ABD-İran savaşı sadece Ortadoğu’yu değil enerji maliyetleri nedeniyle tüm ülkelerin hesaplarını alt üst etti. Savaş bugün bitse bile tahribatı en az 6 ay daha sürecek gibi görünüyor. İşte böyle belirsizliklerin ana gündem olduğu kritik bir dönemde en zor işlerden biri de enflasyon tahmini yapmak ve bu tahminlere uyumlu hareket edebilmek. Şubat ayında açıklanan yılın ilk Enflasyon Raporu‘nda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2026 yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 16‘da korurken tahmin bandını yüzde 15-21 aralığına yükseltmiş, orta noktayı ise yüzde 18 olarak güncellemişti. Ancak aradan geçen aylarda hem içeride gerçekleşen enflasyon verileri hem de savaşın enerji fiyatları üzerindeki etkisi bu hedefleri yeniden tartışmaya açtı.
Bugün açıklanacak 2. Enflasyon Raporu’nun en kritik başlığı da bu olacak: Merkez Bankası ne kadar revizyon yapacak?
Çünkü mevcut rakamlar artık ilk rapordaki varsayımların oldukça uzağında. Yılın ilk dört ayında kümülatif enflasyon yüzde 14.6’ya ulaştı. Bu tablo, yüzde 16’lık yıl sonu hedefinin daha yılın yarısı gelmeden büyük ölçüde tüketildiğini gösteriyor. Piyasada ise yıl sonu için yüzde 28-30 bandı giderek daha fazla konuşuluyor. Bu değişimin merkezinde petrol fiyatları var. Merkez Bankası şubat raporunda 2026 yılı ortalama petrol fiyatı varsayımını 61 dolar olarak almıştı. Ancak savaş sonrası Brent petrol 100 doların üzerine çıktı. Vadeli piyasalarda petrolün bir süre daha yüksek kalacağı beklentisi korunuyor. Bu durumda yıllık ortalama petrol fiyatının yaklaşık 92 dolar seviyesine ulaşabileceği hesaplanıyor. Yani Merkez Bankası varsayımına göre yaklaşık yüzde 50’lik bir yukarı sapma oluşmuş durumda. Bu farkın enflasyona etkisi de oldukça güçlü. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek daha önce petrol fiyatlarında yüzde 10’luk artışın enflasyona yaklaşık 1.1 puan etki yaptığını açıklamıştı. Bu hesapla sadece petrolden yaklaşık 5.5 puanlık ek enflasyon baskısı ortaya çıkıyor.
Sorun sadece enerjiyle sınırlı değil. Gıda fiyatlarında da yukarı yönlü baskı sürüyor. Geçen yıl kasım ayında yüzde 27.4’e kadar gerileyen yıllık gıda enflasyonu, Nisan itibarıyla yeniden yüzde 34.5 seviyesine çıktı. İlk raporda yıl sonu gıda enflasyonu tahmini yüzde 19’du. Gıda nedeniyle de ek revizyon ihtimali doğuyor. Bu nedenle piyasada Merkez Bankası’nın tahmin bandını yukarı taşıması bekleniyor. Özellikle üst bandın yüzde 25 seviyelerine yaklaşabileceği konuşuluyor. Ancak piyasa beklentilerine tamamen yakın bir tahmin verilmesi de beklenmiyor. Çünkü yüzde 30’a yaklaşan resmi bir tahmin, dezenflasyon programı açısından oldukça sert bir mesaj anlamına gelir.
Asıl önemli konu ise bundan sonrası olacak.
Bir süre önce yaz aylarında başlayabileceği düşünülen faiz indirim beklentileri artık öteleniyor. Jeopolitik riskler ve enerji maliyetleri nedeniyle faiz indirimi için sonbahar hatta ekim ayı daha güçlü bir senaryo haline geldi. Piyasa şu an yılı yaklaşık yüzde 30 enflasyon ve yüzde 33 politika faiziyle tamamlama ihtimalini fiyatlıyor.
Sözün özü bugün açıklanacak rapor yalnızca yeni bir enflasyon tahmini olmayacak. Aynı zamanda savaşın ekonomik maliyetinin Türkiye ekonomisine nasıl yansıdığını gösteren önemli bir yol haritası niteliği taşıyacak.


















