
EKSİK HİSSEDİYORLAR
Birçok kadının makyaj yaparken kendisine ayırdığı zamanı bir rahatlama ve yaratıcılık anı olarak tanımladığını hatırlatan Serhat Çıkman, “Bu, özsaygıyı artırabilir ve güne daha iyi bir ruh haliyle başlama hissi verebilir. Ancak makyaj, bir zorunluluk haline geldiğinde, kadınlar makyajsızken kendilerini “tamamlanmamış” hissedebilir. Bu durum, psikolojide kişinin kendisini dış görünüşü üzerinden tanımlaması denilebilir. Makyajsızken ruh halindeki değişiklikler, genellikle özgüven eksikliği veya toplumsal beklentilere uyum sağlama baskısıyla açıklanabilir. Kadınlar, makyajsızken toplumun eleştirel bakışlarına maruz kalacaklarını düşünebilir. Bu, özellikle sosyal medya çağında, sürekli “görülme” ve “beğenilme” kaygısıyla daha da yoğunlaşır. Makyaj yapmayı tercih etmeyen kadınların çevreden olumsuz yorumlarla karşılaşması, açık bir toplumsal baskı örneğidir. “Yorgun musun?”, “Hasta mısın?” gibi masum görünen sorular bile, kadınlarda “makyajsız yeterince iyi değilim” algısını pekiştirebilir. Bu, psikolojik olarak bir dışlama ve yargılanma korkusu yaratır. Kadınların makyaj yapmaları gerektiğine dair bu örtülü beklenti toplum yapısının uzantısıdır. Güzellik, kadınların değerini belirleyen bir ölçüt olarak sunulurken, makyaj yapmamak “ihmal” ya da “özensizlik” gibi yanlış algılanabilir. Bu baskı, kadınlarda özgüven sorunlarına yol açabilir ve makyajı bir zorunluluk olarak görmelerine neden olabilir. Psikolojik olarak, bu durum bir sosyal maske oluşturma ihtiyacıyla ilişkilendirilebilir. Kadınlar, topluma uyum sağlamak için makyajı bir kimlik unsuru haline getirebilir.”

ÇOCUKLARI DA ETKİLİYOR
Teknolojinin hayatımızdaki yerinin derinleşmesiyle birlikte makyaj yapma yaşının düştüğünün altının çizen Psikolog Yeliz Arda, “Sosyal medyanın kullanım süresinin artmasıyla birlikte, makyaj videolarının küçük yaş grupları üzerindeki etkisi hızla yükseliyor. Özellikle 9-14 yaş aralığındaki kız çocukları, sosyal medya sayesinde makyaj tekniklerine ve ürünlerine kolayca ulaşıyorlar. Bu durum, çocukların güzellik algılarını şekillendiriyor ve erken yaşta makyaj yapmaya başlamalarına neden oluyor. Ne yazık ki bu, özgüven problemleri ve beden algısı bozuklukları riskini beraberinde getiriyor” şeklinde konuştu.
DUYARLI OLMALILAR
Estetik görünüm baskısının çocukların psikolojik ve sosyal gelişiminde önemli sorunlara yol açabileceğini anlatan Psikolog Arda,11ülkeyi kapsayan bir araştırmanın verilerine göre, sosyal mecralardaki içeriklere maruz kalan çocuklarının yüzde 70’inden fazlasının dış görünüşlerinden rahatsızlık duyduğunu ve güzellik standartlarına uyum sağlamak için makyaj yapmaya daha çok meyil ettiklerini belirtti. Öte yandan içerik üreticilerini bu konuda duyarlı ve hassas olmaya davet etti.
ÖZGÜVENİ YENİDEN İNŞA ETMEK
Makyaj yapma alışkanlığını azaltmak veya tamamen bırakmak isteyen kadınlar için özgüven meselesi kritik bir öneme sahip. Özgüven, dış görünüşten bağımsız olarak içsel bir değere dayanmalı. Bunu başarmak için şu adımlar yardımcı olabilir: 1 Kendiyle Barışma Süreci: Makyajsız halini kabul etmek, bir öz sevgi yolculuğudur. Aynada makyajsız kendinize bakarak, doğal özelliklerinizi takdir etmeyi deneyin. Küçük adımlarla, örneğin evde makyajsız vakit geçirmekle başlayabilirsiniz. 2 Toplumsal Beklentilere Meydan Okuma: Çevrenin yorumlarına karşı kendinizi ifade edin. Örneğin, “Makyajsız da kendimi harika hissediyorum” gibi bir cümle, hem kendinize hem çevrenize güçlü bir mesaj verir. 3 Sosyal Medya Detoksu: Influencerların kusursuz görüntülerinden uzaklaşmak, gerçekçi bir benlik algısı oluşturmanıza yardımcı olabilir. Takip ettiğiniz hesapları gözden geçirerek, size ilham veren ve doğal güzelliği savunan içeriklere yönelin. 4 Yeni Ritüeller Geliştirme: Makyajın yerini alacak başka öz bakım ritüelleri bulun. Meditasyon, cilt bakımı veya hobi edinmek, kendinize ayırdığınız zamanı anlamlı kılabilir. 5 Psikolojik Destek: Özgüven sorunları derinleşirse, bir terapistle çalışmak, benlik algınızı yeniden inşa etmenize yardımcı olabilir.


















