Sizi bu hafta Ordu‘nun Mesudiye ilçesinin Darıcabaşı köyüne götürelim. Köy derneğinin desteğiyle yola çıkıp dünyanın öbür ucunda bir rüyayı gerçeğe dönüştüren Nazlı Karakuş ile tanıştıralım. Brezilya’nın Brasilia kentinde, dünyanın en iyilerinin podyuma çıktığı dev arenada, sırtındaki imkansızlıkların yüküyle dövüşen wushu sporcumuz, 52 kiloda altın madalyayı boynuna takıp tarih yazdı. İnsan ismine çeker ama Nazlı hiç nazlı değil. “Finalde rakibin ev sahibin ülkenin sporcusuydu” diyorum. “Bilmem, fark etmedim” diyecek kadar cool… Darıcabaşı Köyü Derneği’nin katkı verdiği Karakuş, Bursa’da Uludağ Üniversitesi’nde okuyor. Hz. İbrahim’in ateşini söndürmek için su taşıyan karınca ne diyordu, “Ateşi söndüremem, biliyorum. Ben safım belli olsun istiyorum!” Darıcabaşı Köyü’ne selam olsun…
– Nasılsın, neler hissediyorsun?
– Karışık duygular içindeyim. Dünya şampiyonu olduğumu düşününce, hâlâ o şampiyonluk anında hissettiğim gibi gururlu ve huzurlu hissediyorum. Bu şampiyonluğu imkansızlıklarla mücadele edip kazandım.
– Finalde ev sahibi ülke Brezilya’dan bir sporcuyla karşılaştın. Bu sende ekstra bir motivasyon mu oluşturdu, yoksa baskı mı?
– Bu küçük bir detay, maça çıkarken buna takılmadım, tek amacım kendim gibi dövüşmek ve ringde anı yaşamaktı. Sonuçta başardım ve hedeflerime ulaştım.

BENİ EN ÇOK ZORLAYAN MADDİYAT OLDU
– Hikayenin en başına dönelim mi? Her şey nasıl başladı?
– 10. sınıfta yatılı okurken başladım bu spora. Yurtta kalıyordum ve kaldığım yerde sosyal faaliyet alanları yoktu, branşıma ait kursun olduğunu duydum ve katıldım. Sonra bu branşı çok sevdim. 8 yıldır wushu sporunu yapıyorum. Başladığım zamandan bu yana en çok maddi destek alamadığım için zorlandım. Kendi imkanlarımla yapmaya çalıştım. Daha sonra köy derneğimizin desteği oldu ama tabii ki süreç boyunca daha fazla desteğe ihtiyaç duydum.

İLERİDE SENİN GİBİ OLMAK İSTİYORUM
– Seni örnek alıp bu spora başlayan var mı?
– Evet alttan gelen sporcular benim stilimi ve mücadele ruhumu sporcu kimliğimi beğenip mesajlar atıyorlar. Organizasyonlarda fotoğraf çektirip tebrik ediyorlar, “İleride senin gibi olmak istiyoruz” diyorlar. Bu da beni çok mutlu hissettiriyor.
– Bundan sonraki hedeflerin neler?
– Kendimin en iyi versiyonunu ortaya çıkarıp, uluslararası maçlarda ülkeme altın getirmeye devam etmek.

TANIYANLAR HİÇ ŞAŞIRMADI
– Küçük bir şehinden çıkıp dünya şampiyonu oldun. İlk kimi aradın?
– İlk annemi ve babamı aradım çünkü onlar da bu süreçte benim kadar stres ve mücadele içindeydiler.
– Okuldaki öğretmen ve arkadaşların nasıl karşıladı?
– Şampiyonluğumu okulumdaki hocalarım ve arkadaşlarım bekliyorlardı çünkü verdiğim mücadeleye şahit olmuşlardı. Maça giderken de şampiyon olacağıma inanıyorlardı ve şampiyon olunca çok sevindiler.

ANTRENMAN YAPIP İŞE GİDİYORDUM ÇÜNKÜ AİLEMİ GEÇİNDİRMEK ZORUNDAYDIM
– Bütün kariyerin boyunca en çok zorlandığın anları öğrenmek isterim.
– Bizim branşımız sıklet sporu ve kilo düşmek, yoğun antrenmanlar yapmak, aynı zamanda çalışmak da zorundaydım. Maç döneminde çift antrenman dönemleri çok zor oluyor, imkansızlıklarla mücadele ediyorum. Şöyle anlatayım size… Sabah antrenman yapıyorum, dinlenemeden işe gidiyorum. Çünkü dört kardeşim daha var, çalışıp ev bütçesine katkı sağlamak zorundayım. 10 saat çalışıyorum, oradan tekrar akşam antrenmana gidiyorum. Sabah antrenman yaptığım ve direkt işe gittiğim için dinlenemeden bir daha antrenman yapmak çok zor oluyor. Çoğu sporcu da bu zorluğa dayanamayıp bırakıyor ama ben sekiz yıldır bu şekilde mücadele ediyorum. Sosyal hayatım bu yüzden çok kısıtlı oluyor. Aileme, arkadaşlarıma yeterince zaman ayırıyorum maalesef. Sert antrenmanlar, kilo düşme stresi, iş derken gerçekten mental olarak çok zorlanıyorum ama bu şampiyonluk için ödediğim bedellerdi. Maalesef ben bu kadar ağır bedeller öderken başka kişiler sadece sporculuk yaparak başarı elde etmeye çalışıyor. Bizim yolumuzsa imkansızı zorlamak… Ben çok şükür başardım.



















