Her ne kadar tersini düşünsem de genel kanı İsrail’in ABD’yi bu savaşa sürüklediği yönünde. Oysa bu iddia real-politik gerçeklerle çelişiyor. Çünkü eğer ABD istemese İsrail’e silah tedarikini keser ve İran’a saldırıyı engellerdi. Bunu yapmadı. Hatta aksi yönde hareket ederek İsrail‘i buna mecbur etti. Zira İsrail dışında hiçbir müttefikinin İran’a saldırıya olumlu yaklaşmayacağını iyi biliyordu.
Bu nedenle jeo-politik gerekçelerini perdelemek için İsrail’i ve onun siyonist-evanjelik fanatizmini vitrine çıkardı. Bu yolla hem Amerikan kamuoyundaki muhalefeti köreltmeyi düşündü hem de ABD’ye alerjik davranan Avrupa ve NATO üyesi bazı ülkeleri siyonist lobi yoluyla hizaya sokarak yanına çekmeyi hesapladı.
Siyonist lobinin bu ‘ikna edici’ gücü aslında paradoksal görünüyor. Yani bir bakıma ilk cümlemdeki iddiamı kendim çürütmüş oluyor ve ABD ile birlikte Avrupa’nın da siyonist lobinin esiri olduğunu itiraf ediyorum. İmam Gazali boşuna ‘her şey zıttı ile kaimdir’ dememiş.
***
O yüzden bir düşünceyi yüzde yüz doğru diye fanatikçe savunmamak lazım. Zira analizlerde sadece bir (f)aktör değil birden fazla faktör, girdi ve neden etkindir. Tek (f)aktörlü açıklamalara dayalı nedensellikler ne kadar doğru görünse de sahih olamayabilir. Nedenden çok sonuç odaklı zayıf bir analize yol açar.
Sadede gelirsek, siyonist lobi ABD’yi savaşa sürüklemiş olsa bile ABD’nin de buna teşne olduğunu unutmamak lazım. Tam tersi de doğrudur. ABD’nin Ortadoğu ve Batı Asya’daki emperyal politikalarının gerekçesi gibi gösterilen siyonist sömürgecilik de fırsattan istifade her geçen gün el büyütüyor, toprak işgallerini adım adım artırıyor. Filistin‘den sonra Lübnan ve Suriye’de olduğu gibi.
Unutmayalım ki siyonist ideoloji de evrim geçiriyor. İlk başlarda siyonizm, Filistin topraklarını ele geçirmeyi hedef edinen jeo-politik bir projeydi. Holokost merkezli bir refleksle Yahudilerin kendilerini güvende hissedecekleri bir ‘vatan’ arayışındaydılar. Hedefleri de Filistin topraklarıyla sınırlıydı. Aslında bu hedeflerine 1967’de ulaştılar da…
Altı gün savaşlarında Mısır’dan Sina Yarımadası ile Gazze’yi, Suriye’den Golan Tepeleri’ni, Ürdün’den de Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ü alarak 1948’de hedefledikleri sınırlara ulaştılar.
***
Ancak 1973’teki Yom Kippur savaşından sonra siyonizm, ABD’nin emperyal amaçlarının ideolojik bir kurşun askerine dönüştürüldü. Artık Filistin’in dışına da taştılar. Evanjelik-Hristiyanlıkla harmanlanan düşünceyle evrim geçiren siyonizm ABD’nin en kullanışlı emperyal aparatına dönüştürüldü. Bunun için de Holokost endeksli siyonizmin yerine Nil’den Fırat’a kadar uzanan Arz-ı Mev’ud ve Amelek merkezli teolojik fanatizm monte edildi.
Bu yeni siyonist anlayış ABD’nin ‘terörle mücadele, sonsuz savaş, medeniyetler çatışması ve Haçlı savaşları’ sloganlarıyla tanımlanan zihniyetiyle de örtüşüyor. Bu haliyle siyonist ideoloji ve lobi ABD’yi iç politikada zorlasa da Ortadoğu’da Pentagon’un en işlevsel silahı konumunda. Beyaz Saray için ise siyonist lobi Avrupa’yı dize getirmede en etkili yumuşak güç konumunda.
Nitekim, İran savaşında ABD’nin Hürmüz Boğazı çağrısına ret yanıtı veren Avrupa ve NATO üyesi bazı ülkeler, siyonist lobinin devreye girmesiyle 24 saat içinde çark ettiler. İsrail’in Güney Pars Doğalgaz saldırısıyla tetiklediği enerji krizini kronikleştirme ve küreselleştirme hamlesi, Körfez ülkelerinin onlarca trilyon doları bulan Batı ülkelerindeki yatırım fonlarının riske girme olasılığı ile Hizbullah hücreleri üzerinden Avrupa ve ABD’de aktive edilen yeni DEAŞ tarzı terörist saldırılara girişme senaryosu, herkese diz çöktürdü.
Özetle ABD’nin Avrupa ve NATO’ya kabul ettiremediği planı siyonist lobi birkaç hamle ile hayata geçirdi. Bu adımlarla İsrail sadece İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Japonya ve Kanada’yı İran savaşına dâhil etmekle kalmadı. Bir yandan da ABD’nin bu savaşı bitirme ve olası çıkış stratejilerine de ağır darbeler indirdi. Sıkışan ABD, mecburen savaşı daha da derinleştirecek. Zaten Harg adasını işgal planları, yeni askeri sevkiyat kararları ve Pentagon’un 200 milyar doları bulan ek bütçe talepleri, bu yeni realitenin birer kanıtı.


















