Görünmez katil karbonmonoksit zehirlenmesi – Sağlık Haberleri

spot_img


Havaların soğumasıyla birlikte ısınma ihtiyacı için kurulan sobalar, tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Soba zehirlenmeleri olarak bilinen karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Serdar Özdemir, uyarılarda bulundu…

AĞIR TABLOLARLA KARŞILAŞIYORUZ

Doç. Dr. Özdemir, “Karbonmonoksit zehirlenmesi, büyük ölçüde önlenebilir bir halk sağlığı problemidir. Karbonmonoksit; renksiz, kokusuz ve tatsız bir gazdır. Bu özellikleri nedeniyle fark edilmesi son derece zordur ve bu yüzden ‘sessiz, sinsi katil’ olarak adlandırılır. Acil servislerde her yıl karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle ağır tablolarla karşılaşıyoruz. Üzücü olan, bu vakaların büyük bölümünün önlenebilir olmasıdır. Basit ama etkili önlemlerle sevdiklerimizi ve kendimizi bu sessiz tehlikeden koruyabiliriz. Karbonmonoksit görünmez olabilir; ancak alacağımız önlemlerle etkisini görünür şekilde azaltmak elimizdedir” dedi.

LODOSLU HAVALARDA DİKKAT!

Karbonmonoksitin, karbon içeren yakıtların tam yanmaması sonucu ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Özdemir, “Günlük yaşamda en sık karşılaşılan kaynaklar arasında soba, kombi, şofben, doğalgazlı ısıtıcılar, mangal ve jeneratörler yer alır. Ayrıca kapalı veya yeterince havalandırılmayan alanlarda çalışan araç motorları da ciddi risk oluşturur. Bacası tıkalı, çekişi yetersiz veya düzenli bakımı yapılmamış ısıtma sistemleri karbonmonoksit birikimine yol açabilir” dedi. Özellikle lodoslu havalarda bacaların geri tepmeye başlamasının, zehirlenme riskini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Özdemir, “Bu durum çoğu zaman fark edilmiyor ve kişi uyku sırasında zehirleniyor” diyerek, acı tabloyu gözler önüne serdi.


UYKUDA SESSİZCE YAKALIYOR

Karbonmonoksidin herkesi etkileyebileceğini ancak bazı grupların çok daha hassas olduğunu söyleyen Doç. Dr. Özdemir, bunları şöyle sıraladı: “Bebekler, çocuklar, yaşlılar, hamileler ile kalp ve akciğer hastalığı olan bireyler risk altındadır. En tehlikeli durum ise kişilerin uyku sırasında maruz kalmasıdır. Uyuyan kişi belirtileri fark edemez ve müdahale gecikir.”

KALBİ DURDURABİLİR

Karbonmonoksit zehirlenmesinin en tehlikeli yönünün ise belirtilerinin başka hastalıklarla kolayca karışabilmesi olduğunun altını çizen Doç. Dr. Özdemir, şunları söyledi: “Başlangıçta baş ağrısı, sersemlik, halsizlik ve mide bulantısı görülebilir. Bu şikâyetler çoğu zaman grip, yorgunluk veya mide rahatsızlığı sanılabilir. Maruziyet devam ettikçe bilinç bulanıklığı, aşırı uyku hali, bayılma, nöbet ve hatta kalp durması gelişebilir. Aynı ortamda bulunan birden fazla kişide benzer şikâyetlerin başlaması karbonmonoksit zehirlenmesi açısından ciddi bir uyarı işaretidir.”

İLK 112 ACİL ÇAĞRI MERKEZİ ARANMALI

Karbonmonoksit zehirlenmesinden şüphelenildiği anda yapılacak doğru davranış hayat kurtarıcıdır” diyen Doç. Dr. Özdemir, şu uyarılarda bulundu:

 Öncelikle ortam derhal terk edilmeli.

 Hiç vakit kaybetmeden 112 aranmalıdır.

 Mümkünse kapı ve pencereler açılarak, havalandırma sağlanmalıdır.

 Baygın kişiyi kurtarmak için kapalı ortama kontrolsüz girilmemeli; bu durum kurtarmaya çalışan kişinin zehirlenmesine yol açabilir.

ÖNLENEBİLİR!

Karbonmonoksit zehirlenmelerinin büyük çoğunluğunun basit önlemlerle tamamen önlenebileceğini söyleyen Doç. Dr. Özdemir, şunları dikkat edilmesini istedi:

 Bacaların düzenli olarak temizlenmesi, soba ve doğalgazlı cihazların yetkili servisler tarafından bakımının yapılması hayati önem taşır.

 Kapalı alanlarda mangal veya jeneratör kullanılmamalı, araçlar kapalı garajlarda çalıştırılmamalıdır.

 Karbonmonoksit dedektörleri, ev ve iş yerlerinde karbonmonoksit birikimini erken aşamada algılayarak, alarm verir ve farkındalık sağlar.

YÜKSEK AKIMLI OKSİJEN TEDAVİSİ

ACiL servise başvuran karbonmonoksit zehirlenmesi hastalarına nasıl bir tedavi uyguladıklarını ise Doç. Dr. Özdemir, şöyle anlattı: “Öncelikli tedavi yüksek akımlı oksijen verilmesidir. Gerekli durumlarda hastalar yoğun bakımda izlenir. Erken tanı ve hızlı müdahale, kalıcı beyin hasarı ve ölüm riskini belirgin şekilde azaltır. Bu nedenle şüphe durumunda ‘geçer’ düşüncesiyle beklemek son derece tehlikelidir.”



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img