Kuantum çağının kapıları aralanıyor – TİMUR SIRT

spot_img


Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarların çözüme kavuşturamayacağı türden problemleri, saniyeler içinde çözebilme kapasitesine sahip. Bu durum birden fazla alanda devrim niteliğinde sonuçlar doğuracak. Ülkelerin yeni yarışına yakından bakalım…

Kuantum yarışı artık yalnızca bir laboratuvar meselesi değil. Bu, 21. yüzyılın en kritik güç mücadelesi. ABD Başkanı Donald Trump, Pazartesi günü Oval Ofis‘te Google‘ın üst yöneticisi ve IBM CEO’sunun da hazır bulunduğu bir törenle iki tarihi kararname imzaladı. Bu kararnameler, insanlık tarihinin en dönüştürücü teknoloji yarışını Kuantum Bilgisayar rekabetini gündeme getirdi.

Ticaret Bakanı Howard Lutnick, yönetimin Çip ve Bilim Yasası kapsamında mayıs ayı sonunda kuantum bilgisayar şirketlerine 2 milyar dolar yönlendirdiğini de kamuoyuyla paylaştı. Ayrıca IBM fabrikasına doğrudan yatırım yapıldığını açıklayarak ABD’nin bu çipleri kendi topraklarında üretme kapasitesini artıracağını ifade etti. Trump’ın bu kararnameleri imzalamasının ardında yalnızca teknolojik bir hırs değil, somut bir jeopolitik kaygı yatıyor. Dünya genelinde kuantum bilgisayara yönelik birikimli özel ve kamu yatırımları 2026 başı itibarıyla 20 milyar doları aştı.

KİM, NE KADAR YATIRIYOR?

ABD, Ulusal Kuantum Girişimi kapsamında 2019-2024 yılları arasında yaklaşık 1,2 milyar dolar harcadı; bu program 2025- 2029 dönemini kapsayacak şekilde 1,8 milyar dolarlık ek finansmanla yenilendi. Enerji Bakanlığı ise beş araştırma merkezini 625 milyon dolarlık özel bütçeyle işletiyor.

Çin, kuantum bilgisayarı ulusal teknoloji stratejisinin merkezine yerleştirdi. Çin Bilimler Akademisi araştırma girişimlerine öncülük ederken Baidu, Origin Quantum ve QuantumCTek gibi şirketler platform ve uygulama geliştiriyor.

Birleşik Krallık ise 2023’te açıkladığı Ulusal Kuantum Stratejisi çerçevesinde 2024-2034 döneminde 2,5 milyar sterlin harcamayı taahhüt etti. Mart 2026’da bu taahhüdü 2 milyar sterlinlik yeni bir kuantum bilgisayar alım programıyla pekiştirdi.

Japonya’da Başbakan Ishiba 2025’i “kuantum sanayileşmesinin ilk yılı” ilan etti. Özel kuantum programlarına 900 milyon dolar aktaran hükümet, 2030 yılına kadar 10 milyon kuantum kullanıcısı ve kuantum tabanlı bir ekonomi hedefliyor.

İlaç keşfinde, yeni moleküllerin simüle edilmesi artık yıllar değil günler alabilecek; kanser tedavisinde ve kişiselleştirilmiş tıpta çığır açan uygulamaların önü açılacak. Malzeme biliminde, oda sıcaklığında süperiletkenlik gibi bugüne kadar hayal bile edilemeyen yapılar tasarlanabilecek. Yapay zeka alanında, makine öğrenimi modellerinin eğitim süreleri dramatik biçimde kısalacak. Finansal piyasalarda ise portföy optimizasyonu ve risk analizi tamamen farklı bir boyut kazanacak.

Öte yandan bu güç, tehdit de barındırıyor. Kuantum bilgisayarlar, bugün küresel finansı, devlet sırlarını ve dijital iletişimi koruyan şifreleri kırma kapasitesine sahip; bu durum saldırgan siber operasyonlar için yepyeni kapılar aralıyor.

IBM CEO’su Arvind Krishna, Oval Ofis töreninde yaptığı açıklamada “Sağlam politika, sürdürülebilir yatırım ve kamu- özel sektör ortaklığı, ABD’nin kuantum liderliğini koruması için hayati önem taşıyor” dedi.

DÜNYANIN EN GÜÇLÜ BEŞ KÜBİT BİLGİSAYARI

Kuantum bilgisayarlar henüz olgunluk evresine ulaşmamış olsa da son yıllarda yaşanan sıçramalar sektörü tamamen farklı bir boyuta taşıdı. İşte 2026 itibarıyla öne çıkan beş sistem:

1- 48 MANTIKSAL QUBİT

Quantinuum, ticari bir sistemde en fazla doğrulanmış mantıksal qubit rekorunu elinde tutuyor. Helios işlemcisi, renk kodu hata düzeltme yöntemiyle 98 fiziksel qubitten 48 mantıksal qubit üretiyor. Bu 2:1 fiziksel-mantıksal qubit oranı, sektörün şimdiye kadar gördüğü en verimli kodlama başarısı olarak kayıtlara geçti. Honeywell iş birliğiyle geliştirilen bu sistem, Microsoft Azure Quantum üzerinden erişilebilir halde ve şirketin değerlemesi 10 milyar doları aşmış durumda.

2- 105 QUBİT, HATA DÜZELTMEDE DEVRİM

Google’ın Willow çipi, Ekim 2025’te Nature dergisinde yayımlanan çığır açıcı bir çalışmayla gerçek anlamda doğrulanmış kuantum avantajını kanıtladı. Kuantum Echoes algoritmasını kullanan sistem, dünyanın en hızlı süperbilgisayarından 13.000 kat daha hızlı sonuç üretti. Sistem aynı zamanda yüzde 99,88 iki-qubit kapı doğruluğuyla, daha fazla qubit eklendikçe performansın artması yerine azalması sorununu ilk kez aşan sistem olma özelliğini taşıyor.

3- 120 QUBİT, 5.000+ KAPI

IBM’in Nighthawk işlemcisi, 5 binden fazla iki-qubit kapıyla kuantum devreleri çalıştırabilen tek sistem olma özelliğini koruyor. IBM, 2026 sonuna kadar kuantum avantajı elde edeceğini ve 2029’da ise tam anlamıyla hata toleranslı kuantum bilgisayara ulaşacağını öngörüyor. Buna ek olarak IBM’in geliştirdiği yeni hata düzeltme kodları, geleneksel yüzey kodlarına kıyasla qubit gereksinimini yüzde 90 oranında azaltabiliyor.

4- FOTONİK KUANTUM CEPHESİNDEN

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi araştırmacıları, Ağustos 2025’te fotonik kuantum bilgisayarları Jiuzhang 4.0’ın gerçek dünya problemlerinde kuantum avantajı elde ettiğini açıkladı. Işık parçacıklarını temel alan bu sistem, alışılageldik elektrik devrelerine değil fotonlara dayanıyor. Çin’in bu başarısı, Batı ülkelerini yoğun bir savunma ve sanayi politikası gözden geçirmesine sevk etti.

5- NÖTR ATOM MİMARİSİ

QuEra, Ocak 2026’da 448 fiziksel atomdan 96 mantıksal qubit elde etti ve bu sonucu Nature dergisinde yayımladı. Kodlanmış yöntemleri kullanan sistemler arasında en fazla mantıksal qubit sayısına ulaşan şirket haline geldi. Harvard Üniversitesi’nden doğan bu girişim, IBM ve Google’ın egemen olduğu süperiletken yaklaşımının dışında, nötr atom teknolojisiyle büyük bir rekabet unsuru oluşturuyor.

TÜRKİYE BU YARIŞA EKOSİSTEM KURARAK HAZIRLANIYOR

Trump’ın Oval Ofis’ten dünyaya kuantum mesajı verdiği günlerde, Türkiye de bu yarışta yalnızca seyirci olmadığını somut adımlarla kanıtlıyor. Son iki yılda birbiri ardına hayata geçen projeler, Türkiye’nin kuantum teknolojilerini ithal etmekle yetinmek yerine kendi ekosistemini kurmaya kararlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu süreçteki en simgesel hamle, TOBB ETÜ Teknoloji Merkezi’nde hizmete giren Türkiye’nin ilk kuantum bilgisayarı QuanT oldu. 5 kubite sahip bu sistemle Türkiye, kuantum bilgisayar teknolojisine sahip dünyadaki yalnızca 15 ülkeden biri haline geldi. Küçük görünen bu adım, aslında çok daha büyük bir tablonun ilk taşıydı.

Asıl stratejik hamle ise savunma sanayiinden geldi. ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında imzalanan anlaşmayla, kuantum bilgisayarların kalbi sayılan Süperiletken Kuantum İşlemci Birimi’nin (QPU) yerli ve milli olarak geliştirilmesi kararlaştırıldı. Dört yıl sürecek proje kapsamında ASELSAN, Türkiye’nin ilk süperiletken üretim evini de bünyesinde hayata geçiriyor. Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve TÜBİTAK UME, bu çalışmanın akademik omurgasını oluşturuyor.

Projeyle hedeflenenler yalnızca teknik başarıyla sınırlı değil. Türkiye’nin kuantum donanım teknolojilerinde dışa bağımlılığının azaltılması, savunma, haberleşme ve bilgi güvenliği alanlarında kuantum altyapısının oluşturulması ve bu teknolojilerde nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi de projenin temel amaçları arasında yer alıyor.

TÜBİTAK da öncülük ettiği kuantum bilgisayar projesiyle yerel araştırmaları hızlandırmaya çalışıyor. Ancak uzmanlar, yurtdışı bağımlılığının devam etmesinin kritik bir risk olmayı sürdürdüğünü vurguluyor. Tablo büyük fırsatlar içeriyor.

TOBB ETÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Bozbey, gelecek 20 yılda kuantum hesaplamalarının trilyon dolarlık bir piyasaya ulaşacağını ve bu pastanın büyük kısmının bugün hızla konumlanan ülke ve şirketler tarafından paylaşılacağını vurguluyor. “Türkiye’nin bu yarışta sadece teknoloji kullanıcısı değil, üreticisi olması şart” diyen Bozbey, küresel kuantum yatırımlarının 50 milyar doları geçtiğine dikkat çekiyor.

TÜRK TELEKOM ŞEBEKE GÜVENLİĞİNE ÖNCELİK VERDİ

Türk Telekom ise bu yarışı farklı bir ekiple yürütüyor. Şirket, iştiraki Argela ve yerli teknoloji paydaşları i2i Systems, P.I. Works, Plan-S ve Qubitrium ile geliştirdiği 5G ve ötesi çözümlerini dünyaya tanıttı. Bu çözümler arasında Qubitrium ortaklığında hayata geçirilen QKD tabanlı uçtan uca güvenlik senaryoları gerçek kullanım koşullarında sergilendi.

Qubitrium CEO’su Kadir Durak, geliştirdikleri kuantum ağ çözümlerini Türk Telekom ile gerçek kullanım senaryolarında test ettiklerini belirterek QKD tabanlı çalışmaların 5G ve 6G şebekelerinde iletişimi uçtan uca ultra güvenlikli hale getirdiğini vurguladı. Başka bir deyişle bu artık bir demo değil, gerçek ağ koşullarında çalışan canlı bir sistem.

Türk Telekom’un kurumsal girişim sermayesi şirketi TT Ventures ise portföy değerini 2025 yıl ortası itibarıyla 500 milyon doların üzerine taşıdı ve kuantum girişimleri de bu portföyün içinde yer alıyor.

Tüm bu gelişmelerin ortak noktası şu: Türkiye’nin telekomünikasyon şirketleri, dünyada kuantum bilgisayarların şifreleme sistemlerini tehdit etmeye başlayacağı günden önce sahaya çıkarak altyapılarını koruma altına almaya çalışıyor.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img