
DAHA FAZLA STRES VE YALNIZLIK
Tabii ki burada önemli bir ayrım yapmak lazım: Bir işi en iyi şekilde yapmaya çalışmak başka, mükemmel olmaya çalışmak başka… Bir işi tutkuyla, sevgiyle yapmak insanı besler, geliştirir. Ama mükemmel olmaya çalışmak insanı tüketir. Çünkü mükemmeliyetçilik, tatmin duygusunu elimizden alır. “Daha iyisi olabilirdi” düşüncesi, yaptığımız hiçbir şeyin yeterince iyi olmadığını hissettirir. Ve işin ironik tarafı, mükemmeliyetçiliğin bizi başarıya götürmesi gerekirken, tam tersi olur. Sürekli stres, kaygı ve baskı altında olduğumuz için verimli olamayız. Mükemmeliyetçi insanlar ya işleri erteleyerek ya da sürekli kontrol ederek kendilerini yorarlar. “Ya mükemmel olmazsa?” düşüncesi, işleri bitirmelerini bile engelleyebilir. Bazıları kendini aşırı eleştirirken, bazıları başkalarına güvenemez ve her şeyi kendi yapmak ister. Sonuç? Daha fazla stres, daha fazla yalnızlık…

HATA YAPMADAN ÖZGÜR OLAMAZSIN
Peki çözüm ne? Çözüm, kendini hata yapmaya izin verecek kadar sevmekte… Bırak bazen eksik olsun, bazen yanlış olsun. Çünkü belki de en büyük doğrular, en büyük yanlışların içinde saklıdır. Hayat, planladığımız gibi gitmez. Ama zaten gitmemesi güzeldir. Düşmek de bu yolculuğun bir parçasıdır. Önemli olan düşmemek değil, düştüğünde tekrar ayağa kalkabilmek… Kendine biraz alan tanı. Öyle kusursuz olmaya çalışma. İnsanlar seni mükemmelliğin için değil, içtenliğin için sevecek. Çünkü sen hatalarınla, kırılganlığınla, eksikliklerinle de değerlisin. Sen olduğun hâlinle zaten tam ve yeterlisin. Kendi ışığını görmek için başkalarının onayına ihtiyacın yok. En güzel hâlin, en doğal hâlin. Ve unutma, bazen kusurlar, bizi insan yapan en güzel şeylerdir…

Hayat, bir yarış değil; bir deneyim yolculuğudur. Her adımda hata yapmak, duraksamak, bazen yanlış yönlere sapmak, bazen de geri dönmek zorunda kalmak işin doğasında var. Ama ne garip ki, insan en çok hata yapmaktan korkuyor. Oysa dümdüz, hatasız bir yolculuk, ruhu beslemeyen, karakteri güçlendirmeyen bir yolculuktur. Hataların, sana kim olduğunu öğreten en büyük rehberlerdir. Onlardan kaçmak yerine, onlarla dost olmayı öğren. Çünkü en büyük özgürlük, kendini her hâlinle kabul etmekten geçer. Mükemmel olma çabası seni zincire vurur; o zinciri kırmanın tek yolu ise kendine hata yapma izni vermektir. Bugün, kendine biraz daha yumuşak davran. En iyisini yapmaya çalış ama mükemmel olmak için kendini harap etme. İnsanlar seni kusursuz olduğun için değil, içten olduğun için sevecek. Ve belki de asıl başarı, hiçbir zaman kusursuz olmaya çalışmadan, hayatı tüm kusurlarıyla kucaklamayı öğrenmektir.


















