Mitlerin peşinden Akdeniz’de bir yolculuk: The Odyssey’nin izinde

spot_img


Bazı yolculuklar bir haritada başlamaz. Bir hikâyede başlar. Homeros’un Odyssey’si de böyle bir yolculuğun en güçlü örneklerinden biri: Savaşın ardından evine dönmeye çalışan Odysseus’un yıllara yayılan serüveni adalar, fırtınalar, tanrılar, canavarlar ve unutulmaz karşılaşmalarla örülü bir Akdeniz haritası yaratır. Bugün bu rotanın her durağını “Odysseus burada kesin olarak bulundu” diyerek işaretlemek mümkün değil. Zaten Odyssey’nin coğrafyası yüzyıllardır araştırmacıların, tarihçilerin ve gezginlerin peşinden gittiği bir bilmece. Ancak geleneksel olarak Odysseus’un hikâyesiyle ilişkilendirilen yerleri ziyaret etmek, Akdeniz’i başka bir gözle görmenin en güzel yollarından biri. İşte The Odyssey’nin izinde gidilebilecek duraklar.

HER ŞEYİN BAŞLADIĞI YER

Odysseus’un dönüş yolculuğuna geçmeden önce hikayenin başlangıcına, Troya’ya gitmek gerekiyor. Bugünkü Çanakkale sınırlarında yer alan antik kent, İlyada’nın merkezindeki Troya Savaşı’nın sahnesi ve Odysseus’un kaderini değiştiren büyük savaşın başlangıç noktası. Burada ziyaret edilmesi gereken ilk yer elbette Troya Ören Yeri. Dokuz farklı yerleşim katmanının izlerini taşıyan antik kentte yürürken Homeros’un anlattığı dünyanın gerçek coğrafyasıyla karşılaşıyorsunuz. Odysseus’un Akdeniz yolculuğunda karşılaştığı en önemli figürlerden biri Aiolos, yani rüzgarların hâkimi. Bu nedenle Sicilya’nın kuzeyindeki Eolie Adaları, geleneksel olarak Odyssey’deki Aeolia ile ilişkilendirilen coğrafyalardan biri. Lipari, Vulcano, Salina, Stromboli, Panarea, Filicudi ve Alicudi’den oluşan takımada, bugün mitolojiden çok daha fazlasını sunuyor.

KİKLOPLAR, SCYLLA VE CHARYBDİS’İN DÜNYASI

Sicilya, Odyssey rotasının en güçlü duraklarından. Özellikle adanın doğu kıyısı, Homeros’un anlattığı bazı maceralarla yüzyıllardır ilişkilendiriliyor. Etna’nın gölgesindeki Cyclops Riviera, Odysseus’un Polyphemos ile karşılaşmasının geçtiği coğrafyayla ilişkilendirilen en popüler bölgelerden. Aci Trezza açıklarındaki denize saçılmış devasa kayalar bugün hâlâ “Cyclops kayaları” olarak anılıyor. Bir başka önemli nokta ise Messina Boğazı. Sicilya ile İtalya ana karası arasındaki bu dar geçit, Odysseus’un Scylla ve Charybdis arasında ilerlediği tehlikeli deniz geçişiyle ilişkilendiriliyor.

KAHRAMANLARIN COĞRAFYASINA DÖNÜŞ

Mora Yarımadası, Homeros dünyasının en önemli coğrafyalarından biri. Özellikle Pylos ve Miken çevresi, Yunan mitolojisinin ve Tunç Çağı dünyasının izlerini taşıyor. Odysseus’un dönüş rotasını anlamak için burada yalnızca Odyssey’ye değil, daha geniş anlamda Miken dünyasına bakmak gerekiyor. Miken, Troya Savaşı’nın arka planında önemli bir merkezken, Pylos da Homeros’un anlatısında karşımıza çıkıyor.

ODYSSEUS’UN SON DURAĞI MI?

Odyssey’de Odysseus’un gemi kazasının ardından ulaştığı Scheria Adası, Phaeacianların ülkesi olarak anlatılır. Bu efsanevi coğrafya günümüzde geleneksel olarak Korfu ile ilişkilendiriliyor. Korfu’nun yemyeşil doğası, İyonya mimarisi ve masmavi koyları düşünüldüğünde, Scheria’nın neden bu ada ile özdeşleştirildiğini anlamak zor değil.

AKDENİZ’İN TURKUAZ MOLASI

Sicilya’nın batısındaki Egadi Adaları’nın en ünlüsü Favignana, doğrudan Odyssey’deki belirli bir durak olarak kesin biçimde tanımlanmasa da Odysseus’un ada ada ilerleyen Akdeniz dünyasını deneyimlemek için rotaya eklenebilecek güçlü bir durak. Favignana’nın en güzel tarafı ise acele etmeye izin vermemesi. Bisikletle ada keşfi, kayalık koylarda yüzme ve özellikle Cala Rossa’nın turkuaz sularında geçirilen uzun bir öğleden sonra burada yapılacaklar listesinin başında. Mitolojik bir yolculuğu modern bir ada kaçamağıyla dengelemek isteyenler için ideal.


Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.



Source link

spot_img

benzer haberler

spot_img