İletişim Başkanı Duran: Türkiye’nin bağımsızlığına kasteden tarihi bir kırılma anı yaşandı

spot_img


Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’de saat 19.30’da düzenlenen “Şehit ve Şahit” programında konuşan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, milletin iradesini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ihanetle yüzleşildiğini vurgulayarak “Milletimizin istiklal ve istikbal uğruna yazdığı bu büyük destanı yeniden hatırlamak ve o geceye şahitlik eden hatıraları diri tutmak için bir araya geldik. Şehitlerimizin emanetini ve gazilerimizin aziz hatıralarını yaşatma yönündeki bu gayretleri için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bugün burada biz aslında yakın tarihimizin en önemli dönüm noktalarından birini hatırlamak için bir aradayız. 15 Temmuz saldırısının sadece bir askeri darbe girişimi olarak nitelenemeyeceğini artık biliyoruz. Devletin kurumlarının ele geçirilmeye çalışıldığı bir işgal teşebbüsüyle karşı karşıyaydık. Milletin iradesini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir ihanetle yüzleştik. Sayın Cumhurbaşkanımıza doğrudan suikast girişiminde bulunuldu. Türkiye Büyük Millet Meclisimiz bu millete ait uçaklarla ve mühimmatlarla bombalandı. Emniyet birimlerimiz hedef alındı. Medya binalarımız basıldı. Meydanlarda toplanan sivil vatandaşlarımızın üzerine ağır silahlarla acımasızca ateş edildi. Sonuçta Türkiye’nin bağımsızlığına kasteden tarihi bir kırılma anı yaşandı. Fakat asıl büyük destan ondan sonra başladı. O gece hainlerin hesap edemediği bir şey vardı. Bu da elbette bu milletin iradesiydi. Bu salonda evlatlarını kaybeden, yakınlarını kaybeden şehitlerin iradesiydi. Gazilerin iradesiydi. Türk halkının sivil demokratik tepkisiydi ve Cumhurbaşkanımızın liderliğine sahip çıkmasıydı. Şükürler olsun ki bu darbe püskürtüldü. Kuşkusuz büyük emeklerle, büyük fedakarlıklarla başarıldı.” dedi.

“BU KAHRAMANLIK EMSALSİZDİR”

15 Temmuz’un Türkiye siyasi tarihinin darbeler açısından da yeniden yazılması anlamına geldiğini söyleyen Duran, “Bu kahramanlık aslında emsalsizdir. İlk defa Türkiye demokrasi tarihinde bu bir başarıdır. Darbelerin püskürtülmesidir. Toplumun her kesiminden vatandaşlarımızın katıldığı bu direniş ilk defa kendi seçtiği lidere, milli iradeye, vatanına, demokrasiye böylesine kahramanca sahip çıkmıştır. Bunun tarihte elbette büyük örnekleri var. Çanakkale’de var. Kurtuluş Savaşı’nda var. Birçok tarihimizin sayfasında var. Ama daha önce hatırlayın darbeler tarihinde sahip çıkamadığımız gerekli iradeyi gösteremediğimiz bir Adnan Menderes’imiz vardı. Ya da farklı darbelerde ne yazık ki tankların başarılı olduğu dönemler oldu. Ama işte seçilmiş iktidara karşı harekete geçen FETÖ’nün kamikaze saldırısı başarısız oldu. Darbe girişimini bastıran Türk milleti, demokrasi nöbetinde seçilmişlere sahip çıktı. Yeni bir siyasi uzlaşmanın yeni bir toplumsal sözleşmenin de temellerini attı.

Devletine, demokrasisine sahip çıkan bir direnişti. O gece milletimiz, liderinin çağrısıyla istiklalini, bağımsızlığını ve demokrasisini korudu. Egemenliğin sahibinin, kendisinin olduğunu gösterdi. Değerli dostlar, 15 Temmuz aynı zamanda Türkiye siyasi tarihinin darbeler açısından da yeniden yazılmasıdır demiştim. Evet darbelerin bu ülkede normal olduğu düşünülürdü. Her on yılda bir darbe yapıldığı ezberletilmişti. Ama bu anlatı o gece tümüyle yıkıldı. 1960 darbesiyle başlayan darbeler silsilesi, işte sokağa çıkan o kahramanlar sayesinde mezara gömüldü. Bugün burada oturan herkes eminim 2000’li yılların başında “ordu göreve” pankartlarını da hatırlarlar. Hamdolsun Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, milletimiz dışında hiçbir güce yaslanmadan pankartlarla, manşetlerle, vesayetle çarpışarak bütün bu engelleri aştığını biliyoruz. 15 Temmuz gecesinde kendisinin meydanlara çağrısı ve milletimizin buna uymasıyla milli irade tecelli etti. Ve sonrasında bambaşka yeni bir döneme geçtik. 15 Temmuz, milletimizin geçmişte kaybettiği değerlerine bir daha müsaade etmeyeceğini gösterdiği bir gece oldu. O gece sizler, Türk milletinin kahraman evlatları olarak canlarınızı siper ettiniz ve darbeleri tarihe gömdünüz. Üstelik bu salondaki kahramanlar, 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı yine tarih yaptınız. Darbenin, Türk halkının sivil tepkisi ve Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle bastırılması eşsiz bir niteliktedir. Bu nedenle seçilmişlerimize halkın sahip çıktığını gösterdiği bu tarihi hadise, bu destan, bizim için bir milat durumundadır. Elbette bu milada sahip çıkmak elbette bunu hafızalarımızda canlı tutmak bizim bugün başlıca görevimiz. Hepimiz o gecenin şahidiyiz. Hamdolsun, ben de o gece bu milletin büyüklüğünü görenlerden oldum. Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla o dönemdeki adıyla Boğaziçi Köprüsü, şimdi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne yürürken kalabalıkların nasıl, “gitmeyin, insanları öldürüyorlar” denilmesine rağmen yollarından şaşmadan tankların olduğu yere gittiğini, çıplak elleriyle o tankları susturduğunu ben de gördüm. Bu, hayatım boyunca yaşadığım en önemli şeydi. O geceyi unutmam mümkün değil. Biliyorum ki bu salondaki herkes bu şahitliği biliyor.” dedi.


Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.


Haber Girişi
Halil İbrahim Ğlkü – Editör



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img