Türk Gastroenteroloji Derneği Üyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Asıl, dünyada ve ülkemizde oldukça sık görülen, ancak çoğu zaman fark edilmeyen önemli bir sağlık sorunu olan safra taşı hastalığına dikkat çekti.
HAYATİ RİSKİ VAR
Prof. Dr. Asıl, “Safra kesesi karaciğerin altında yer alan ve yağlı gıdaların sindiriminde rol alan bir organdır. Safra kesesi taşları da safra kesesi içerisinde oluşan, çoğunlukla kolesterol veya safra pigmentleri yapısında olan taşlardır. Safra taşları tedavi edilmediğinde safra yolu tıkanması, safra kesesi ve safra yollarının iltihabı ve akut pankreatit ile hayati riske yol açabilir.

Bu komplikasyonlar bazen hayatı tehdit edebilen ciddiyette ağır klinik tablolara neden olabilir” diye konuştu. Hastalığın çoğu zaman belirti vermediğini söyleyen Prof. Dr. Asıl, “Çoğu hastada safra taşları sessizdir, başka nedenlerle yapılan incelemelerde tesadüfen saptanırlar. Safra taşları belirti verdiğinde ise tipik şikâyetler şunlardır; karın sağ üst veya orta kısmında, yemeklerden sonra artan ağrı (ağrı sağ omuza ve sırta yayılabilir), yemeklerden sonra şişkinlik, hazımsızlık, bulantı ve kusma. Eşlik eden safra kesesi iltihabı olan hastalarda ateş, titreme, ciltte ve gözlerde sararma, idrar renginde koyulaşma gibi belirtiler görülebilir” dedi.

KİMLER RİSK ALTINDA?
PROF. Dr. Asıl, kimlerin risk altında olduğunu ise şöyle sıraladı:
Kadınlar (özellikle 40 yaş üzeri)
Şişman veya hızlı kilo veren kişiler
Çok düşük kalorili diyet yapanlar
Hamileler (özellikle çok doğum yapanlar)
Ailesinde safra taşı öyküsü olanlar
Kolesterol yüksekliği, diyabet gibi kronik hastalığı olanlar.

ACİLE BULANTI VE KUSMA ŞİKAYETİYLE BAŞVURULUYOR
Acile başvuruların sıklıkla şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma şikayetleriyle olduğunu söyleyen Prof. Dr. Asıl, “Bu ağrılar hastalar tarafından mide ağrısı ile karıştırılır. Ataklar arasında kalan zamanlarda hastalar genellikler rahattırlar ve çok fazla yakınmaları yoktur. Bazı hastalarda semptomlar daha hafif olabilir. Bazı hastalarda semptomlar yemeklerden sonra artabilir” dedi.
YAVAŞ VE KONTROLLÜ KİLO VERME
Sağlıklı yaşam tarzı ile safra taşlarından korunulabileceğini söyleyen Prof. Dr. Asıl, bunları şöyle sıraladı: “Düzenli egzersiz, yavaş ve kontrollü kilo verme, lif oranı yüksek, yağ içeriği dengeli beslenme, bol su tüketimi ve hızlı kilo verme diyetlerinden kaçınmak.”
KAPALI CERRAHİ
Prof. Dr. Asıl, nasıl tanı koyduklarını ise şöyle anlattı: “Ayrıntılı bir öykü ve fizik muayeneyle safra taşından şüphelenilen hastalara abdominal ultrasonografi yapıyoruz. Şüphede kalınan vakalarda gerektiğinde MRCP, endoskopik ultrasonografi gibi daha ileri yöntemlerden de yararlanılabilir. Belirti veren safra taşlarında tedavi ise cerrahidir. Safra kesesinin ameliyatla alınması gereklidir. Günümüzde safra kesesi cerrahisi laparoskopik (kapalı) yöntemle yapılmaktadır. Operasyon genellikle çok uzun sürmez ve hastalar birkaç gün içinde günlük yaşamlarına dönebilirler. Safra kanallarına düşerek, tıkanıklık ve sarılığa neden olan taşlar gastroenteroloji uzmanları tarafından endoskopik yöntemler (Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi, ERCP) kullanılarak ameliyatsız olarak tedavi edilirler.”


















