İmamoğlu üç soruya cevap veremez

spot_img


Cumhuriyet tarihinin yolsuzluk hikayesi yazılsa, hiçbiri bugün mahkemesi başlayan “İmamoğlu Suç Örgüt” davasıyla kıyaslanamaz. Rüşvet alanlar, hayali ihracat yapanlar, ihaleye fesat karıştıranlar hatta siyasetçilerle işbirliği yapıp bankaları hortumlayanlar çok oldu ama hiçbiri bir “sistem” kurup özel bir ağ oluşturmadı ve yolsuzluk iddiasıyla yargılanmadı.

Yakın tarihte İSKİ gibi, Beyaz Enerji gibi Türkbank gibi çok sayıda yolsuzluk skandalı patladı ama o skandallara imza atanların hiçbirinin bir partiye “çökme” hedefi yoktu.

Buna hiç kimse cesaret edemez, aklından bile geçiremezdi.

Bu yüzden bugünün Adalet Bakanı, dünün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Ekrem İmamoğlu‘nun “suç örgütü lideri” olarak yargılandığı dava dosyasını, “Yüzyılın yolsuzluk dosyası” olarak nitelendirdi.

Bu davanın sonucu ne olursa olsun, şu etkisi hiç değişmeyecek; artık kimse “rüşvet, irtikap ve ihale yolsuzluğu” ile elden edilen para gücüyle siyaseti dizayn etmeye, partileri ele geçirmeye kalkmayacak.

Bu nedenle İBB davası, tarihe Türk siyasetinin “arınma” davası ve kritik bir dönüm noktası olarak geçecek.

Şimdi herkesin merak ettiği soru da şu; mahkeme süreci nasıl devam edecek? Gelmekte olan tehlikeyi görüp, “tasarlayarak” kendisini CHP‘nin Cumhurbaşkanı adayı ilan ettiren Ekrem İmamoğlu, mahkemede nasıl bir savunma yapacak?

Siyasi Danışmanı Necati Özkan‘ın deyimiyle “kahramanın yolculuğu” burada bitecek mi yoksa mahkeme salonundaki siyasi şovuyla “sorgulamayan” sosyolojisinin “kahramanı” olmayı sürdürecek mi?

İmamoğlu’nu iyi tanıyanlar ikinci yolu seçeceğinden eminler. Zaten avukatları da “siyasi savunma” yapacağını açıkladı. Ancak 4 bin sayfalık iddianamede öyle iddialar var ki, mahkeme salonunu şova çevirmeye kalksa bile gerçeği vicdanlardan saklamayı başarması çok zor.

ÜÇ KİLİT DOSYA

Önceki gün İmamoğlu’nun İBB’deki ekibinin kilit isimlerinden bir iş adamıyla konuştum.

İşadamı önce İmamoğlu’nun mahkemede takınacağı tavra değindi: “Bence Ekrem Bey, siyasi savunma yapacak, ‘Bu siyasi bir operasyondur’ diyecek. ‘Onu yapmadım, bunu yapmadım, orada değildim’ gibi cevaplar verecek. Bence halka oynayacak. Oysa bir sürü açık var, savunacak tarafı yok. Mesela ben de yargılanacağım. Ama ben kendime inanıyorum. Birçok eylemde adım geçiyor Hepsiyle ilgili açıklama yapacağım. İmamoğlu bunu yapamaz.”

Kendisi de yargılanacak olan bürokrat, mahkeme salonunda İmamoğlu’nun iddianamede yer alan ve çok somut belgelerle ortaya konulan 3 konuda çok zorlanacağını hatta hiç cevap veremeyeceğini söylüyor:

“En somut ve en çarpıcı olanlar Boğaz’da alınan üç villa ve Cebeci’deki toprak döküm meselesi. İkisi de çok net abi. Toprak döküm işi çok büyük. Milyon dolarların döndüğü bir yer Cebeci. Bu olayın başında da İmamoğlu’nun ortakları olan üç isim var; Fatih Keleş, Murat Gülibrahimoğlu ve İbrahim Bülbüllü… Bunları durdurmaya çalıştım ama gücüm yetmedi. Buradaki para trafiği “sistem‘i çözmeye yeter.”

Ünlü İşadamı, İmamoğlu‘nun zorlayacak belgeli dosyalar arasında İstanbul Boğaziçi’nden milyon dolarla ifade edilen rüşvetlerle ilgili iddiaları da koyuyor. İmamoğlu’nu iyi tanıyan bürokrat, bu dosyaları asrın davasının seyrini belirleyecek dosyalar olarak görüyor.

İTİRAFÇILAR NE YAPACAK?

Mahkeme sürecinde en çok merak edilen ikinci konu da İmamoğlu’nun kurduğu sistemi deşifre eden itirafçıların ne yapacağı. O isimlerden biri de İmamoğlu‘nun ilk beşi içinde sayılan Ertan Yıldız. Yıldız, Yeni Şafak gazetesine verdiği röportajda mahkemede işlerin hiç kolay geçmeyeceğinin işaretini veriyor:

“Ben İmamoğlu’nun yönetim başarısı için çalıştım, 5 yılımı verdim. Bazı suçlu insanların cezasını ben niye çekeyim? Bu her normal insanın vereceği reaksiyondur. Ben sütten çıkmış ak kaşık değilim. Çevremde bir ton şey oldu, bunları gördüm şahit oldum, fark ettim. Bu yüzden itirafçı oldum.”



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img