Gördünüz mü Trump‘ın ne dediğini?
Her zaman Buckingham Sarayı’nda yaşamak istermiş…
“Kral ve Kraliçe ile bu konu hakkında konuşacağım” demiş…
***
Kral Charles‘ın esprisi daha acımasız:
“Sayın Başkan, üzülerek söylüyorum ki, biz Britanyalılar 1814’te Beyaz Saray’da küçük bir gayrimenkul geliştirme işine girişmiştik. 1812 İngiliz-Amerikan savaşını hatırlıyor musunuz? 1814’te İngiliz ordusu Beyaz Saray‘ı ateşe vermişti…”
***
Nasıl dalgalarını geçiyorlar, değil mi?
Birbirleriyle mi?
Eh, evet!
Hem eğlence hem mesaj niyetine…
Ama milletlerle, devletlerle, kurumlarla dalgalarını geçiyorlar.
Kendileri dışında kalan bütün dünya halklarına “Bu yerküre bizim oyun alanımız” mesajını veriyorlar…
***
Dahası var…
Malum Trump daha önce bütün dünya milletleri için “İkinci Dünya Savaşı‘nda biz olmasaydık hepiniz Almanca konuşacaktınız, belki biraz da Japonca…” demişti.
Kral bunu unutmamış belli ki…
Doğrudan Amerikalıları sarsmış ve “Biz olmasak Fransızca konuşacaktınız” diye hatırlatmış…
***
Trump ve Charles’ın konuşmalarına bakarken…
Ah, dedim içimden, hepsi bir sahne oyunu olsaydı keşke!
Biz de gülüp geçen seyirci tayfası…
Ama yok öyle şey!
Hepsi gerçek…
Onlar böyle kendi aralarında eğlenirken…
Ve hırpalanıyoruz, itiliyoruz, kakılıyoruz, ağzımıza bir parmak bal çalınsa, bolca acı boca ediliyor…
Ve en fenası…
Öldürülüyoruz.
Mesela, Gazze’de “ateşkes” kılıfı altında soykırım sürüyor…
Hâlâ su yok, yiyecek yok…
Gazze neye karşı direniyor diye soran varsa hâlâ…
Bu yavşaklığa karşı…
Anglosakson kibri ile siyonist çekirdeğin stratejisinin şeytani işbirliğine karşı direniyor.
***
Son olarak altını çizeyim…
İngilizler sakin sakin ama apaçık bir dille Batılılara “kendi tarihsel güçleri”ni hatırlattılar mı?
Bir durmak gerek…
Bunu hep büyük dünya savaşlarından önce yaptılar…
***
‘HERKESİ TEBRİK ETMELİYİZ’
5-4’lük PSG–Bayern maçını izlediniz mi?
PSG Teknik Direktörü Luis Enrique ne güzel yorumladı maçtan sonra…
“Herkesi tebrik etmeliyiz” dedi Enrique: “Kazanmayı hak ettik, berabere kalmayı hak ettik ve bugün kaybetmeyi de hak ettik.
Muhteşem bir maçtı.” Ne güzel yorum, değil mi?


















