Kilo veren boşanıyor! – MEVLÜT TEZEL

spot_img


İsveç’te Göteborg Üniversitesi’nde yapılan araştırmada hızlı kilo verenlerin arasında boşanma oranlarının yüksek olduğu ortaya çıktı.

Özellikle mide kelepçesi ameliyatı olan hastaların operasyonu takip eden altı yıl içinde boşanma olasılığının yaklaşık yüzde 50 daha fazla olduğu gözlendi.

Evli 12 bin 531 hasta üzerinde yapılan incelemeye göre, genel nüfusta boşanma oranı yüzde 8,2 iken, bu gruptaki hastaların yüzde 14.4’ü aynı dönem içerisinde boşandı.

Uzun vadeli takiplerde, ameliyat sonrası ilk birkaç yıl içinde ayrılıkların belirgin şekilde yoğunlaştığı görülüyor.

Kilosu yüzünden boşanılan eşin iğne ipliğe dönmesinin farklı bir versiyonuyla karşı karşıyayız!

Genelde evlilikte kilo veren kadın ya da erkek kazandığı özgüvenli bir havaya girer, daha çok sosyalleşir.

Bu durum kilo vermeyen tarafa batar, kıskançlık artar ve kavgalar başlar!

Araştırmayı yürüten ekibe göre “Ayrıca bazı insanlar kiloluyken kötü bir ilişkide olsa da ‘kim benimle sevgili olur ki’ diye ayrılmaktan çekiniyor.

İnsanlar kendileri hakkında daha iyi hissettiklerinde içinde bulundukları sağlıksız ilişkiden çıkmayı tercih edebiliyorlar” Son dönemde hızlı kilo verme yöntemlerinde büyük bir gelişme var.

Devletler obezite oranlarını düşürmek için kilo kaybı sağlayan iğne, ilaç ya da cerrahi yöntemleri sigorta kapmasına alıyor.

Örneğin İngiltere’de 1.2 milyon zayıflama iğnesini devletin karşılayacağı açıklandı.

Bu eğilim kilo verenlerin sayısını artıracak gibi gözüküyor.

İsveç’teki araştırma ise kilo verenlerin iki yıl içinde boşandığını gösteriyor.

Öte yandan yukarıda bahsettiğim araştırmada tedavi sırasında bekar olan hastaların zayıfladıktan sonra evlenme olasılıkları da akranlarına kıyasla çok daha yüksek çıkıyor.

Evlenen bekarlar boşanan çiftleri oran açısından telafi ederse doğum oranlarında düşmez olmaz diye umut etmek mi gerekiyor, bilemedim!

Umarım bir denge sağlanır.

Yoksa insanları zayıflatalım derken, boşanmalar artacak!

Aile kurumu bu durumdan zarar görecek ve doğum oranları daha da düşecek!

***


AŞIRI HAYVAN SEVGİSİ HASTALIĞI

İngiltere’de açıklanmayan bir adreste bulunan evde 250’den fazla köpeğin tek bir yaşam alanına sıkıştırıldığı ortaya çıktı.

Geç de olsa zavallı köpekler yaşadıkları cehennemden kurtarılmışlar!

Hayvan dostlarımızı çoğumuz seviyoruz ama bazıları yukarıdaki haberde olduğu bu sevgiyi abartıyor.

Nuh Sendromu (Animal Hoarding) denilen “Hayvan bakma hastalığı” diye bir psikolojik rahatsızlık var.

Kapasitesinin üzerinde hayvanı (genellikle kedi/ köpek) sağlıklı olmayan koşullarda bir arada tutan ve bu hayvanların bakımını ihmal eden bazı insanlar var!

Onlar kendilerini hayvan sever olarak tanımlıyor ama hayvanlara eziyet ettiklerinin farkında değiller.

Hatta hayvanlara çok iyi baktıklarını düşünüyorlar.

Ne yazık ki ‘Nuh Sendromu’na sahip birçok insan var.

Bu insanlar sadece bir eve doldurdukları onlarca kedi köpeğe değil, çevrelerine de rahatsızlık veriyorlar.

Ülkemizde de böyle sorunlu tipler var.

Böyle yazınca ‘hayvan düşmanı’ ilan ediyorlar ama bizim evde de kedi dostumuz var.

Elimizden geldiğince de hayvan dostlarımıza yardım ediyoruz ama ‘Nuh Sendromu’ yaşayanlar çok farklı insanlar!

En son sosyal medyaya düşen bir apartmanda kedi besleme tartışmasında tarafların birbirlerine attıkları mesajlar bu durumu net özetliyor.

Bir kadın kedi tüyüne alerjisi olduğu için kızının üç gün hastanede yattığını, apartmanda kedi beslenmemesini istiyor.

Fanatik hayvan severler de ona “Gidin müstakil bir yerde oturun.

Toplumla iç içe olmayın böyle bir sorununuz varsa” diye karşılık vermiş, iyi mi?

Çok soğuk günlerde bizim apartmanın içine de bazen kedi alıyoruz lakin bazıları apartmanlarını kedi yurduna çeviriyor, apartman önlerinde 30-40 kedi besleyen var.

Bu kişiler genelde, kedi tüyüne alerjisi olan bir çocuğa sahip anneye “Apartmanda yaşama, toplumla iç içe olma” diyecek kadar psikopata bağlamış tipler oluyorlar.

Aslında ‘Nuh Sendromu’ yaşayanların ciddi bir psikoterapi, özellikle bilişsel davranış terapisine ihtiyaçları var.

Ancak bu durumdaki kişiler genellikle bir sorunları olduğunu düşünmedikleri için psikoloğa başvurmazlar.

Olan da hayvanlara olur!

***


‘OFSAYTIMSI’ HAKEMLERİ KİM İSTER?

Dünya Kupası’nda görev yapacak hakem kadrosu açıklandı. Organizasyonda 6 konfederasyon ve 50 ülkeden 52 orta hakem, 88 yardımcı hakem ve 30 video yardımcı hakem görev yapacak.

El Salvador, Moritanya, Yeni Zelanda, Katar, Özbekistan’dan bile hakem var, Türkiye’den tek bir hakem dahi yok.

Eskiden hakemlerimiz Avrupa ve dünyanın gözdesiydi! Normalde MHK Başkanı’nın bu haber ajanslara düştüğü gibi istifa etmesi gerekirdi!

Tedesco’nun, Torreira’dan daha fazla kart gördüğü… “Ofsaytımsı” pozisyonların icat edildiği… Numaradan yere ‘poşet’ gibi düşenlerin görmezden gelindiği…

Sahada dayak atanın kazandığı…

Avrupa maçlarında kendilerini sürekli yere atanların sosyal medyada viral olduğu…

Topun sahada kaldığı ortalama sürenin sadece 51 dakika 53 saniye olduğu bir ligden tabii ki, hakem çağırmazlar!

Başka sorunlar da var elbette.

Hakemlerimiz, Avrupalı meslektaşlarına göre çok az kazanıyorlar! Kalitenin artması için maç başına alınan ücretlerin yükselmesi gerekir.

Ücret yükselirse daha zeki, çalışkan insanlar hakemliğe yönelir! Böylece saha kenarında kendilerini tehdit eden teknik direktörlerin de etkisinde kalmazlar!

***


Altyazı

“Başkalarını affetmek için bulduğun bahaneleri kendin için asla kullanmazsın.” (Dogville)



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img