Taraftara açık idman, Okan Buruk‘un kendinden emin açıklamaları, megafonla verilen uyarı ya da destek… Bir de üstüne Fenerbahçe’nin son dakikada berabere kalması… Kemerburgaz’da moral gününün ardından F5 tuşuna basıp kendini yenilemesi gereken bir takım gitti Ankara’ya. Öyle de başladılar, İcardi’nin erken golü sonrasında işler yolundaydı. Gençlerbirliği geçiş kovalarken geride garanti paslarla çıkan, risk almayan ancak bir o kadar da tempoyu düşüren Okan Buruk’un takımı, Sane vitesi yükselttiğinde organize atakla ikinci golü buldu. Yüzde 60 topa sahip olup 267 pasla rakip ceza sahasında sadece 8 kez topla buluşmak iyi istatistik değildir ama tabelada devre arasına giderken 0-2 yazıyordu… Böyle maçlarda ikinciyi yarıya 0-0’mış gibi çıkarsın, çıkmak zorundasın… G.Saray ise bir kez daha 0-4’müş, maç bitmiş kafasıyla girdi ikinci devreye. 7 maçtır gol atamayan bir rakip gol bulursa nasıl moralleneceğini Okan Buruk bilmiyor olamaz ama o da izledi. Sarı kartlı Sallai’yi derbi için kenara almak dışında düşen orta sahasını görmezden geldi. Torreira tekliyor, Sara pas hataları yapıyordu. Niang’ın golünden 10 dakika sonra yaptı değişiklikleri Okan Buruk. G.Saray’ın 2-0’dan sonra derbiyi düşünüp stratejik olarak tempoyu düşürmesi başka, oyunu rakibe verip eli belinde lakayıt oyun başka ve bunu Göztepe ve Kocaeli maçlarında da yaptılar… İkinci yarıda bir kez daha isabetli şut atamadan gelen 3 puan. Zirvede puan farkı 4. Bu futbol derbiye yeter mi, yetmez? Lakin derbi de bir maçtan ötesi, hayatın ta kendisi. Megafon ilk yarıdaki oyuna yetti, derbi için Kemerburgaz’da Metallica’nın konserlerinde istediği ses sistemi kurulmalı!

















