
“Dil; onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir”
Atatürk’ün Türkçe için birçok çalışma yaptığını ve bunların başında TDK’nın geldiğini dile getiren Bakan Ersoy, “Kaşgarlı Mahmud’un dert edinip uğruna diyar diyar gezdiği, Yunus Emre’nin Allah aşkını nakşettiği, Karacaoğlan’ın gönlüne dilmaç ettiği Türkçe, konu ne olursa olsun onu eksiksiz anlatma ve aktarma gücüne sahiptir. En sade haline bile en derin anlamları sığdırabilen, ağdalı ve abartılı ifadelere ihtiyaç duymadan vurucu bir hitabet sağlayan yapısıyla gerçekten çok özeldir. Hani toprak deyip geçmek var, bir de onu Aşık Veysel gibi anlatabilmek var. İşte Aşık Veysel’in ki gibi engin bir gönül deryasını kelimelere sığdırabilen dil Türkçedir. Atatürk, “Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin.” diyerek dilimizi kullanırken ve üzerinde çalışma yaparken esas alınacak en temel ilkeyi ortaya koymuştur. Dil bilinci sadece onun üzerinde çalışma yapan bilim insanlarının, eser veren ediplerin sorumluluğu değildir. Dil, onu kullanan herkesin özen göstermesi, sahip çıkması, hassas davranması gereken bir emanettir” şeklinde konuştu.

















