Bu haftanın en çok konuşulan konusu doğal olarak Cannes Film Festivali‘ydi. Ödüller, filmler, tören, partiler, davetliler, kırmızı halı ve marka iş birlikleri de tabii ki çok konuşuldu. Aslına bakarsanız her birimiz için günlerce yazabileceğimiz kadar içerik de çıktı bu süreçte. Ama tüm konuşulanlar arasında bir tanesi var ki benim daha çok ilgilimi çekti. O da 1984 doğumlu Brezilyalı model Izabel Goulard ve bir sene içinde yüzünün geçirdiği değişim. Goulard’ın hikayesi birçok mankeninkine benziyor aslına bakarsanız. Henüz 14 yaşındayken annesiyle market alışverişi yaparken ünlü isimlerle de çalışan bir kuaför ona model olmasını söyledi.
ARTIK 41 YAŞINDA…
Yaşadığı küçük kasabadan çıkıp Sao Paulo‘ya taşınıp modellik yapmaya başladı. Kısa süre sonra kariyerini geliştirmek için Fransa‘ya taşındı. Goulart, 2001’de yani 16 yaşında tekrar Sao Paulo’ya geri dönüp mankenlik kariyerini sürdürmeye başladı. Victoria’s Secret defilelerine katılmaya başlamasıyla şöhreti gittikçe arttı. 2005 yılında taktığı melek kanatları sayesinde dünya çapında ün ve popülarite kazandı. Ve sonuç şu an 41 yaşında olan Goulart birçok lüks markası ile çalışıyor ve yaklaşık 7 milyon dolarlık bir servete sahip. 1.78 boyunda ideal manken ölçülerinde. Yani 90-60-90… 2015 yılında Alman futbolcu Kevin Trapp ile ilişki yaşamaya başlayan Goulart, 2018 yılında sevgilisiyle nişanlandı.

Çift hâlâ mutlu bir beraberliğe sahip. “İdil, ne anlatacaksın Goulart ile ilgili. Nedir Cannes Film Festivali’nde onun bu kadar konu olmasına neden olan şey?” diye sorduğunuza eminim. Festivalde bir lüks saat markasının davetine katılan ve kırmızı halıda yürüyen Goulart, yüzü nedeniyle günlerdir konuşuluyor. Goulart’ın doğal güzelliğini bozduğunu söyleyenler, yüzünü ‘mahvettiğini’ yazanlar… İster istemez ben de sosyal medyada bu kadar çok karşıma çıkan bu fotoğraflara, yoruma ve konunu öznesi olan kadına odaklanmak durumunda kaldım. Goulart dendiği zaman bence hepimizin aklına ilk gelen şey spor aşkı ya da takıntısı… Çünkü onun formuna sahip olmak, bir kadın olarak o karın kaslarına sahip olabilmek başka bir şekilde mümkün değil. Zaten Goulart ile bir araştırma yapmak istediğiniz vakit karşınıza farklı sporları yaparken ki fotoğrafları ve videoları çıkıyor. Neredeyse hayatının en büyük kısmı bu olmuş gibi.

TÜM HAYATI SPOR
41 yaşındaki bir kadın ve internette onunla ilgili bir arama yaptığınız zaman yaptığı sporlar ve yemedikleriyle ilgili makaleler ve röportajlar dışında bir şey çıkmıyor.
“İdil sende mi eleştireceksin Goulart’ı?” diye soranlarınız olacak. Aslında tam aksine.
Karşımızda moda endüstrisinin baskısı nedeniyle çılgınca spor yapmaktan ve az beslenmekten başka bir şey yapmayan bir kadın var. Aşırı spor ve diyetin; kadın vücudundaki kolajen dokusu üzerindeki etkilerini bence herkes biliyordur.
Özellikle 20’li yaşlar sonrasında kilo vermeye çalışmanın vücut sıkılığını nasıl yok ettiğini hepimiz biliyoruz aslında. Bunun önüne geçebilmek için yapılacak tek şey ise ağır egzersizlerle kas yoğunluğunu artırmak.
Ancak kilo vermek ve egzersizler de yüz dokusu üzerinde bir işe yaramıyor.
Ortaya daha da hırpalanmış bir yüz kalıyor. Bu durumun 30’ların ardından nasıl daha da kötü bir hal aldığını da herkes biliyor olmalı.
Özel meyve suları içmek dışında bir şey yapmayan ve tüm gününü pilates, kickboks, koşu ve vücut ağırlığı egzersizleri yaparak geçiriyor oysa Goulart.
Seyahatle ilgili kendisine yöneltilen bir soruya, “Bavulumda her zaman bir ip atlama ipi, şişirilebilir bir sağlık topu ve bir direnç bandı bulundururum. Seyahat için harika bir ekipman.
Antrenmandan sonra protein içeceği içiyorum ve çantamda her zaman bir protein bar bulunduruyorum” diye yanıt veriyor. Tüm hayatının özeti de bu cümleler olsa gerek. Tatilde bile gerçekten tatil yapamayan bir kadın.

FİZİĞİNİ KORURKEN YÜZÜ ÇÖKMEYE BAŞLADI
20’li yaşlarındaki fiziklerini ve vücut sıkılıklarını korumaya çalışan kadınlar az beslenmek ve ağır spor nedeniyle kaybettikleri yüz dokusunu sonrasında çeşitli uygulamalarla geri getirmeye çalışıyor. Bu kayıp yıllar geçtikçe daha da artıyor.
40’larındaki bir kadının 20’li yaşlarındaki gibi görünmesi ise büyük bir çaba gerektiriyor.
Ve doğal olarak sayısız estetik dokunuşla devam eden her gün her gün üzerinde uğraşılması gereken bir süreç.
Izabel Goulart’ın bu fiziğe sahip olurken bu yaşında sadece marketten aldığı kremlerle yüzüne bakım yaptığını düşünmek oldukça naif bir düşünce olurdu.

Ya da sadece aile genlerinin iyi olduğunu düşünmek… Yani hormonlar, yaş, kolajen yapısının ağır spor ve diyetle azalmasıyla birlikte bir kadının yüz hatlarının değişmesini ve bu nedenle bazı işlemler yaptırmak durumunda kalmasını hala neden kabul edemiyoruz bu benim için oldukça merak uyandırıcı bir durum.
Sonra fotoğraflara daha detaylı baktım.
Ciltte ne kadar çok yaş almaya dair detay olduğunu gördüm. Ve tüm bunlar olurken bu kadının hala kusursuz bir fizik, stil, makyaj ve güzellikle kameralara gülümsemeye çalışmasının ne kadar zor olduğunu düşündüm.

ÇOCUKKEN ‘ZÜRAFA’ İSMİ TAKILMIŞ
Bir aile toplantısında tek bir karede biraz kilolu ya da yorgun yüzlü çıktığınızda kendinizi ne kadar kötü hissettiğinizi bir hatırlayın. Tüm bunlar olurken bu kadına yapılan eleştirilen büyük kısmının yine kadınlardan gelmesi de çok acıydı üstelik. Sürekli fiziğine ve güzelliğine dikkat etmek zorunda olan insanların ne kadar büyük bir stres altında olduklarını düşünmeden edemiyorum. Goulart’ın hayatını biraz daha araştırıyorum tüm bu düşünceler içinde. Okul yıllarında çok ince ve uzun boylu olduğu için de sürekli sınıf arkadaşlarının alay konusu olduğunu okuyorum bir makalede. Ona o zaman ‘zürafa’ isminin takılmış olduğunu okuyorum. Mesleğini yapmak için küçük bir yaşta evden ayrılmak zorunda kaldığı için mutsuz olduğunu anlatıyor bir röportajında, “En çok annemin yemeklerini ve dört kardeşimle geçirdiğim zamanları özlüyordum” diyor.



















