“NE ÖLÜM BELGESİ NE DE HASTANE KAYDI BULABİLDİK”
Yıllar boyunca kızına ait resmi kayıtları bulmaya çalıştığını anlatan anne Gülçiçek, okul çağının gelmesiyle yeniden araştırma yaptıklarını kaydetti. Gülçiçek, “Aradan yaklaşık 7 yıl geçti. Öğretmenler geldi, ‘Çocuğunuzu neden okula göndermiyorsunuz?’ dediler. Ben de ‘Bizim çocuğumuz öldü’ dedim. ‘Nüfustan düşürmeniz gerekiyor’ dediler. Bunun üzerine hastaneye gittik. Arşivi iki kez altüst ettiler. Ne bir hasta dosyası vardı, ne giriş kaydı ne de ölüm belgesi. 50-60 yıllık hastaların kayıtları vardı ama benim çocuğuma ait hiçbir kayıt yoktu. Hastanede bayıldım. Kimsesizler mezarlığına, belediyeye, aklınıza gelen her yere sorduk. Sormadığım, gitmediğim yer kalmadı. Hiçbir yerde bir iz bulamadık” ifadelerini kullandı.
“EŞİMİN HASTALIĞI NEDENİYLE MÜCADELEYE ARA VERMEK ZORUNDA KALDIM”
Yaşananların ardından cumhuriyet savcılığına iki kez suç duyurusunda bulunduklarını ancak dosyada takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Gülçiçek, daha sonra eşi Ali Gülçiçek’in beyin kanaması geçirdiğini ve yaklaşık 7 yıl yatağa bağımlı yaşadığını anlattı. 2 Aralık 2022 tarihinde eşini kaybeden Gülçiçek, “Cumhuriyet savcılığına iki kez başvurduk. Takipsizlik kararı verildi. Sonra eşim beyin kanaması geçirdi. 7 yıl yatağa bağımlı kaldı. Yemeğini, içmesini, bakımını ben yaptım. Bir hemşire gibi gece gündüz başındaydım. Bu yüzden uzun süre hiçbir yere gidemedim” dedi.



















