Topluma açıklanan anket sonuçlarının birçoğu, kamuoyunun ne düşündüğünü tam olarak ölçmekten çok, kamuoyunun kendisini üretmek için kullanılıyor. Ya da açıklanan anket sonuçları, seçmenleri belirli bir duruşa yönlendirmek ve disipline etmek için araçsallaştırılıyor.
Son yıllardaki seçimler öncesinde açıklanan onlarca kamuoyu anket sonucunun, seçimlerin gerçek sonuçları ile yakından uzaktan alakası olmadığı görüldü. Mesela 2023 seçimleri için en az üç sene önceden başlanarak muhalefetin ve “altılı masa”nın seçimi kazanacağı anket sonuçları üzerinden ilan edildi. Sürekli olarak “Anketler şöyle gösteriyor” diye uçuk sonuçlar açıklandı. Ancak seçim sonucu tam tersi çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı tekrar kazandı.
2024 seçimlerinden sonra, CHP’nin birinci parti olduğu, sahada ve anketlerde öyle görünmediği halde, söylemi hâlâ sürdürülüyor. Bu da 2023 öncesindeki muhalefet psikolojinin bir devamı.
Bu hususları dile getirirken, bütün anket şirketlerini töhmet altında bırakmak istemem. Tabii ki işini düzgün yapan ve sahada ne çıktıysa ona göre açıklayan da epeyce şirket var. Şunu da açıkça belirteyim, işini çok iyi yapan şirketler de bazen sonuçları sahada tam bulamaz, yanılır. Bunun da kendi içinde bir tutarlılığı vardır. Yani her anket şirketi her seçimde doğru sonuca ulaşamayabilir.
Ancak, burada söylemeye çalıştığım husus şu: Özellikle kriz dönemlerinde, taban şunu istiyor, taban bunu kabul etmiyor, partililer şu ismin yanında gibi tekrar edilen iddialar filli durumu açıklamıyor. Aslında, kanaat belirterek bir görüş oluşturmak için bu taktiğe başvuruluyor.
Örneğin gençler sürekli kaygılı olarak belirtildiğinde, anketlerde de gençlerin kendini kaygılı olarak ifade etme ihtimali artar. Burada ne düşündüklerinden çok ne düşünmeleri gerektiği bilinçli olarak empoze edilir.
Bu konuya tekrar temas etmemin nedeni belli: CHP’de parti içi kriz devam ederken sürekli olarak “Parti tabanının neredeyse tamamına yakını Özgür Özel‘in yanında” diye kamuoyu araştırmalarına atıfla iddialar ortaya konuluyor. Bazı araştırma şirketlerinin anketleri dayanak gösteriliyor.
Aslında bu iddialar, sahadaki gerçeklikten daha çok parti içi hizipleşmede baskı oluşturmak, meşruiyet devşirmek gibi saiklerle yapılıyor. Bu bağlamda, CHP tabanı Özel’in ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında demek nötr bir gözlem değildir. Tarafların birbirine baskı aracı olarak kullandığı bir siyasal söylemdir.
Çünkü bu tip bir argüman bir tarafın diğer tarafa “Sen artık partinin meşru temsil alanının dışında kaldın” argümanına gerekçe üretir. “Ya da makbul CHP’li olmak için bu hatta durmalısın”ı güçlendirmek için bazı rakamlar ya da oranlar telaffuz edilir.
CHP’nin iç krizinde “Taban şu tarafın yanında, anket sonuçları bunu söylüyor” gibi açıklamalar şimdilik sahadaki gerçek sonucu vermez. Bu tip cümleler kanaat oluşturmak için kullanılır.
Özellikle, CHP’deki parti içi krizde tabanın önemli bir kısmı her iki tarafa da şu an için mesafeli durur. Eğer “mutlak butlan” kararı ile görevden uzaklaştırılan ekip ile ilgili mahkemeye düşen bu kadar ağır iddialar olmasaydı, belki mağduriyet algısı oluşabilirdi. Tabanın büyük kısmı, görevden uzaklaştırılanlara yönelebilirdi. Ancak, CHP tabanı parti içinde ne olup bittiğini izliyor, olanları takip ediyor.
Yani mahkeme kararını izleyen taban, aynı zamanda CHP’li belediyeler üzerinden yürüyen iddiaları, parti yetkililerinin birbirlerine karşı suçlamalarını, medyada ortaya dökülen sorunları da izliyor.
Dolayısıyla, taban şu liderin yanında gibi aceleci okumalar gerçekliğe tam temas etmez. Psikolojik üstünlük ya da savunma pozisyonu için bu tip taktiklere başvurulur.
CHP tabanının büyük kısmı şu an için olup bitenleri izliyor. Daha önce de belirtmiştim. Siyasal yorgunluktan dolayı, makul CHP seçmeni bir süre sessizleşir. Hatta, iktidar karşıtlığı yüksek olan seçmen, daha çok kendi partisine öfke duyar. Hayal kırıklığı ve duygusal yaralanma yaşar. Anket sonuçlarına eziyet ederek gerçekliği tahrif etmek, en çok onu yapana zarar verir.


















