İnsülin hayati bir hormondur.
Ama sürekli yüksek kaldığında metabolik sistemi yorar.
Sorun insülin değil, kronik hiperinsülinemidir.
Birinci zarar
Yağ yakımını durdurur.
İnsülin yüksekken lipoliz baskılanır. Vücut enerjiye ulaşamaz, daha sık acıkır, kilo vermek zorlaşır.

İkinci zarar
Karaciğer yağlanmasını artırır.
Yüksek insülin karaciğerde yeni yağ üretimini tetikler. Bu süreç zamanla metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğere ilerleyebilir.
Üçüncü zarar
Damar duvarında büyüme sinyali verir.
İnsülin aynı zamanda bir büyüme faktörüdür. Damar düz kas hücre proliferasyonunu artırarak plak gelişimini besleyebilir.

Dördüncü zarar
Kronik inflamasyonu artırır.
Hiperinsülinemi düşük dereceli sistemik inflamasyonla ilişkilidir. Bu da damar yaşlanmasını hızlandırır.
Beşinci zarar
Tansiyonu yükseltir.
İnsülin böbrekten sodyum tutulmasını artırır ve sempatik sistemi aktive edebilir. Bu durum kan basıncını yukarı çeker.

Altıncı zarar
Trigliseridi yükseltir, HDL’yi düşürür.
Bu lipid paterni küçük yoğun LDL artışıyla ilişkilidir ve aterosklerotik riski artırabilir.
Yedinci zarar
Beyinde insülin direncine yol açabilir.
Bazı araştırmalar kronik insülin yüksekliğinin bilişsel fonksiyon üzerinde olumsuz etkilerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Sekizinci zarar
Kas kalitesini bozar.
Paradoksal biçimde kronik yüksek insülin zamanla kas hücresinde insülin direncine neden olabilir; bu da glikoz kullanımını zorlaştırır.
Dokuzuncu zarar
Açlık ve tokluk sinyallerini bozar.
Leptin direnci gelişebilir. Doyma mekanizması zayıflar, atıştırma artar.

Onuncu zarar
Biyolojik yaşlanmayı hızlandırır.
Sürekli “büyüme sinyali” hücresel stres yükünü artırabilir. Metabolik dengesizlik, sağlıklı yaşlanmanın önünde önemli bir engeldir.
Son söz
İnsülin yükselir, düşer; bu normaldir.
Ama gün boyu yüksek kalıyorsa,
Metabolizma alarm veriyor demektir.


















