Bir moda editörü olarak hayran olduğum tasarımcılardan biri bu hafta hayata gözlerini yumdu. Valentino Clemente Ludovico Garavani yani çok büyük kısmımızın bildiği ismiyle Valentino, 1932 yılında İtalya’da dünyaya geldi ve 93 yaşında Roma’daki evinde hayatını kaybetti. 1960 yılında lüks moda evi olan Valentino’yu kurdu 2007 yılına kadar da markanın yaratıcı direktörlüğünü yaptı. ‘İmparator’ lakaplı moda tasarımcısı ‘Valentino kırmızısı’ rengiyle bir döneme damga vurdu. İlk koleksiyonunu 1962 yılında Floransa’da tanıtan modacı, Jackie Kennedy’den Prenses Diana’ya kadar dünyaca ünlü birçok ismi giydirdi.

GENÇ YAŞTA MODA SERÜVENİ BAŞLADI
Garavani, dediğimiz gibi 1932’de İtalya’nın Voghera kentinde doğdu. Moda tasarımını meslek olarak çok erken yaşta seçti ve Milano’daki Accademia dell’Arte’ye kaydoldu. Burada moda ve Fransızca eğitimi aldı. Hedefinin peşinden giderek 17 yaşında Paris’e taşındı. École des Beaux-Arts ve Chambre Syndicale de la Couture Parisienne’de öğrenim gördü. Eğitimini tamamladıktan sonra Jean Desses’in ve Guy Laroche’un yanında asistanlık yaptı. Ardından bir aile dostunun desteğiyle kendi yolunda ilerlemeye karar verdi. Ve 1959’a girilirken Roma’daki Via Condotti üzerinde modaevini kurdu.
Bundan kısa bir süre sonra Garavani’yle tanışan Giancarlo Giammetti’nin de desteğiyle son derece zorlu süreçler yaşamasına rağmen markasının ayakları üzerinde durmasını sağladı. Ünlü tasarımcı ardından Giammetti ile birlikte Via Condotti’den ayrılarak Via Gregoriana’da 16’ncı yüzyıldan kalma daha küçük bir palazzo’ya yani saraya taşındı.

YAKIŞIKLI, YETENEKLİ VE ÜNLÜLERİ KENDİNE HAYRAN BIRAKAN BİRİ
Başlangıçta Valentino’ya yükselen bir yetenek ve yakışıklı yeni bir yüz olarak ilgi gösteren basın, kısa sürede bu genç tasarımcıya dikkat kesilmek için daha güçlü bir neden buldu: Onun ünlüler üzerindeki çekim gücü. Tasarımcının 1968 tarihli All White haute couture koleksiyonu, onu İtalyan tasarımının kalıcı imzaları arasına kesin biçimde yerleştirdi.
Vogue, bu koleksiyonu “Avrupa’nın dilindeki konu” olarak nitelendirdi ve “onun keskin beyazlarının, dantelli beyazlarının, yumuşak ve kremamsı beyazlarının saflığı ve seçkinliği; hepsinin beyaz üzerine beyaz olarak bir arada sunulması” üzerine övgüler düzdü.
Dergi, tüm bu güzelliği, romantizmi ve kusursuzluğu ortaya koyan 35 yaşındaki tasarımcının, gençlerin idolü ve modern lüksün yeni bir sembolü haline geldiğini yazdı. Beyaz koleksiyonun tarihsel önemine rağmen, tasarımcı sonsuza dek kırmızı renkle anılıyor.
Yıllar içinde başarısını daha da artıran bir moda tasarımcısından da çok bir iş insanına dönüşen Valentino, ‘Son İmparator’ lakabını boşuna almadı. Bir imparatorluk kuran, kendi tasarım dilini dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca kadına ulaştıran Valentino, sonsuza dek moda tarihinin en önemli isimlerinden biri olarak hafızalara kazınacak.

2008’DE EMEKLİ OLDU
2008’de, Roma’da üç gün süren görkemli bir kutlamayla taçlandırılan emekliliğinin ardından Valentino, kamusal alandan neredeyse hiç çekilmedi. Moda haftalarında sezonlar boyu markasının kendisinden sonraki kreatif direktörlerinin defilelerini izledi. Paris’teki Hotel de Rothschild’in ön sırasında, kreatif direktörler Pierpaolo Piccioli ve Maria Grazia Chiuri’nin (sonra Christian Dior’a geçti) koleksiyonlarını izledi.
Valentino, Piccioli’nin 2018-19 sonbahar-kış haute couture koleksiyonundan o denli etkilenmişti ki Piccioli’yi yanaklarından süzülen yaşlarla birlikte ayakta alkışladı. Kendisinden sonra markanın kreatif direktörlük koltuğuna oturan tasarımcıları desteklemediği zamanlarda Garavani, sık sık Fransa’daki Wideville malikanesinde ya da TM Blue One adlı yatında göz alıcı davetlere ev sahipliği yaptı. Dünyanın dört bir yanındaki kadını kendisine hayran bırakan Valentino’nun kim olduğunu ama ne yazık ki ben de tüm detaylarıyla bilmiyordum.
KADINLAR GÜZEL OLMAK İSTİYOR
Titiz kalıpçılığı, gelincik kırmızısı tonlarındaki imza rengi ve fiyonklar, volanlar, danteller ve nakışlar gibi feminen detaylara olan bağlılığıyla Valentino, 20’nci yüzyılın son döneminin ihtişamını şekillendiren en önemli isimlerden biriydi. Kariyerinin başından itibaren çevresinde Elizabeth Taylor, Audrey Hepburn ve Sophia Loren gibi ikonlar yer alıyordu. Jackie Kennedy, Aristotle Onassis ile yaptığı düğünde Valentino’nun tasarladığı beyaz bir elbise giydi. Julia Roberts, 2001 yılında Erin Brockovich filmiyle kazandığı En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını, vintage siyah-beyaz bir Valentino elbiseyle kabul etti. 2009 yılında Garavani, yönetmenliğini Matt Tyrnauer’in üstlendiği Valentino: The Last Emperor adlı belgeselin konusu oldu. Film, Valentino’yu, kariyeri boyu iş ortağı olan Giancarlo Giammetti’yi ve çevresini, emekliliğine giden iki yıl boyunca takip ediyordu. Belgeselde Valentino “Kadınların ne istediğini biliyorum, güzel olmak istiyorlar” diyordu.


















