortaokulu Türkçe Öğretmeni Fadime Tan,”Ataerkil bir toplum olduğumuz hâlde o veli toplantılarına zaten sadece sıkıntısız öğrencilerin anneleri geliyor. Evde daha çok babanın sözünün geçtiğini biliyoruz. O yüzden babalara zorunlu eğitim verilmeli” dedi. Tan, sosyal medya ve dijital platformlardaki oyunların çocuklar üzerindeki etkilerini anlatırken şöyle konuştu: “Robotlaşmış, hissizleşmiş öğrenciler görüyoruz. Yorum yapamayan, kendini dile getiremeyen öğrenciler maalesef artık yeni neslimiz. Oyun kodlarıyla büyüdükleri veya sınavlara hazırlanan robotlar gibi oldukları için artık duygularını dile getiremiyorlar. Başka türlü dile getiremeyince de geriye sadece şiddet kalıyor diye düşünüyorum.”
DAĞINIK BEYİN SENDROMU VE HİPNOZ TEHLİKESİ
Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci ailelere uyarılarda bulundu. Dilci, yatak odasında bulundurulan telefonların şiddet eğilimini artırdığını ve yeni neslin “dağınık beyin sendromu” yaşadığını belirtti. Dilci, “Küresel bir mentörlükten bahsediyoruz burada, küresel bir mühendislik de var işin içinde. Özellikle hipnotik tekniklerle çocuklarımızda şiddet olgusunun tırmanması gibi ki ben Mavi Balina ve PUBG oyunlar üzerinde de ciddi çalışmalar yapmıştım. Ülkemize giren her türlü oyunun bir komisyon tarafından incelenmesi şarttır. Bu oyunlarda verilen mesajlar nelerdir, oyun içerisinde herhangi bir hipnotik teknik var mıdır? Çocukların duygu durumunu veya dopamin dengesini bozduğu an işin rengi tamamen değişmektedir” uyarısında bulundu. Dilci, ailelere ‘ekransız cumartesi’ önerisinde bulundu. Dilci, “Algoritmanın ve internetin olmadığı bir cumartesi gününde kişilerin kendilerini yüzde 30 daha iyi ve mutlu hissettiklerini gördük” dedi.


















