SEKRETARYA YAPISI İTTİFAKA KURUMSAL HAFIZA KAZANDIRACAK
Sekretaryanın ittifaka süreklilik ve kurumsal hafıza kazandırabileceğine dikkat çeken Devecioğlu, genel sekreterlik yapısının alınan kararların uygulanması ve üye ülkeler arasındaki koordinasyon açısından önemli olduğunu vurguladı.
“Sekretarya, ittifaka süreklilik ve kurumsal hafıza kazandırabilir. Fidan’ın önceki açıklamalarında da bu yapının alınan kararların uygulanmasını takip etmesi, ortak çalışabilirlik, eğitim, lojistik, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayisi iş birliği gibi alanlarda devamlılığı sağlaması öngörülmüştür. İlk genel sekreter olarak Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un üç yıllığına atanmasını da bu çerçevenin somutlaşması olarak yorumluyorum.
İşleyiş bakımından üç katkı öne çıkmaktadır. Birincisi, liderler ve bakanlar düzeyinde alınan kararların takvime, sorumluluklara ve izlenebilir faaliyetlere dönüştürülmesidir. İkincisi, üye ülkelerin diplomatik ve askeri kurumları arasında sürekli iletişim kurulmasıdır. Üçüncüsü ise kriz sırasında ihtiyaçlarla mevcut imkanların eşleştirilmesidir. Bunun yanı sıra genel sekreterlik üyeler arasındaki görüş farklılıklarının yönetilmesini ve ortak açıklamaların tutarlı olmasını sağlayabilir. Ancak bu makamın oluşturulması, ulusal ordular üzerinde kendiliğinden bir komuta yetkisi doğurmaz. Siyasi koordinasyon, askeri planlama ve operasyonel komuta arasındaki yetki dağılımının açık biçimde belirlenmesi gerekir. Nitekim yapının etkinliği de personel niteliğine, bilgi paylaşımına, kaynaklarına ve üyelerin kararları uygulama iradesine bağlı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
BABÜLMENDEP’TEKİ GERİLİM SUUDİ ARABİSTAN’I ZORLUYOR
Suudi Arabistan açısından Yemen kaynaklı tehdidin kara sınırından deniz ticaretine ve ekonomik altyapıya uzanan çok boyutlu bir risk oluşturduğunu değerlendiren Dr. Devecioğlu, Babülmendep’in bölgesel ve küresel ticaret açısından önemine dikkat çekti.
“Suudi Arabistan açısından risk, kara sınırından deniz ticaretine ve ekonomik altyapıya uzanan çok boyutlu bir nitelik taşımaktadır. Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırıları, Yemen kaynaklı tehdidin ülkenin iç kesimlerindeki sivil ve ekonomik tesislere ulaşabildiğini göstermektedir. Türkiye’nin 1 Ekim açıklamasında Medine’deki sivil altyapıya yönelik saldırıyı kınaması da mevcut gerilimin bu boyutuna işaret etmektedir.
Deniz güvenliği bakımından Babülmendep, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan kritik geçittir. Buradaki saldırılar, boğaz tamamen kapanmasa bile sigorta ve taşıma maliyetlerini artırıyor, seferleri geciktiriyor ve gemileri daha uzun güzergahlara yönlendiriyor. Daha uzun vadede, devam eden güvensizliğin Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki turizm, lojistik ve yatırım hedeflerini olumsuz etkilemesi beklenebilir. Riyad böylece saldırıları caydıracak savunma kapasitesini güçlendirmek ve Yemen’de daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyi önlemek olmak üzere iki baskıyla karşılaşmaktadır. Bu nedenle deniz yollarının korunması, kritik altyapı savunması ve diplomatik gerilimi azaltma çabalarının birlikte yürütülmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.












