Markalar ve reklamverenler algoritmalara nasıl bağımlı ediliyor? 3 katmanlı sistematik yapı! Dikkat çeken ‘tekno-oligarşi’ vurgusu!

spot_img


“PSİKOLOJİK EŞİKLER HIZLA TETİKLENİYOR”

Prof. Dr. Cenay Babaoğlu, “Bu tür zararlı, marjinal, suç ve istismar içeren içeriklerin dijital ekosistemde sürekli ön plana çıkarılması, sistemin teknik algoritmik işleyişi ile insani dikkat dürtülerinin örtüşmesinden kaynaklanmaktadır. Sıradan bilgi kullanıcıları az uyarırken marjinal içerikler uzun bakış ve bol yorum üretir. Kullanıcı kınamak için bile yorum yazsa sistem bunu ilgi sayar. Böylece ahlaki reddiye, teknik olarak yayılımı besler.” ifadelerini kullandı.

Cenay Babaoğlu, sansasyonel içeriklerin kullanıcıların psikolojik eşiklerini hızla tetiklediğini ve bunun da devasa bir etkileşim ekosistemi ürettiğini kaydederek şunları söyledi:

Toplumun geneli tarafından reddedilenler, beğenilmeyen içerikler aslında algoritmanın beslenmesi için daha fazla etkileşim getirdiğinden en çok talep gören içerik olacaktır. Çünkü yazılı iletişimin doğası gereği empatiyi düşürmesi ve bireylerin fiziksel mesafenin arkasına sığınarak daha cüretkar bir tavır takınması, platformlardaki etkileşim oranlarını tırmandırmaktadır.

Amaç etkileşim olduğu için hangi içerik kullanıcıların ekrana bakma süresini uzatıyor, yorum ve paylaşım üretiyorsa algoritmik akıl o içeriği otomatik olarak ödüllendirir ve daha geniş kitlelerin ön vitrinine taşır. Öfke, korku, skandal, dijital şiddet ve cinselleştirilmiş kurgu görseller bireylerin psikolojik eşiklerini hızla tetiklediği için devasa bir etkileşim üretirler.

“İNSAN ONURU ALGORİTMİK KAR HIRSINA KURBAN EDİLİYOR”

Üretilmesi istenen yüksek veri hırsı dolayısıyla bu tarz içerikler engellenmek yerine desteklenir. Bu noktada, algoritmaların ahlaki, vicdani ya da hukuki bir süzgeci bulunmadığını da unutmamak gerekir. Algoritmalar hedef odaklı çalıştığı için öncelik bu tarz içerikleri kısıtlamak değildir. Diğer taraftan algoritmaları tasarlayanların ahlaki, etik, siyasi ya da dini sınırları da bu içeriklere yönelik kısıtlamaları belirler. İşte kara kutu dediğimiz arka plandaki ekiplerin tasarımında ne derece marjinalize yaklaşım varsa o yaklaşımların küresel ölçeğe dikte edildiğine de şahitlik ediyoruz.

Bu marjinalizm bir yandan platformların kendi içinde yeni bir iç kültür geliştirmesine de neden oluyor. Dolayısıyla beğeniler, eleştiriler, linçler, yönlendirmeler hep bu kültür etrafında şekilleniyor. Platformların geliştirdiği iç kültür gerçek hayattaki toplumsal hassasiyetleri, etik normları ve yazılı olmayan kuralları geçersiz kılmaktadır. Fiziksel mesafenin sağladığı anonimlik ve dokunulmazlık duygusu, bireylerin ve grupların saldırganlaşmasını, empati yoksunu bir dille suç ve istismar unsurlarını yaygınlaştırmasını kolaylaştırmaktadır. Teknoloji şirketlerinin azami özgürlük veya asgari kısıtlama kisvesi altında yürüttüğü politikalar, pratikte tacizi, toplumsal infialleri ve ahlaki erozyonu finanse eden bir ticari modele dönüşmektedir. Denetimsizliğin teknik bir zorunluluktan ziyade ideolojik bir tercih olması, bu tür marjinal içeriklerin sistem tarafından bilinçli birer dikkat çekme aracı olarak beslenmesine de yol açmakta, böylece kamusal vicdan ve insan onuru, algoritmik kâr hırsına kurban edilmektedir.

Bu sınırsızlık ve sınır çizme ihtiyacı devlet–şirket ilişkisinde önemli bir rekabet alanı doğurmaktadır. Platformların sürekli ifade özgürlüğü iddialarıyla kendilerini dokunulmaz kılmaya çalıştığı ortamlarda, devletler vatandaşlarının haklarını korumaya çalışan meşru güç merkezleri olarak sınırlar çizmeye çalışmaktadır.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img