Huawei Watch Ultimate 2’yi kullanırken hissettiğim şey klasik bir akıllı saat deneyimi olmadı. Daha çok, rotasını bilen bir rehberle yola çıkmak gibiydi. Bir gün Kaz Dağları’nda, yoğun ağaç örtüsünün altında yönümü kaybetmeden yürüyüşü tamamladım; birkaç gün sonra Büyükada’da, bisikletle adayı turlarken hem bedenimi hem ritmimi okuyan bir yol arkadaşı vardı bileğimde. Bu saat, zamanı göstermenin çok ötesinde. O, bulunduğun yeri, içinde bulunduğun durumu ve sınırlarını aynı anda ölçen bir keşif aracı.

KAYBOLMAK KOLAY YÖN BULMAK ZOR
Kaz Dağları’nda doğa yürüyüşü romantik olduğu kadar risklidir. Yoğun bitki örtüsü, ani irtifa değişimleri ve kesilen sinyaller, en deneyimli yürüyüşçüyü bile zorlayabilir. Watch Ultimate 2’yi burada asıl öne çıkaran şey, Sunflower 2.0 konumlandırma sistemi oldu.
Çift bantlı ve beş sistemli (GPS, BeiDou, GLONASS, Galileo, QZSS) yapı sayesinde, dar vadilerde ve ağaçların altında bile rota izi şaşırtıcı derecede netti. Yürüyüşe başlamadan önce çevrimdışı tam renkli haritayı saate yüklemek, telefon çekmese bile yönümü her an kontrol edebilmemi sağladı.

BİSİKLET ÜSTÜNDE ŞEHİRDEN KOPTUK
Kaz Dağları’ndan sonra sahne Büyükada’ydı. Bu kez ekstrem doğa değil; ama temposu ve ritmi olan bir ada günü. Bisikletle adayı dolaşırken Watch Ultimate 2, bambaşka bir karaktere büründü. Adanın rüzgarı da yağmuru da başka olur. Dayanıklılık testi gibi hem bizi hem saati zorlamaya hazır. Yol boyunca: Nabız değişimleri, anlık hız ve efor dengesi, tırmanışlarda irtifa verileri ekranda sade ama okunabilir şekilde akıyordu. Saatin ağırlığı ya da kasasının hacmi bisiklet sürerken hiçbir rahatsızlık yaratmadı; aksine sağlamlığı güven hissi verdi. Gömlekle kahve molası verdiğimde lüks bir saat gibi duruyor, tekrar pedala bastığımda ise spor saat refleksiyle çalışıyordu.
Güçlü bir işlemci ve akıllı algoritmalardan sonra hiçbir cihaz sadece klasik işlevi ve deneyimi barındırmıyor. Yapay zeka teknolojisinden sonra artık her cihaz yetenekli kelimesinin yanına “akıllı” sözcüğünü hak etmeye başladı. Huawei Watch Ultimate 2, yalnızca zamanı ölçen bir akıllı saat değil. O, lüks saatçilik estetiğini; suyun altında, dağın tepesinde ve günlük hayatın içinde aynı anda taşıyabilen nadir ürünlerden biri. Bileğinizde taşıdığınız şey bir ekran değil, bir mühendislik manifestosu. Huawei Watch Ultimate 2, yalnızca zamanı değil, sınırları da ölçüyor. Üstelik her ortamda bunu kolayca yapmanızı sağlıyor.

ÖZEL MALZEME SEÇİMİYLE BAŞLIYOR
Huawei Watch Ultimate 2 ile ilk temas anı, malzemeyle başlıyor. Amorf zirkonyum bazlı sıvı metal kasa, titanyum ya da paslanmaz çeliğin alışıldık soğuk hissinden çok daha farklı. Hem daha tok hem de şaşırtıcı biçimde hafif. Günlük kullanımda gömlek manşetinin altından taşan bu kasa, şık bir akşam yemeğinde mekanik bir lüks saat kadar doğal dururken; ertesi gün doğada, kayalık bir parkurda hiçbir “fazlalık” hissi yaratmıyor.
Safir kristal cam ve nanokristal seramik çerçeve, özellikle ışık altında kendini belli ediyor. Kadrandaki yansımalar abartılı değil; kontrollü ve rafine. Mavi renkli versiyonda çift renkli seramik kalıplama detayı ise saatin yalnızca dayanıklılıkla değil, estetikle de iddialı olduğunu hatırlatıyor. Bu saat “spor saat” gibi görünmek zorunda değil; zaten öyle bir derdi de yok.

DERİNLİKLERDE SESSİZ DEVRİM
Watch Ultimate 2’yi benzerlerinden ayıran asıl kırılma noktası, suyun altında başlıyor. 150 metreye kadar dalış kapasitesi, bugün piyasadaki çoğu akıllı saatin 100 metre sınırını net biçimde geride bırakıyor. Ancak mesele sadece derinlik değil.
Huawei’nin dünyanın ilk bağımsız sonar tabanlı sualtı iletişimi, dalış sırasında alışkanlıkları değiştiren bir deneyim sunuyor. Hücresel sinyalin tamamen yok olduğu bir ortamda, dalış arkadaşınıza sessizce emoji ya da önceden tanımlı mesaj gönderebilmek, ilk başta küçük bir detay gibi geliyor. Ta ki su altında metal bir tüpe vurup tüm canlıları ürkütmeden iletişim kurmanın ne kadar konforlu olduğunu fark edene kadar.
Sonar mesajlarının iletim hızı net ve anlaşılır. Özellikle simüle edilmiş bir senaryoda SOS özelliğini denediğimde, tek dokunuşla başlatılan otomatik tehlike mesajlarının her 25 saniyede bir iletilmesi, bu saatin “aksesuar” değil, gerçek bir güvenlik ekipmanı olduğunu net biçimde hissettirdi.
PARMAK UCUNDA SAĞLIK LABORATUVARI X-TAP
Huawei Watch Ultimate 2’nin en etkileyici sürprizlerinden biri X-TAP sensörü. Alıştığımız bilekten ölçümün ötesine geçerek parmak ucu algılamasıyla çalışan bu sistem, 10 saniye gibi kısa bir sürede 11 maddelik bir sağlık özeti sunuyor.
Parmağınızı sensöre bastığınız an, ekrandaki geri bildirim net ve yönlendirici. Dokunma hissi kararlı, ölçüm süreci hızlı. Ortalama kalp atış hızı, SpO2, stres seviyesi, vücut ısısı ve CE sertifikalı EKG verilerinin Huawei Sağlık uygulaması üzerinden anlamlı ve okunabilir raporlara dönüşmesi, bu saati günlük sağlığın pasif bir takipçisi olmaktan çıkarıyor. Özellikle yüksek irtifa verileri ve aritmi algılama gibi detaylar, profesyonel sporcular kadar bilinçli kullanıcılar için de önemli bir fark yaratıyor.
Huawei Watch Ultimate 2 ile su altında 150 metre derinlikte iletişim
UZUN PİL ÖMRÜ DESTEĞİ VAR
Çevrimdışı tam renkli haritalar, manuel işaretleme noktaları ve Expedition Mode, saati bilekte taşınan bir pusulaya dönüştürüyor. Yüksek irtifa değişimlerinde gelen aktif risk uyarıları ve nefes egzersizi önerileri ise bu navigasyonun sadece “yön” değil, “durum” da okuduğunu gösteriyor.
Böylesine güçlü bir donanımın pil performansı genellikle soru işaretidir. Ancak Watch Ultimate 2, bu konuda da güven veriyor. Standart modda Android ile 4,5 gün, iOS ile 3,5 gün kullanım; PowerSaver modunda ise 11 güne kadar çıkan pil ömrü, uzun yolculuklarda gerçek bir konfor sağlıyor. Üstelik modlar arası geçiş yalnızca 3 saniye sürüyor.


















