Karayipler’de zamane korsanlığı – MELİH ALTINOK

spot_img


Dünya halklarının ezici çoğunluğunun, ABD‘nin Venezuela‘da sergilediği bu açık haydutluğa tepki duyduğuna adım gibi eminim.

Zira kimse Maduro’nun, Washington’ın iddia ettiği gibi küresel bir “tehdit” olduğuna inanmıyor. Elbette Maduro’nun yönetimine itiraz eden çok; ancak onun bir “uyuşturucu kaçakçısı” ya da “terörist” olduğu masalına da kimse itibar etmiyor.

Ne var ki Karayipler‘deki bu zamane korsanlığının mağduru olan Venezuela’da tablo biraz farklı görünüyor.

Anlaşılan o ki, bu vahim gelişmenin ülkenin uzun süredir debelendiği ekonomik ve siyasi darboğazdan çıkmasına vesile olacağını düşünenlerin sayısı az değil.

Ülkede yaşayanlarla konuşuyorum. Şunu söylüyorlar:

“Halk, 40–50 yıl önceki refahını, ABD’ye tatile gidebildiği günleri özlüyor. Sessiz bekleyişlerinin sebebi bu.”

NOSTALJİ HASTALIĞI

Bu sözleri duyunca aklıma, ekonominin dibe vurduğu; terörün, askeri darbelerin, suikastların ve faili meçhullerin zirve yaptığı 90’ları, yeni nesle Türkiye‘nin “altın yılları” diye pazarlamaya çalışanlar geliyor.

Oysa bahsettikleri dönemler, Venezuela’nın bugünüyle kıyaslandığında rahmet okutacak yıllardı.

1970’lerde petrol ve doğal gaz zengini Venezuela’da kişi başı gelir yaklaşık 1100 dolardı. ABD’li şirketler ülkenin iliğini kemiğini sömürürken CIA adeta polis gibi çalışıyordu.

Venezuelalıların yeraltı kaynaklarını millileştiren, yoksul halk için sosyal devleti büyüten Chavez’i rekor oylarla iktidara getirmelerinin temel sebebi de işte bu sömürü düzeniydi.

MADURO MİRASI SÜRDÜREMEDİ

Bağımsız bir ülke haline gelen Venezuela’da, Chavez’in genç yaşta kanserden hayatını kaybettiği 2013 yılında kişi başı gelir 15 bin dolar seviyelerini zorluyordu.

Ancak iktidarı devralan Maduro, treni rayında tutamadı. İçeriden ve dışarıdan darbe girişimlerine rağmen sandığı korumayı başaran Chavez gibi, meşruiyetine sahip çıkamadı.

Bugün Venezuela’da kişi başı gelir yaklaşık 3000 dolar seviyesinde.

BAK IRAKLI NE DİYOR?

Evet, ülkenin ABD’nin dümen suyunda olduğu günlerinin özlenecek bir yanı yok.

Umarım dünyanın en mazlum halklarından biri olan Venezuelalıları, ufukta gerçekten daha iyi günler bekliyordur.

Ama ABD’nin “demokrasi” ve “özgürlük” diyerek müdahale ettiği, kukla yönetimleri iş başına getirdiği ülkelerin akıbeti ortada.

ABD’nin Bağdat’ı işgalinin ardından, Saddam Hüseyin heykelini eline geçirdiği bir balyozla yıkan Kadim Şerif Hasan el-Caburi’nin, yıllar sonra BBC’ye verdiği röportajda söylediği şu sözleri hiç akıldan çıkartmamakta fayda var:

“Elimde olsa heykeli yeniden dikerdim ama öldürülmekten korkuyorum. Bush ve Blair yalancı. Eğer bir mücrim olsaydım, onları kendi ellerimle öldürürdüm.”



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img